BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Korkusuz bahadır “Demirbaş Hasan”

Korkusuz bahadır “Demirbaş Hasan”

Mohaç Zaferinden sonra Ordu Belgrad’a çekilmişti. Avusturya İmparatoru Ferdinand meydanı boş bularak Budin’i kuşatmış, fakat alamamıştı. Bunun üzerine Osmanlı ordusu Ferdinand’a haddini bildirmek üzere Avusturya üzerine ilerlemeye başlamıştı...



Budin ile Viyana arasındaki yol üzerinde en önemli kalelerden biri Filek kalesi idi. Burasını zaptetmeden daha ileriye gitmek imkânsızdı. Bu kale, o civardaki kalelerin en sarp ve zaptedilmesi en zor olanıydı. Avusturyalılar buraya, “Onun bir kulesine kartallar bile yuva yapamaz, çünkü başları döner” derlerdi... Küçük bir akıncı kolu, bu kaleye gitmekle vazifelendirilmişti. Kaleye ulaşmak için, iki yanı, tepesi zor seçilen dik uçurumlarla kaplı dar “Şeytan Boğazı”ndan geçmek gerekiyordu. Ama ne var ki, Filek’in bir mazgal deliğinden siyah ağzını gösteren dehşetli bir top namlusu görünüyordu ki bu, boğazı boydan boya ateş altına alabiliyordu... Bu top, gülleden başka, düştüğü yerde infilak edip ölüm saçan humbaralar da atıyordu. Bunu anlamak akıncılara pahalıya mal oldu. Tek atışta 70’i birden şehid düştü. Gaziler bu topa “Kanlı Top” adını verdiler... Kırk yiğit seçti yanına... İşte bu korkunç manzaralı ilk gecede, akıncılar arasında bulunan bir yiğit, Şeytan Boğazı boyunca nihayete ulaşan bakışlarıyla kaleyi süzüyordu. Mesafe uzaktı. Ama ay, kara bulutların arasından sıyrılır gibi olunca, soluk, ölü sarısı bir renkle sanki aydınlanıyor ve o zaman mazgal deliği ve oradan uzanan kanlı topun ağzı görülüyordu. Adı “Demirbaş Hasan” olan bu bahadır, topa baktıkça yerinde duramıyordu: “Bre kanlı top!.. Hele az bekle... Ya ben seni, ya sen beni...” Demirbaş Hasan’a bu lakabın verilmesi, gülleyi andıran ve cenkte en tesirli bir silah gibi kullandığı sert kellesi bu defa iyice kızmıştı. Her zamanki gibi ani bir kararla hemen harekete geçti. Kırk yiğit seçti yanına. Demirbaş Hasan, üç merdiven ile uzun ip ve makaralı çengeller hazırlamıştı. Bundan sonra başlarına koyu renkli örtüler sardılar. Uçurumun boğaz zemini boyunca uzayan ince gölgesinden taşmamaya çalışarak kaleye doğru tek sıralı süzüldüler... Filek kalesinin karşı tarafındaki uçurum, zor da olsa tırmanmaya müsaitti. Burada hayli irtifa kazandılar. Oradaki böğürtlen kümeleri arasına girdiler. Dik kayaların gölgesi burada tam üstlerine düşüyordu. Ay ilerleyip de bulundukları yer aydınlanmadan işlerini çabuk görmeleri lazımdı. Böğürtlenlerin üstlerine attıkları siyah keçelerden yürüdüler. Dikenli yığını aşıp uçurumun başına geldiler. Birkaç metre ileride, karşı yamaçta Filek’in duvarı yükseliyordu. “Kanlı Top”un namlusu tam hizalarında ve yirmi metre yukarıda mazgaldan hafifçe çıkmış halde görünür gibi oluyordu... Meğer analar ne yiğitler doğurmuş, yarın görelim...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93274
    % 0.29
  • 4.8047
    % -0.33
  • 5.5945
    % -0.02
  • 6.2521
    % -0.08
  • 189.132
    % 0.05
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT