BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hak eden kazansın!

Hak eden kazansın!

Diyanet İşleri Başkanlığı, zaman zaman yurt dışı teşkilatında görevlendirmek üzere sınavla eleman seçmektedir. Bu sınavda; Milli Tarih, M. Coğrafya, Genel Kültür ve mesleki bilgilerden sorular sorulacağı duyurulmaktadır.



Diyanet İşleri Başkanlığı, zaman zaman yurt dışı teşkilatında görevlendirmek üzere sınavla eleman seçmektedir. Bu sınavda; Milli Tarih, M. Coğrafya, Genel Kültür ve mesleki bilgilerden sorular sorulacağı duyurulmaktadır. Diğer kurumlarda bu tür sınavlar objektif bir şekilde ÖSYM’ye yaptırılırken; Diyanet, oluşturduğu 4-5 kişilik süper(!) komisyonla sözlü olarak sınavı yapar ve her bir adayın 4-5 dakika içerisinde yeterli olup olmadığını ölçüverir. Böyle olunca işin içine referanslar girmekte, hatırlı görevliler birkaç kez yurt dışı görevine giderken, taşradaki 70 bin görevli ise defalarca sınava katılmasına rağmen kazanamamaktadır. Yurt dışı sınavına girme şartlarını taşıyan toplam kaç personelin bulunduğu, bunlardan kaç kişinin hiç gitmediği, kaç kişinin de defalarca gittiği açıklanmalıdır. Hac görevine de bazı “seçkin” görevliler defalarca giderken, 70 bin görevli bütün çalışma hayatı boyunca hiç gidememektedir. İki sene önceye kadar bayan görevliler hiç sınava alınmaz, hangi bayanların o göreve layık olduklarını il müftülerimiz bizzat seçiverirlerdi. En başta gerek hac gerekse yurt dışı sınavı için “daha önce bu görevlere hiç gitmemiş olmak” şartı getirilmelidir. Böylece aynı hatırlı görevlilerin 8-10 defa gitmesi engellenmiş olur. Bu görevler için yapılacak sınavı ÖSYM yapmalı, soru tesbitinde İlahiyat Fakültelerinden istifade edilmelidir. Sınav sonuçları ve soruları sonradan açıklanmalıdır. Kayırmalara, suiistimallere kapı aralayan sınavlarda niçin hâlâ ısrar ediliyor, anlamak mümkün değil. Bırakınız, üst düzeyde olsa, müftü de olsa, imam da olsa adil olarak aynı sınava girsin, hak eden kazansın... > M.A. Kılıç (Emekli Müftü) Çocuğunun ilacı için gelen anneye böyle mi davranılır? Sağlık Bakanlığı’na; Oğlum Uğur Gençdoğan rahatsız, bazı ilaçları düzenli olarak alması gerekiyor. Bu gibi durumlarda ilgili heyetlerce verilmiş raporlarını götürür, ilaçlarını yazdırırız. Her defasında ilaç için hastaneye götürmemizin mümkün olmadığını doktorlar da biliyor. 06.05.2005 günü de eşim oğlumun raporlarını alarak, Eyüp Devlet Hastanesi Gaziosmanpaşa Semt Polikliniği 3. Dahiliye’ye gidiyor. Hasta bulunmadığı için doktorun yanına gidip raporu gösteriyor, ilaçları yazmasını rica ediyor. “Bugün git, pazartesi günü numara al öyle gel” diyerek geri çeviriyor. Eşim durumun aciliyetini açıklıyor, derdini kimseye anlatamıyor. Halbuki bir muayene olmayacak; tamamen yasalara uygun bir şekilde, raporlara dayanılarak ilaç yazılacaktı. İlgili doktor da meşgul değildi, rahatlıkla ilacı yazabilirdi. Diğer yetkililer yardımda bulunmamışlar... Sağlık Bakanı, vatandaşın hastanelerde mağdur edilmeyeceğini sık sık tekrarlıyor. Bu davranış vatandaşı mağdur etmiyor mu? Doktorluk; hasta çocuğunu evde bırakıp, ilgili raporları göstererek çocuğu için ilaç isteyen bir annenin yalvarmalarına duyarlı olmayı gerektirmez mi? > Nihat Gençdoğan-İSTANBUL
Reklamı Geç
KAPAT