BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 806 milyar dolarlık pazar

806 milyar dolarlık pazar

Dünyanın kangren haline gelen mülteciler ve insan kaçakçılığı problemi yüzünden yılda 100 bin kişi hayatını kaybediyor. Bunun dünya ekonomisine yıllık maliyeti ise 806 milyar dolar



> Cemil Yıldız İSTANBUL- Arap Yarımadası çevresindeki uluslararası sularda silah kaçakçılığına ve teröristlere karşı devriye görevi yapan ABD ve müttefiklerine ait gemilerden ikisi, geçtiğimiz cuma günü ilginç bir olayla karşılaştı. Denizin ortasında Titanik’in batışı sırasında yaşanan can pazarının bir benzerine şahit olunuyordu. Denizde onlarca insan kurtarılmak için çırpınıyor, “imdat imdat!” çığlıkları yeri göğü inletiyordu. Somali açıklarında devriye görevini yerine getiren ABD gemisi ile Alman fırkateyni, batan bir bottan 89 kişiyi kurtardı. ABD donanmasından yapılan açıklamada batan botun içinde hangi ülkeye sığınmak istedikleri belli olmayan 135 kaçak mülteci vardı. Bottan 41 kişinin kaybolduğu 5 kişinin cesedinin ise denizden toplandığı kaydedildi. Kurtarılan 89 kişiden 84’ü başka bir gemiye nakledilirken geriye kalan 5 kişinin ağır yaralı olduğu açıklandı. İnsanlık sadece seyrediyor Dünya aslında Aden Körfezi yakınlarında yaşanan bu fotoğrafa hiç de yabancı değildi. Bu gün dünya ve BM’in birinci gündem maddesi haline gelen mülteciler ve insan kaçakçılığı problemi küreselleşmenin bir sonucu. Aslına bakacak olursanız, araştırmalar dünyada mülteci sorununun 100 yıl öncesinden daha az olduğunu ortaya koyuyor. Önemli bir fark var tabii, o da, iletişim kanallarının bugün çok etkin çalışması sebebiyle mülteci ve göç sorunu her evin, neredeyse her bireyin dikkatini çekiyor. Televizyonda batan bir teknede ölen insanları gördüğümüzde yüreğimiz sızlıyor. Ancak bunun temel sebebi dünyadaki adaletsiz gelir dağılımı ve fakirlik. Dünyanın yüzde 97’si mülteci Dünya nüfusunun yalnızca yüzde 3’ü doğduğu ülkeden farklı bir coğrafyada yaşıyor. Pek çok ülke mülteci kabul ettiğini beyan etse de, genel olarak pek çok ülkenin mülteci kabulüne karşı geliştirdiği çok önemli ve sert tedbirler var. Mülteci hareketinin dünya nüfusuna etkisi pek çoğumuzun görmediği kulak asmadığı bilgiler arasında yer alıyor. Ancak yalnızca ekonomik boyutuyla değil, sosyal boyutuyla da hayatımızı etkileyecek bir problem olarak karşımızda duruyor. Dünya üzerinde mülteci politikası benimseyen az sayıda ülkeden biri olan ABD’nin 2000-2050 yılları arasındaki nüfusunun 129 milyon kişi artması planlanıyor. Ki bu rakamın 75 milyonunu ülkeye göç edenler oluşturacak. Avrupa 28 milyon azalacak ‘Küreselleşmeli mi, küreselleşmemeli mi’ tartışmalarının iki büyük aktörü şüphesiz ABD ve Avrupa. Avrupa da son yıllarda göç dalgalarından nasibini alıyor. Halen toplu halde ABD nüfusundan yüzde 40 daha fazla nüfusa sahip olan Avrupa kıtasında benimsenmiş ve işleme konmuş bir göç politikasından söz etmek mümkün değil. Yapılan araştırmalara göre, Avrupa kıtasının nüfusu gelecek 50 yıl içinde 28 milyon kişi azalacak. Japonya’nın da durumu farklı sayılmaz. Gelecek 50 yıl içinde bu ülkenin 26 milyon kişi eksileceği tahmin ediliyor. Bu arada sanıldığı gibi göç olaylarının hepsi bir ülkeden bir diğerine geçiş şeklinde olmuyor. En büyük göçler ülkelerin kendi içlerinde yaşanıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin 2004 yılı rakamlarına göre, dünyada 50 milyon kişi mülteci olarak yaşıyor. Açlıktan ölmek üzere olan bu mültecilerin yüzde 70’i savaşlar sonrası kurulan kamplarda sağlıksız şartlarda hayatta kalabilme mücadelesi veriyor. Geri kalan yüzde 30’u ise ülkelerinden kaçarak ekmek parası uğruna ölümü bile göze alıyor. İnsan tüccarlarının iştahını kabartan bu göç hareketi sırasında 2004 yılında ölenlerin sayısı yaklaşık 100 bin kişiyi buluyor. Mülteci sorunuyla birlikte tırmanışa geçen gelişmemiş ülkelerden, gelişmiş ülkelere doğru akan göçün dünya ekonomisine yıllık maliyeti ise 806 milyar dolar. BM İnsan Hakları raporunda yer alan bir tespitte, bu para fakirliğin önlenmesinde kullanıldığı takdirde mülteci sorununun büyük ölçüde ortadan kalkacağı belirtildi. Türkiye trilyonluk rant kapısı Türkiye’de uzun zamandır mülteci hareketlerinin ve kaçak insan ticaretinin yol açtığı dramatik olaylar gündemin maddeleri arasında yer alıyor. Kaçak insan pazarında dönen trilyonluk rant, şebekelerin iştahını kabartıyor. Emniyet yetkilileri, cezası az, kazancı fazla olduğu için suç dünyasına cazip gelen insan ticaretinin önlenmesi için caydırıcı cezaların getirilmesini istiyor. Son aylarda Türkiye üzerinden yapılan kaçak mülteci ticaretinin artması Emniyet’i harekete geçirdi. İzmir polisinin Emniyet Genel Müdürlüğü için hazırladığı raporda, kaçak mülteci ticaretinin, şebekelere trilyonlarca lira kazanç sağlayan organize bir suç haline dönüştüğünün altı çizildi. ‘Umut tacirleri’ olarak nitelendirilen insan tüccarlarının, uluslararası organize suç örgütleriyle bağlantılı çalıştıkları kaydedildi. Türkiye’nin kaçak raporu Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından kaçak insan pazarıyla ilgili hazırlanan rapor tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi. Rapora göre, 2004 yılında 461 bin 588 kişi yasadışı yollardan başka bir ülkeye gitmeye çalışırken Türk Kara Suları’nda yakalandı. Mültecilerin çoğunluğunun Irak, Afganistan, Filistin, İran ve Pakistan uyruklu olduğu belirlendi. 2001 yılı içinde 287 umut taciri yakalanırken, bu sayı 2002 yılında 587’ye yükseldi. Sadece İzmir’de 2003 yılında 20 bin 277 kaçak ele geçirilirken, 2004 yılında bu sayı 30 bin’e ulaştı. Aynı yıl içinde Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine geçmek isterken tekneleri batarak ölen mültecilerin sayısı 187’yi buldu. Geçiş noktası Ege Türkiye’ye, çoğunlukla Hakkâri, Van, Hatay, Ağrı ve Iğdır illerinden giren kaçaklar, Ege Bölgesi’ni geçiş noktası olarak kullanıyorlar. Daha iyi hayat şartlarına kavuşmak için vatanlarını terk eden mülteciler, 500 ile 2 bin 500 dolar arasında giriş ücreti ödüyor. Eğer İstanbul’a ulaşmak isterlerse, 500 ya da bin dolar daha ödeme yapıyorlar. Kaçaklar Avrupa ülkelerine geçmek istediklerinde 2 bin 500 dolar daha veriyorlar. Türkiye’ye mülteciler daha çok, Bağımsız Devletler Topluluğu, Pakistan, Bangladeş, Afganistan, Kuzey Irak ve İran ile Afrika ülkelerinden geliyor. Türkiye’yi geçiş bölgesi olarak kullanan kaçak mülteciler, Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Yunanistan’a gitmeye çalışıyor. Emniyet yetkilileri, insan kaçakçılarının mültecileri denizyoluyla yurtdışına çıkarmak için çok cüzi fiyata tekne ya da gemi satın aldıklarını belirtiyor. Çaresiz Büyükelçilikler Kaçakların, Türkiye’deki büyükelçilikler vasıtasıyla yurt dışına çıkışlarının yapılması gerekirken, sayının kabarık olması büyükelçilikleri de çaresiz bırakıyor. Türkiye, bu sebeple kaçakların masraflarını üstlenip sınır dışı ediyor. Bu arada Amerika’nın Afganistan’a yaptığı operasyonla birlikte Türkiye’ye sığınmak için gelenlerin sayısının daha da arttığı ortaya çıktı. 2004 yılının aynı dönemine göre 2005 yılında kaçak yollardan Türkiye’ye gelen Afganistanlıların sayısında yüzde 50 artış gözlendi. Ceza yok, kazanç fazla! Bir emniyet yetkilisi, “Umut tacirleri yurt dışına kaçmaya çalışan mültecilerden 100 bin dolar topluyor. Bunun 10 bin dolarıyla çürük tekne ya da gemi alıyorlar. Kaçaklar yurt dışına götürüldüğünde tekneler başıboş kalıyor. Yani kaz gelecek yerden tavuk esirgenmiyor” diyerek simsarların ne kadar gözü doymaz olduğunu anlatıyor. Mültecilerin yüzde 50’sinin yakalanmadan yurt dışına çıkmayı başardığını bildiren yetkililer, insan kaçakçılığı pazarının cazip olma sebebini cezasının az, kazancının çok fazla olmasına bağlıyor. Kaçak operasyonlarında yakalanan insan tüccarlarının sayısı 2’den fazla olursa, sanıklar 313. maddeden mahkemeye sevk ediliyor. Operasyonlarda organizatör olarak yakalananların sayısının en fazla 1 ya da 2 olduğuna dikkat çeken emniyet yetkilileri, sanıkların 5682 sayılı Pasaport Kanunu’na muhalefetten 1 aydan 6 aya kadar hapis cezası istemiyle mahkemelere sevk edildiğini söylüyorlar. İnsan kaçakçılığı ile ilgili her hangi bir ceza maddesinin olmaması umut tacirlerinin sayısını hızla çoğaltıyor. AB’nin de gündeminde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Ruud Lubbers, Avrupa Birliği ülkelerinin, mültecilerin menşe bölgelerine yönelik korumayı takviye etme, transit ülkelerde daha geniş kapasite oluşturma ve AB’nin kendi sığınma sistemlerini geliştirme konuları başta olmak üzere mülteci problemleriyle ilgili düzenlemelerini geliştirilebileceğini açıkladı. Lubbers bu yorumları Avrupa İçişleri Bakanları ile Dünya genelinde mülteci sayısının on yıl önce beş milyon civarı iken günümüzde 10 milyonun biraz altında olduğunu belirten Lubbers “Altı milyondan fazla kişinin durumu dünya genelinde sürüncemede bırakılmış. Bu mülteciler büyük sıkıntılar içinde yaşıyor. Temel hakları ve asli ihtiyaçları yerine getirilemiyor. Dışarıdan gelecek yardıma bağımlılar ve kalıcı bir çözüm için umutları da yok” diye konuştu. Lubbers, “Bu insanların statülerini belirlemek ve kalıcı çözümler bulmak için acilen hukuki düzenlemeler yapmak zorundayız” açıklamasında bulundu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT