BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Osmanlı’nın ayıbı yoktur

Osmanlı’nın ayıbı yoktur

Avrupa aydınlanması tezgahından geçmeyen bir milletin soykırım yapamayacağını belirten Alatlı, “Dolayısıyla Türklerden soykırım çıkmaz. Böyle bir kavram Osmanlı’da hiç olmadı. Bu konuda örnek bir milletiz. Türkler gerilim ve cinayet filmi bile çekemez” dedi.



İSTANBUL - Yazar Alev Alatlı, Avrupa aydınlanması tezgahından geçmeyen bir milletin soykırım yapamayacağını belirterek, “Dolayısıyla Türklerden soykırım çıkmaz. Türkler gerilim ve cinayet filmi bile çekemez” dedi. TGRT HABER TV’de canlı olarak yayınlanan, Genel Yayın Müdürümüz Fuat Bol ile yazarımız İsmail Kapan’ın birlikte hazırlayıp sundukları “Çerçeve’den Yansımalar” programının bu haftaki konuğu, yazar Alev Alatlı oldu. Ünlü yazar, aydın kavramı, Türk fikir hayatı ve aydınlarımızın durumu ile güncel konular hakkında Bol ile Kapan’ın sorularını cevaplandırdı. Hınçak PKK gibiydi Sözde Ermeni soykırım iddialarını değerlendiren Alatlı, Türkler’den soykırım çıkmasının mümkün olmadığını belirtti. İmparatorluğun dağılmasının acılı bir dönem olduğunu belirten Alatlı şunları söyledi: “Bu dönemde dünyanın yüzde 85’i sömürgeleştirilmiş. Bu dönemde 2 parti kuruluyor. Birisi Hınçak partisi, Cenevre’de kuruluyor. Batı sömürgelerine karşı eylem yapacak ve bunu da Osmanlı topraklarında gerçekleştirecek. Adı siyasi parti, ama silahlı bir çete, PKK gibi. Tam tavuk kümesindeki bir tilki. Taşnak da öyle. Bu böyle feci bir dönemdir.” Bizde soykırım olmaz “TTK Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu hakkında gündeme gelen iddiaları da eleştiren Alatlı, “Doğrudan düşünce suçuna yönelik nefret kanunlarına karşı bu gün batıda bir eleştiri yok. Soykırım yapabilmek için Avrupa aydınlanması tezgahından geçmeniz gerekir. Katliam olur, başka şey olur, ama soykırım olamaz. Soykırım için bir ırk olması gerekir. Bu da bizim için söz konusu değildir. Daha 1950’lerde beyaz ırkın zencilerden daha zeki olduğuna dair kitaplar yazıldı batıda. Afrika altınları için milyonlarca zenci öldürüldü. Gaz odalarında insanlar öldürüldü. Böyle bir kavramı olmayan milletlerde ise soykırım olmaz. Eğer Avrupa aydınlanmasından geçmediyseniz bu mümkün değil. Dolayısıyla Türklerden soykırım çıkmaz. Türkler iyi gerilim filmi, cinayet filmi bile çekemez. Ama açın batı filmlerini, cinayetin bin bir türlüsünü görürsünüz” dedi. Osmanlı örnek bir yapı Alatlı şöyle devam etti: “Bu konuda yerli aydınların, isimlerinin önünde profesör de yazsa önemli değil. Bu eğitim sisteminde profesör olmak o kadar da zor değil. Siz bu ünvanların yüzde yüz liyakatına inanıyor musunuz. Bu belki de her yerdeki dağınıklığımızın bir göstergesi. Fazla kaale alınmamalı. Kaldı ki biz İspanya’dan gelen yahudileri korumuşuz. Biz bu konuda örnek bir milletiz. Osmanlı’nın ayıbı yoktur. Yıllarca iç içe yaşamış dost olmuş bir bir topluluktur.” Kendimizi inkara zorluyorlar Alatlı, Türk toplumu üzerinde 200 yıl önce başlayan yabancılaştırma hareketinin son dönemlerde hız kazandığına dikkat çekti. Yabancı hayranlığının aydınlarla sınırlı olmadığını belirten Alatlı, bunun toplumun bütün katmanları için geçerli olduğunu söyledi. Toplumumuzun son 200 yıldır, yaşayabilmek için kendini inkar etmek durumunda bırakıldığını belirten Alatlı, “Bir kişiye 40 gün deli derseniz deli olur. Bu toplum 200 yıldır her alanda bu durumla karşı karşıya. Bu o kadar ileri gitti ki, insanları kendi bedenlerinden nefret ettirecek hale getirildi. İnanç, kılık kıyafet, şekil şemal her alanda uygulandı. Bu toplum ne yapabilir. Durum böyle iken batıya en yakın duran ‘aydın’ dediğimiz, mürekkep yalamış kimseler de toplumun içinden seslenemiyor. Dolayısıyla bu kimseler ön plana çıkıyor” dedi. Batılılaşma tezgahı Alatlı, batılılaşma yolunda aydınların rolü konusunda ise şunları söyledi: “Batılılaşmanın doğrusu olamaz. Çünkü bu ittirerek yapılır ve yanlışa çarpmadan olamaz. Eğer Fransız aydınlanması tezgahından geçmemişseniz siz her zaman doğulusunuz. Bütünüyle maddeci olan bu tezgâhtan geçilmesi gerekir ki bunu onlar bile tam olarak beceremediler. Bizim yapabilmemiz mümkün değil.” Karnı açık kızlar Her şeye rağmen Türkiye’nin Türk soluna çok şey borçlu olduğunu belirten Alatlı, “Her zaman 12’den vuramazsınız. Geriye baktığınızda Türk solu hatalarına rağmen bir çok şey yapmıştır. Toplum olarak aydınlardan bir çok şey bekliyoruz ve hep aydınlardan bekliyoruz. Halbuki toplumun diğer fertlerinin de görevleri vardır. Bazı aydınların batıya ‘ben de sizdenim’ şeklinde yaklaşması vardır. Ama salgın varoşlara kadar yayılmıştır. Bugün karnı açık kız çocuklarının durumu bunu gösteriyor. Almanya’ya giden bir kişi bir gün sonra gelip başına taktığı şapka ile kendini Alman gibi görüyor. Dolayısıyla her şeyi aydınlardan beklemeyip, toplum olarak bu medeniyet seviyesi yakalanmalı” şeklinde konuştu. Ahlâksız düzen olmaz Her şeyi yasalarla düzenlemenin mümkün olmadığını belirten Alev Alatlı, bunun üzerinde bir ahlakla düzenin kurulabileceğini belirtti. Alatlı, “Bunu sözde Ermeni soykırımı iddialarında da görüyoruz. Eşkıya hiç bir zaman hükümran olmaz. Şu anda bütün dünya insanının önüne konan ‘tek yol kapitalizm’ gibi kavramlarla yürümez. Fransız devriminde insanoğlunun rasyonel olması halinde kavgaların biteceğine inandılar, ama görüldü ki akıl ahlaka yetmiyor. Bunun en ağırlarını bolşeviklerde yaşadılar. Görülüyor ki böyle gitmedi, gitmeyecek. Zekanın ahlaklı olmasının mümkünü yok. Sınırsız özgürlüğün şerre bükülme ihtimali hayra bükülmesi ihtimalinden daha fazla” dedi. Dilimize sahip çıkalım Çamurun içinde beyaz elbise ile gezilemiyeceğini belirten Alatlı, dil konusunda da diğer konulardaki sıkıntıların yaşandığını söyledi. “Toplumlar hedefsiz kaldıkları zaman dağılırlar” diyen Alatlı, Türkçe’nin bir bilim dili olamayacağını söylemenin doğru olmadığını vurguladı. Bu konuda yaçıklama yapan profesörün konuyu bilmediğini belirten Alatlı, yaptıkları uluslararası bir araştırmada da Türkçe’nin üstünlüğünün ortaya çıktığını söyledi. Dil konusunda özellikle annelere büyük görevler düştüğünü belirten yazar Alatlı, annelerin çocuklarının ellerinden tutup ille de yabancı dil diye koşuşturmamaları gerektiğini kaydetti. Bize ne lazım? Alatlı, AB üyelik süreci ile ilgili olarak da şunları söyledi: “Bizim, bize ne lazım diye düşünmemiz lazım. Sürekli gidip hazır giyim almamamız gerekir. Kendi medeni projemizi geliştirmemiz lazım. Bu cehaletten kurtulmalıyız. Benim neyim bu dünyaya iyi gelir konusunu düşünüp, uygulamamız gerekir. Bu noktada da ciddi bir okuma tembelliği var. İçinden çıkılması gerçekten zor ama oturup düşünülmesi gereken bir durum. İnsanlara kendimiz için düşünmeyi öğretmeliyiz. Türkiye’nin bir inanç haritasının bile çıkarılması lazım. Ne kadar Müslümanız. Ne durumda olduğumuzu görmemiz lazım. Ona göre de çalışma yapmalıyız.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT