BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Saha değil, kokteyl salonu

Saha değil, kokteyl salonu

Hafta içinde oynanan Şampiyonlar Ligi maçları yine yaramı deşti.



KRİTİK Saha değil, kokteyl salonu Hafta içinde oynanan Şampiyonlar Ligi maçları yine yaramı deşti. Başka ülkelerin iyi yaptığı şeyler beni üzüyor, Türk insanı da bu güzellikleri hak ediyor ama neden bize kısmet olmuyor diye... MOURİNHO’DAN BAŞLAYALIM Adam düne kadar sıradan bir İngilizce öğretmeni... İngiliz Bobby Robson’ı takımın başına getirmeye karar veren Portekiz kulübü Sporting Lizbon, eli ayağı ve İngilizce’si düzgün bir adam ararken Jose Mourinho’yu buluyor. Mourinho futbola böyle “bulaşıyor.” Ardından Robson’la Barcelona’ya geçiyor. Robson İspanya’da başarısız olunca yerine Hollandalı Luis Van Gaal getiriliyor. Van Gaal, Robson’ın bütün ekibinin işine son veriyor, bir kişi hariç; Mourinho... İstatistikçi olarak görevine devam ediyor Mourinho... Ve bir gün “Robson ile Van Gaal’in yanında kazandığım tecrübe bana yeter” diyen Jose Mourinho, kendi ülkesi Portekiz’e dönüyor, ligden düşmek üzere olan ünlü Benfica’nın başına... Ligin bitimine 9 maç var ve Mourinho ilk başarısını bu kulüpte yakalıyor, Benfica’yı ligde tutarak.... Ardından Leira’nın başına geçiyor. Bu takımı ilk kez UEFA Kupası’na taşıyor. Bu başarının üstüne Portekiz’in en büyük kulübü Porto ona teknik adamlık teklif ediyor. Ve Porto ile ilk sezonda Portekiz Kupası, Portekiz Ligi ve UEFA Kupası’nı kazanarak kariyerinin zirvesine çıkıyor. İkinci yılında bu kez Porto ile hem Portekiz Ligi hem de Şampiyonlar Ligi’ni kazanarak bu kez Avrupa’nın zirvesine çıkıyor. Ve ver elini İngiltere; hem de dünyanın en yüksek transfer ücreti ile... Chelsea’de yarım asır sonra gelen -açık ara- şampiyonluk... Bunları zaten herkes biliyor, ama şunun için anlattım: Eğer Chelsea yarı finalde elenmeseydi, Mourinho iki ayrı takımla iki yıl üst üste Şampiyonlar Ligi’ni kazanıp dünyada tek olmak istiyordu. Tek kale oynadığı bir maçı tartışmalı bir golle kaybetti. Mühim olan bundan sonrası... DERS BAŞLIYOR Mourinho, herhangi bir dostluk maçını kaybetmiş gibi, önce futbolcularını kanatlarının altın alıyor. Sonra, maçtan önce kendisini iğnelemiş olan rakip hocayı, sonra rakip futbolcuları tek tek tebrik ediyor. Zaten gerek Liverpool-Chelsea, gerekse PSV-Milan maçlarının sonrası derslerle dolu... Maç içinde birbirlerine kıyasıya saldıran futbolcular onlar değilmiş gibi, maç sonunda saha bir anda bir kokteyl salonuna dönüyor sanki.. Herkes birbirini tebrik ediyor, herkes birbirine sarılıyor. HÜZNÜN RENGİ PORTAKAL PSV Eindhoven Milano’daki ilk maçta galibiyet kaçıran taraftı. Rövanşta ise maça ortak olması için lazım olan 2-0’ı bulmuştu. Maçın son dakikasında yedikleri golle çöktüler. Tıpkı diğer Hollanda ekibi, UEFA Kupası’ndaki AZ Alkmaar gibi... Onlar da uzatmanın son dakikasında çöktü. Ve böyle bir elenişin sonrasında bile rakibe sarılarak tebrik etmek, mangal gibi yürek ister! Neyse... Futbolum adına üzülüyorum. Bizi çok kötü kandırıyorlar... NOT: Hep tartışma konusudur; vücudun hangi bölümü ofsayta sebep olur? Ayak geride, kafa ileride olursa örneğin? Ya da tersi... Ya da açık bir kol rakipten daha yakınsa kaleye? Cevabı, “Ayakları ve vücudu önde ise” diye tarif edilmiş genelgede... Kollar hariç. DETAY Do you know? Tahkim Kurulu’nda görev yapmış bir hukukçuya şunu sordum: “Ligimizde oynayan yabancı bir futbolcu, kendi dili ile küfür ederse... Mesela Portekizce... Mesela Hırvatça... Hakemin bilmediği bir dilde küfür nasıl cezalandırılır?” Güldü: “Biz hukukçuların da içinden çıkamadığı bir konudur bu” dedi. “Artık futbolcunun surat ifadesinden, vücut dilinden tahmin etmeye kalıyor iş.” Neyse ki yabancı futbolcuların bu satırları okuma imkanı yok (!), mütebessim bir ifade ile hakeme ana avrat düz gidebilirler! BAŞKA ATALARIN SÖZLERİ “Aşk ile öksürük hiçbir zaman saklanamaz.” (Avustralya) OKUMUŞ NOT ALMIŞIM Vatansız Selma Sultan’ın öyküsü “Terziler, sultanların ölçüsünü uzaktan alırdı. Çünkü, hanedandan birine dokunmak yasaktı.” ... “7 Mart 1924, sabahın 8’iydi ve her yer pırıl pırıldı. Onları İstanbul’dan alıp götüren trende, sıranın üzerine büzülmüş olan Selma, onu terk eden vatanına bakıyordu.” ... “Hindistan’da iki başlı kuşlar vardı... İnsan elinden çıkma... Yeni doğmuş iki güvercini alırsınız, birinin sağ kanadını, diğerinin sol kanadını keser, sonra bunları sıkıca birbirine bağlarsınız. Bundan sonrası zahmetli iştir. Pek azı yaşar. İyi bakım ister. Yarası kapanıp, güvercinler büyüyünce, bunlara uçmasını öğretirsiniz.” (Saraydan Sürgüne, Kenize Murat) TEKLİF Rakip takımların farklı tünellerden sahaya çıkması sağlansın! SAHİBİ BELLİ SÖZLER “Sen de mi Brütüs?”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT