BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Osmanlı Milletler Topluluğu -III-

Osmanlı Milletler Topluluğu -III-

Bundan önceki iki yazımda “Osmanlı Milletler Topluluğu”nun, “İngiliz Milletler Topluluğu”ndan önce kurulduğunu anlatmış ve ilklerini belirtmeye başlamıştık... Non Assimilation=Benzeşmeye hayır ve dini hoşgörü ilkelerini anlatmıştık. Üçüncü bir ilke olarak Müslüman Prensliklerle dini bağları gösterebiliriz...



Bundan önceki iki yazımda “Osmanlı Milletler Topluluğu”nun, “İngiliz Milletler Topluluğu”ndan önce kurulduğunu anlatmış ve ilklerini belirtmeye başlamıştık... Non Assimilation=Benzeşmeye hayır ve dini hoşgörü ilkelerini anlatmıştık. Üçüncü bir ilke olarak Müslüman Prensliklerle dini bağları gösterebiliriz... Türk İmparatorluğunun Müslüman Prensliklerle kuvvetli bağları vardı, zira Sultan, aynı zamanda onların Halifesi idi. Türk Sultanı onaltıncı yüzyılda Mısır’ın fethi ile halifeliği aldı. Kuzey Afrika’nın Müslüman Prensleri güçlü Sultanın egemenliğini Sultanın aynı zamanda Halifeliği bakımından kabul ettiler. Kırım, onbeşinci yüzyılda Sultanın egemenliğini kabul etti. Zira ortak din ilişkilerini yönlendiren unsurdu. Bu, Küçük Kaynarca Antlaşmasının Kırım’ı Osmanlı İmparatorluğundan ayırmakla beraber Sultanını Kırım’ın ruhani lideri olarak tanıması ile sabittir. Beşinci ilke her milletin kendine özel haklar ile tanınmasıdır. Her ne kadar hepsi için bazı genel ölçüler tesbit edilmişse de her milletin kendi meseleleri ve imkanları, ilişkileri ile tanındığı, imparatorlukla ayrı ilişkileri olduğu tespit edilmişti. Her millet kendini yönetiyordu. Mesela Akkerman Antlaşmasına ekli 7 Ekim 1826 tarihli Acte Separe’ye göre Eflak Buğdan Hospodarları her bir prensliğin bir Boyarlar Meclisi tarafından seçiliyordu. Boyarları da Eflak ve Buğdanlılar seçiyordu. İdam ve af savaş ve barış konusundaki mutlak yetkileri Hospodarlardan alınmış, bir divana verilmişti. Bu çok ilginçtir. Zira Osmalı ve Rusya Doğu Avrupa’da parlamentoyu kabul eden son iki devletti. Ve bu iki devlet mutlak bir hükümdarın yetkilerini bir meclise devrediyorlardı. Vakıa divan bütün halkı temsil etmiyor; sadece asilzadelerle ruhbanı temsil ediyordu. Ama İngiltere’de 1867’ye, İtalya’da 1882’ye ve Belçika’da 1893’e kadar mülkiyet ve okur yazarlık imtihanları seçmenliği halkın sadece % 1’ine hasrediyordu. (Carlton J. H. Hayes, A Generation of Materialism 1871-1900) New York Harper and Brothers, 1941, s. 54) Eflak ve Buğdan’a temsili bir meclis seçme imtiyazı 1826’da verilmiştir. Buğdan için çıkarılan bir Reglement Organique 1834’te Buğdan’ın bir başpiskopos, iki piskopos ve 13 bölge temsilcisinden mürekkep bir teşrii meclis seçmesini öngörüyordu. Eflak genel meclisi her eyalet için 4 Rum Piskopos, 123 Boyar, 36 küçük asil ve 27 köylüden mürekkepti. (British and Foreign State Papers, s. 1245) Devam edeceğiz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT