BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bir annenin ibretlik hikayesi

Bir annenin ibretlik hikayesi

Umutlarını bavuluna yükleyip 36 sene önce Almanya’ya giden Gülşen teyzenin bir oğlu uyuşturucunun esiri olunca ne bavulu kaldı ne de umudu...



> Röportaj: Osman Saka - Cihat Yanık 1969 yılında Almanya topraklarına ayak basmıştı. Acabalar ve ümitlerini tahta bavuluna yüklemiş, 18 yaşında Sirkeci’den kalkan trene atmıştı kendini. Nereden bilecekti ki başına gelecekleri?.. Herkes aynı hevesle gelmemiş miydi zaten?.. “Üç kuruş kazanır, geri döneriz. Hani bir traktör parası, oğlana bir iş, kızı da unutmayalım... Aaa, ya torunlar.” Parası boldu, ama bereketi yoktu ve tadı bir farklıydı buraların. Sanaldı sanki zevkler. Tatlar ise her zamanki gibi yapaydı. Şimdi geçmişe yönelik nostaljik göndermeler yapıyor Gülşen teyze. Kim bilir belki de yakında gidecek buralardan... Çalıştı, çabaladı. Hedefi belliydi: Başı hep dik olmak. Ve dediğini yaptı... Yaş artık yavaş yavaş kemale ermiş ve evlenmeye karar vermişti. Hani Türkiye’den gelenler daha iyi olur ya, hani onlar söz dinlerler ya, hani onların henüz gözü açılmamıştır ya!.. İyi babalık yaparlardı, bugün olduğu gibi bu düşünce o günlerde de ağır basıyordu konu evlilik olunca. Gülşen teyze de Türkiye’den evlenmiş ve büyük uğraşlar vererek eşini Almanya’ya getirmişti. Mutluydu, taaa ki... 10 yıl çocuğu olmadı “10 yıl... Dile kolay, tam 10 yıl çocuğumuz olmadı evladım. Yanıp tutuştuk, kimseye laf anlatamadık. Haa utanıyorduk bir de.. Çocuk olmaması o dönemlerde çok ayıp sayılıyordu. Sonra Allah’ım bize nur topu gibi iki evlat verdi. Hani insan bir şeye ulaşmak ister ulaşamaz, ulaştığı zaman da kıymeti olmaz ya... Ahhh şimdiki aklım olsa.” deyip derin derin nefes alıyordu Gülşen teyze. “Olmadı evladım... Yapamadım katlanamadım.. Eşimle ayrıldık. Çok zor be evladım... Oysa birbirimize söz vermiştik. İyi günde kötü günde diye. Nasip be oğlum. Evliliğimizi noktaladık” diyor Gülşen teyze. * Neden ayrıldınız? - Ne sen sor, ne ben anlatayım oğlum. Doluydu Gülşen teyze.. Anlatmak istiyordu fakat kelimeler boğazına düğümleniyordu. Belli ki sebeplere girmek istemiyordu... Kan ağladığı kesindi. Çocuklar. Evimizin direği, gözbebeğimiz. Acılarında da ağlarız, sevinçlerinde de. Ve bunun adına da mutluluk gözyaşları deriz. Konu çocuklar olunca Gülşen teyze bardaktan boşanırcasına ağlamaya başlıyor. Tabii biz de şaşırıyoruz. Duruyor ve ekliyor: - Girmesek konuya evladım? * Neden? - Çünkü. * Neden? - Madem istediniz anlatayım. Yıllar önce oğlum Sinan bir okul gezisine gitmişti. Sabah erkenden kalkıp elbiselerini hazırlamıştım. Çok mutluydum. Oğlum büyümüş ve okuluyla birlikte geziye gidiyordu. Benim oğlum büyük adam olacaktı. Biz Almanya’da ezilmiştik fakat o hep başı dik gezecekti. Otobüse kadar kendim götürdüm... El sallayıp dualarla uğurladım kendisini. İşte ne olduysa bu gezide oldu evladıma. Okul arkadaşlarından birisi ‘uyuşturucu’ denen illetle tanıştırmıştı kendisini. Şakadan, tadına bakayım diye başlamış ve esiri olmuştu bu illetin. Artık oğlum farklı bir kimliğe bürünmüştü. Bakışları bile farklılaşmıştı. Söz dinlemez olmuştu. Eve gelmiyordu... Yapma etme evladım yakarışlarımızı, kesinlikle duymuyordu. İyiden iyiye kaptırmıştı kendisini. Çok uğraştık, fakat nafile. Zehiri kullanıyor * Halen bu zehiri kullanıyor mu? - Maalesef. * Tedavi ettirmeyi düşünmüyor musunuz? - Kimse yardımcı olmadı be evladım. 36 yılımı verdim buraya. Vefa borcu olarak keşke yardım etselerdi. Yalvarıyorum fakat boşuna. Çok zoruma gitti. Ömrümü verdiğim, gençliğimi heba ettiğim Almanya’da hor bakılır hale gelmiştim artık. Bunu iyiden iyiye hissediyordum. Oğlumu kurtarmak için her şey yaptım. Fakat kimse ilgilenmedi. Artık pes ettim. Ölümümü bekliyorum. * Neden başladı uyuşturucuya? - Ben de bilmiyorum. Bir dönem çalıştı. O dönem bıraktı bu illeti. Fakat şimdi öyle bir döneme geldik ki. Kazık kadar adam oldu. İş yok kimse iş vermiyor. Meslek desen kimse yanına alıp çalıştırmıyor bile. Sanırım oğlum uyuşmayı kurtuluş olarak görüyor. * Kimse yardımcı olmadı mı? - Şu gurbette Allah’tan başka kimsem yok. Ne bayramda kapım çalınır ne seyranda hatırlanırım. Dört duvar ve ben. Bahçemde soğan yetiştiriyorum. Şimdi Türkiye özlemimi gideriyorum bahçemle. * Boşanmanız nasıl etkiledi evladınızı? - Çok dövdük be evladım. Türkiye’deki gibi evlat yetiştirmeye çalıştık. Terbiyenin yolunun dayaktan geçtiğine inanıyorduk. Fakat yanılmışız. Ben de dövdüm babası da... Sanki dayak adamı adam ediyormuş. Ahh kafam ah. Kimse evladını döverek terbiye vermeye çalışmasın... Ailelere sesleniyorum: Sakın çocuğunuzu dövmeyin. Attığınız her tokat sizden uzaklaşmasına sebep olur... Belki korkar, ürker fakat başka yönlere yelken açabilir. 4 yıldır işsiz * Nasıl geçiniyorsunuz? - Evladım, 4 yıldır işsizim. Hartz IV kapsamında geçiniyorum. Başka gelirim yok. * Peki oğlunuz uyuşturucuyu nasıl temin ediyor? - Bilmiyorum, nereden buluyor, nasıl alıyor. Çok arkadaşı var. Hepsi de ipsiz sapsız. Türk arkadaşı hiç yok. Hepsi İtalyan ve Alman. Birileri benim oğlumun uyuşturucuya başlamasına sebep oldu. Oğlum da birkaç arkadaşını alıştırmış. Bazen telefon konuşmasına şahit oluyorum. Kahroluyorum fakat bir şey yapamıyorum. * Türkiye’ye dönmeyi düşünmüyor musunuz? - Yavrumun kurtulması için bu çare olacaksa gitmeye hazırım evladım. Son çarem bu... Nasıl olsa burada yabancıyız. Hiç değilse orada ölelim. * Kaç yıldır gitmiyorsunuz Türkiye’ye? - Çok uzun zaman oldu gitmeyeli. Oradakileri de unutur hale geldim. İşte yıllar önce başlayan, şarkılara, türkülere konu olan gurbet beyaz bir sayfayı daha karartmaya yetmişti. Aslında herkes gurbette değil mi? Bir gün göçüp gidilmeyecek mi ebedi hayata. Hepimiz gitgide uzaklaşıyoruz özümüzden... Bazı değerlerimizi kaybetmesek de iyice uzaklaştığımız kesin... İple çekiyoruz çekmesine yazın gelişini, baba ocağına, ana kucağına döneceğimiz günü. Fakat... Üzülmemek elde değil Gülşen teyzenin haline. Kim bilir daha kaç Gülşen teyze var her gün aramızda yaşayan acısını gizlemeye çalışan?.. Zaman su gibi akıyor. İnsan oğlu her şeye alışıyor... Yeni yeni şeyler keşfediliyor. Her şeye çareler bulunuyor. Her şey satılıyor satılmasına da yalnızlık ve sevgisizliğin ilacı satılmıyor eczanelerde. Gülşen teyze bir anne.. Çok çektiği de kesin. Ve bugün Anneler Günü. Var mısınız Gülşen teyzeyi bir günlüğüne dahi olsa sevindirmeye. Gülşen teyze çok şey istemiyor ki sadece hatırlanmak ve oğlunu bu illetten kurtarabilmek. Gözünü uyuşturucuyla mücadele eden gönüllü kuruluşlara ve soydaşlarına çevirmiş. Boşu boşuna dememişler, “Kiminin parası kiminin duası” diye... Gülşen teyzenin gülen yüzü olmak isterseniz bizi aramanız yeterli. Annesinin göz bebeğiydi Minik Sinan, annesinin gözbebeğiydi. Yıllar geçti, büyüdü ve okula başladı. Bir okul gezisinde tanıştığı uyuşturucunun müptelası oldu. Frankfurt’tan yaklaşık 60 km uzaklıktaki bir kasabada ikamet eden yüreği yaralı anne Gülşen teyze, bir ara huzurevinde çalışmak istemiş. Fakat önüne engel olarak “Müslüman olması” çıkarılmış. Ayrımcılıkla karşılaşan dertli anne, “36 yılımı verdiğim Almanya’da bu da mı başıma gelecekti?” diyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95788
    % 1.81
  • 4.7509
    % -0.88
  • 5.5663
    % -0.82
  • 6.2404
    % -0.78
  • 188.213
    % -0.9
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT