BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kurtlar Vadisi’nin koyunları

Kurtlar Vadisi’nin koyunları

Geçen gün küçük bir iş yeri olan arkadaşım, “Filanı işten atacağım” dedi... Filan dediği, gidip geldikçe benim de karşılaştığım bir genç..



Geçen gün küçük bir iş yeri olan arkadaşım, “Filanı işten atacağım” dedi... Filan dediği, gidip geldikçe benim de karşılaştığım bir genç.. Çocuğun dengesi bozulmuş..Kurtlar Vadisi’ndeki bilmem kim gibi yürüyor, konuşuyor, giyiniyor, davranıyor, dedi.. Eskiden böyle tiplere hayal âleminde yaşıyor derlerdi. Şimdi hayallerin de şablonu var: Herkes bir dizide yaşıyor. Önceki gün falan yere giden bir araç bekleyenin önünde bir minibüs durmuş. Biz eskiden minibüs derdik..Şimdi çeşit çeşit adları var..Özel döşemeleri olan, koyu camlarından içerisi gözükmeyen..içinde kanepesi, büfesi, telefonu, televizyonu olan araçlardan..İçlerinden biri tanıdık mıymış, tanıdığın tanıdığının abisi miymiş..her neyse.. -Buyurun, sizi bırakalım, demişler. Anlatan uzun tariflere girmiyor, özetliyor: Hani şu Kurtlar Vadisi’nde bilmem kimin bindiği araçlardan.. İçindekiler kısa sakallı, takım elbiseli, gencecik insanlarmış. -Ne iş yapıyorlarmış, dedim. -Anladığım kadarıyla belli bir işleri yok ama iyi para kazanıyorlar, dedi. İnsan bir işi olmadan nasıl iyi para kazanır? Bu konuda da bayağı geri kalmışım. Eskiden belli bir işi yok amadan sonra, “Kirada mülkleri var, işhanı var, daireleri var, bankada epeyce parası var” denirdi. O tipler de koyu camlı, özel döşemeli araçlarla konvoy halinde dolaşmazdı. ..... “Ah-vah, ne olacak halimiz” grubundan değilim. Bu kötü mü iyi mi onu da bilmiyorum..Bazan “daha beter olsun” demek de geçiyor içimden..Daha beter olsun derken, önce bu gidişatın kötü olduğunu kabul etmek lazım..Kötü diyen yok..Kötü diyenler için iyinin tarifi de yok. ..... Yine bu dizilerin tutkunlarını çizgi film seyircisi çocuklar kadar masum buluyorum. Çizgi film kahramanlarına özenip, beşinci kattan uçarak aşağı inmek isteyen çocuklardan farkımız var..Onlar biraz büyüyünce bu işin olmayacağını anlıyorlar.Biz büyüdükçe küçülüyoruz. ..... Yine enteresandır kahramanlarımız kadar düşmanlarımızı da ekranlardan seçiyoruz. Artık çok kimse önüne konulan şablon üzerinden akıl yürütüyor. Memleket nasıl soyuluyor, biliyor. İpler kimin elinde biliyor. Devletin dibe köşeye nasıl nüfuz ettiğini de biliyor. Geriye tek problem kalıyor: İyi-kötü kahramanların ve kurumların gerçek hayattaki muadilini bulmak.. Daha da enteresanı şu: Seyirciler yaşlısıyla, genciyle kendilerini hep önemli karekterlerle özdeşleştiriyor.Yani hep güdülen kitleden olduğunu kabul etmiyor. Bu hesapla, gerçek hayatta sıradan vatandaş gibi yaşayacak kimse kalmıyor. Yani seyircilere orada heveslendikleri roller gerçek hayatta verilse, memlekette vatandaş kalmıyor. Süfli işleri yapacak insanları hep dışardan tedarik etmemiz lazım. ..... Dizideki mantıkla gidince, uçan kuştan duran taşa kadar her yere nüfuz eden devlet, yayın dünyasına niye nüfuz etmiyor acaba? Şöyle diyebelirsiniz: Kim söylüyor etmediğini.. Tamam o zaman ediyorsa, bugünkü manzara arzu ettiği manzara mı, yoksa arzu ettiği noktaya getiremiyor mu? Getiremiyorsa yine bir acizlik var..Getiriyorsa, bu tablodan beklediği ne..Bir muradı, hesabı olmalı. Bu kadar insanın narkozlanmış gibi o tarafa bu tarafa savrulması.. en çok kimin işine yarar?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT