BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Biz alkışımızı ödünç veririz

Biz alkışımızı ödünç veririz

Önce yabancı örnekle başlayalım. Bildiğiniz gibi bu yıl İngiltere Ligi’ni Chelsea şampiyon bitirdi. Bitime üç hafta kala... 50 yıl sonra gelen bu şampiyonluğu saha içinde futbolcular, eş ve çocukları ile kutladıktan sonra coşku dalga dalga Londra sokaklarına yayıldı.



KRİTİK Önce yabancı örnekle başlayalım. Bildiğiniz gibi bu yıl İngiltere Ligi’ni Chelsea şampiyon bitirdi. Bitime üç hafta kala... 50 yıl sonra gelen bu şampiyonluğu saha içinde futbolcular, eş ve çocukları ile kutladıktan sonra coşku dalga dalga Londra sokaklarına yayıldı. Şampiyon Chelsea, üç gün sonra Manchester deplasmanına çıktı. İki sezondur çok çektirdikleri, hem ligde hem kupada yendikleri Manchester United’la lig maçını oynamak üzere... Beş maçtır rakibini yenemeyen Manchester’li futbolcular, şampiyon Chelsea’dan önce sahaya çıkıp ikiye bölünerek karşılıklı dizildiler, tünelden çıkan Chelsea’lı oyuncular bu rakip futbolcuların arasından geçerken, Manchester’lılar onları alkışladı. Ve bu maç da kıran kırana geçti; yine Chelsea (3-1) yendi. Maç sonunda bu kez Old Trafford’u dolduran 67 bin 800 kişi, kendi takımlarını yenen şampiyon Chelsea’yi alkışladı. Şimdi bize dönelim. G.Saray-F.Bahçe Türkiye Kupası finalini Olimpiyat Stadı’nda izledik. Her Galatasaray golü geldikçe Fenerbahçe tribünlerinden azalma oluyordu. Beşinci golden sonra da seyirci tamamen boşaldı. Maç bitiminde başkan ve yöneticiler de stadı terk edince, kupa töreninde Galatasaray Başkanı, yönetimi, teknik kadrosu, sevinç yumağı olmuş futbol takımı ve yirmi bin Galatasaray taraftarı vardı... Bir de ikincilik kupasını almaya çıkan on beş tane Fenerbahçe futbolcusu... Rakibi hezimete uğratmış, kupayı kazanmış Galatasaray seyircisi, o on beş futbolcuyu yuhaladı. Alkışlamak varken... Alkışlayıp büyümek varken... Tuncay, Hooijdonk, Daum madalyasını taktıktan sonra Galatasaray tribünlerini alkışlarken... El oğlu kaybettiği maçta rakibini alkışlıyor, bizimkiler (Fener’in Beşiktaş maçı hariç) kazandığı maçta bile alkışlayamıyor. Ben buna üzülüyorum. DETAY Ne reklam olurdu! Madem futbol bir reklam aracı, hatta “en kestirme ve en etkili” reklam aracı, keşke 25 Mayıs’ta İstanbul’da oynanacak olan Milan-Liverpool Şampiyonlar Ligi finali yerine, çeyrek finalde oynanan Juventus-Liverpool eşleşmesi finalde olsaydı... 1985 yılında 39 kişinin ölümüyle sonuçlanan Heysel faciasının 20. yıl anma töreni İstanbul’da olurdu. Bütün dünya bu maçı ve İstanbul’u konuşurdu. Gecekondumuzun önünden otoban geçerdi resmen! BAŞKA ATALARIN SÖZLERİ “Kadın gölge gibidir, kendisini takip edenden kaçar, önünden gidenin arkasından koşar.” (Kongo) OKUMUŞ NOT ALMIŞIM Önce can... mı? “ABD’nin doğu bölgesindeki bir yüksek okulda ilginç bir deney yapıldı. Profesör, sınıftaki öğrencilerden 10’ar sentini şu 3 ihtimalden hangisine verebileceğini sordu: Hindistan’da açlıktan ölen kadın ve çocuklar için, para yokluğu sebebiyle okuldan ayrılmak durumunda kalan bir zenci öğrenciye yardım için, sınıfa alınacak bir not teksir makinesi için... Sonuç çok kimseyi şok edecek cinstendi: Yüzde 85’i teksir makinesine, yüzde 12’si zenci öğrenciye, yüzde 3’ü de Hindistan’daki hayat kurtarmaya oy vermişti.” ... “Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelmiş ve bir okul kurmayı kararlaştırmışlar. Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve bir yılanbalığı okulun Öğrenim Kurulu’nu oluştururlar. Kurulda tavşan öğrenim planında koşmanın yer almasında ısrarlıdır. Kuş uçma, sincap dikine tırmanma, balık ise yüzme dersinde ısrar eder. Bütün bunlar bir araya getirilir ve öğrenim planı hazırlanır. Hepsi de, bütün öğrencilerin bu derslerin tamamına devam etmesini isterler. Sonuçta, tavşan koşmada 10 alırken, ağaca tırmanma onun için müthiş bir problem olur. Sürekli kafa üstü yuvarlanmaktadır. Kısa sürede beyni hasara uğrar ve iyi koşamaz olur. Koşma derecesi 10 iken 7’ye düşmüştür. Kuş her zaman uçuşta çok iyi notlar almaktadır, oysa toprakta tünel kazmaya gelince işleri iyi gitmez. Sürekli gagası kırılır ve kanatları kopar, sonra da uçma dersinden 7 alır. Zaten tünel kazma notu hep 2’de kalmıştır. Ayrıca ağaca dikine tırmanmada da çok kötü anlar yaşamıştır. Bu öykünün ana fikri, sınıfta her şeyi yarı yarıya başaran geri zekalı yılanbalığının birinci olduğu şeklindedir. Oysa öğrenim yaptıranlar durumdan memnundur. Çünkü herkes her derse devam etmiş, bu da geniş tabanlı öğrenim olarak adlandırılmıştır. Gerçek hayatta da olan budur. Tüm çabalarımız, herkesi diğerlerine benzetmeye yöneliktir.” ... “Bina yapmayı çok az bilen bir mimarla ortaklık kurmayı kimse istemez. Ama sevgi hakkında hemen hemen hiç bilgisi olmayan biriyle sevgi dolu sürekli bir ilişki kurmayı ümit ederiz. Seviyormuş gibi davranır, sevgilileri taklit eder ve sevgiyi bir oyun gibi ele alırız. Bu durumda çoğumuzun ölür gibi yalnızlık çekmesi, en yakın ilişkiler içinde bile kendini endişeli ve doyumsuz hissetmesi ve her zaman bir şeyler arar gibi başka yerlere bakmasına şaşmalı mıyız? Her insanın bir sevme potansiyeli vardır. Ancak bu potansiyel hiç bir zaman üzerinde uğraşılmadan sezinlenemez.” (Sevgi, Leo Buscaglia) TEKLİF Fenerbahçe antrenmanlarının sonrasında Rüştü’ye özel olarak ayak çalıştırılsın! SAHİBİ BELLİ SÖZLER “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT