BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aynı o hesap...

Aynı o hesap...

Aslında “Dışarı diyenler dışarda kaldı” hoş bir espri... Yani futboldaki “Annemizin ligine geri döndük”e tekabûl eden, ortamın diğer esprilerinin arasında kaynayıp gitmesi gereken iğneli bir söz...



Aslında “Dışarı diyenler dışarda kaldı” hoş bir espri... Yani futboldaki “Annemizin ligine geri döndük”e tekabûl eden, ortamın diğer esprilerinin arasında kaynayıp gitmesi gereken iğneli bir söz... Ama bizdeki siyaset anlayışı espri kaldırmıyor... Çünkü bizde sessiz bir alkışla, basit bir sözle, küçük bir kitapçıkla yıkılan hükümetler, beceriksizlik yüzünden yıkılan hükümetlerden daha fazla... “Dışarı diyenler dışarda kaldı’ diyenler, dışarda kalmadan bilmek lazım...” Tebeşir Tozu... “-Beraber ağlamaktaki tatlılık kadar hiç bir şey, kalpleri birbirine bağlamaz...” (J.Rousseau) bizimkiler > Yemekhaneden arkadaşımız Salih’in memleketten arkadaşı geldi... Akşam turnikeden çıkarken herkesi arka cebindeki kartları okutmak için kalçalarını makineye değdirdiklerini görünce, o da yaslandı...Açılmayınca çok şaşırdı... kadınlar & erkekler (Erkekleri sinir etmek için geliştirilmiş süper formüller... Neslihan KK’dan...) -Randevulara 15 dakika geç gitmeyi adet haline getirin. Bir gün, haklı sebepten de olsa geç kaldığında küplere binin. -Yatak yapmayı, ütülemeyi, yemek pişirmeyi, temizlik yapmayı bilmemezlikten gelin... -Annesini eleştirin... En yakın akrabalarının, kardeşinin falan adını unutun... -Vereceği davetten önce en ilgisiz konuda kavga çıkarın ve bütün gece suratınızı asın... -O arabayı sürerken sürekli karışın... Arabanın orasına burasına tutunun; frene basıyormuş gibi yapın. -Uyumak istediğinde, okumasanız da gece lambasını açık tutun... -Çalar saatin sizin tarafınızda olmasında ısrar edin ama çaldığında uyumayı sürdürün... Arkadaşlarınızla saatlerce telefonda konuşun; sonra o sizinle konuşmak istediğinde yorgun olduğunuzu, TV seyretmek istediğinizi söyleyin... -TV`de heyecanla maç seyrederken odaya girip kanalı değiştirin, “Bu belgeseli kaçıramazsın” deyin... -Gününün nasıl geçtiğini sorun; sonra öbür odaya geçin... -Kafası çok fena bozukken çocuk taklidi yaparak konuşun... -Yorganın onun üstündeki kısmını da üstünüze çekin, donsun.... ayaküstü Teksas’ta ponpon kızlara yasak gelmiş... Hazırlanan yasada ahlak sınırlarının aşıldığından falan sözediliyor... Sizin aklınıza gelen ilk gelen şey benim de aklıma geldi... Hani bizim hükümet böyle bir şeye el atsa, ortalığın ayağa kalkacağı... Maç aralarında, basketbol molalarında, bilgi yarışmalarında, yemek tarifi programlarında gördükçe; “Teksas’a çevirdiler burayı” dediğimiz ponpon kızlar Teksas’ta yasaklanıyor... Artık burayı Teksas’a çevirmeleri için dua edeceğiz... Cem Papila’nın ajandası... > Çıktığım ilk maçta 6 kırmızı kart göstererek kendime ait rekor kırılacak... (Büyük takım olacak...) > Çocuğumun odası Lütfi Kırdar Sergi Sarayı’nda basına tanıtılacak... (Onlar mobilyacıyı bulursa rezil oluruz...) > Jöle firmasından gelen reklam teklifi reddedilecek... (Senaryodan Collina çıkarılırsa oynanacak...) > Serhat Ulueren’le “Süper ikili” isimli show programı yapılacak... (Nez’le Gülşen’e rakip olunacak...) Hayata dair... Güzel aşkım, tatlı aşkım, kanayan yaram benim İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri Ve hemen can verdiler iri gözlerin için Mutlu aşk yoktur... ... Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine Mutlu aşk yoktur... ... Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda Bir tek aşk yok yaşayan, gözyaşı dökmeksizin Mutlu aşk yoktur... Böyledir ikimizin aşkı da... - Louis Aragon - Bugünün buluşu > Devamlı yere düşen bir şeye, “Bunun da gözü yerdeymiş” denildi... (06.05.1975 - Aynur’dan...) itiraf reyonu... (isim: ahmet özkaya... şehir: izmir... yaş: yirmialtı...) Eğe Üniversitesi’ndeki arkadaşımın yanına gittim... Sınıvları olduğu için onlara bilgisayar dersi verecektim... Altı kişiydik ve saat gece 12 gibi eve gidiyorduk... Yolda dört çocuğun içki içmesi ve sapıkça hareketleri takıldı... Ben “Efendi olun” gibilerinden bakınca tartışma çıktı ve kavga etmeye başladık... Beni korumak için araya giren Abdussamet isimli can arkadaşım, burnuna çok kötü bir darbe aldı... Arkadaşımın burnunu görünce çok üzüldüm, çünkü bayağı yamulmuştu... Bu duruma ben vesile olmuştum ve kendimi nasıl affettirebilirim diye çok düşündüm... Vicdan azabı çekiyorum, bu özür mahiyetindeki itirafı lütfen yayınlayın... (osoztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) diyAlog...(TGRT - Sizin Sesiniz...) İNCİ ERTUĞRUL: Evden ayrıldıktan sonra hiç kızınızla konuştunuz mu?... KIZI KAÇIRILAN BABA: Bir kez konuştuk... İNCİ ERTUĞRUL: Peki ne dedi size?... KIZI KAÇIRILAN BABA: Telefonda böyle her tarafı titriyordu... *** (Star - Objektif...) BEDRİ BAYKAM: Sizin kafanız almıyor bazı şeyleri... İBRAHİM ÜZMEZ: Senin kafan da leylek yumurtası yuvasına benziyor... temelin yeri Temel’in kayınpederi vefat etmiş... Fadime’nin gözüne girmek için gazeteye ölüm ilanı vermek istemiş... Gazeteye telefon açıp sormuş; “-Vefat ilanı kaç para?...” -Sütun santimi 3,5 YTL... “-Tamam... Rahmetlinin boyunu öğreneyim, ben yine ararım...” sanatik kritik “-Erkeklere her dakika ellerinin içinde olduğunuzu hissettirmek kötü olabiliyor... Abartmadan onların yüreklerini hoplatmak lazım...” (...Hülya Avşar) politik kritik “-Bazılarının alışkanlıkları küçük meselelere odaklı olabilir... Ama artık diz kapağımıza bile gelmeyen bu küçük sularda kulaç atmayız...” (...Tayyip Erdoğan) sportik kritik “-Eskiden Anadol otomobili atlar kemirirdi ama ona sahip olmanın gururunu yaşardık... Şimdi bizim olan şeylerin sayısı o kadar az ki...” (...İlhan Cavcav) Şifa Yemek Öğle Menüsü Mercimek Çorba... Piliç Döner/Piliç Pane... Sade Pirinç Pilavı... Meşrubat... (www.sifayemek.com.tr)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT