BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Oyuncakların müzesi

Oyuncakların müzesi

Yazar ve şair Sunay Akın, 11 yıldan bu yana dünyanın dört bir yanından topladığı 4 bin oyuncağın 2 bin 500’ünü baba yadigârı köşkte kurduğu ‘Oyuncak Müzesi’nde sergiliyor.



> Tolga Uslubaş Her şey 11 yıl evvel Berlin’den aldığı beyaz bir oyuncak atla başladı. Avrupa gezilerinde gördüğü oyuncak müzelerinden öylesine etkilenmişti ki, benzerini kendi ülkesinde açmayı kafasına koymuştu. 11 yıllık süreçte Amerika’dan Rusya’ya, Arjantin’den Japonya’ya kadar dünyanın dört bir yanından 4 bine yakın oyuncak topladı. Açacağı müzenin ilk oyuncağını uçakta kucağında getirmişti. Bir koleksiyoner mantığıyla değil, bir müzeci edasıyla depoları kısa sürede doldu. Şair ve yazarlığının yanında bu yönüyle de farkını hissettiren Sunay Akın’ın hayali geçen 23 Nisan’da gerçeğe dönüştü, Göztepe’de baba yadigarı 5 katlı köşkü restore edip, burayı oyuncak müzesine dönüştüren Akın’ın hedeflediği ve adeta bir servet harcadığı oyuncaklarını nihayet meraklılarıyla buluşturmayı başardı. Servetini harcadı Sunay Akın’ın gösterilerinden ve kitaplarından kazandığı bütün parayı yatırdığı bu müze 500 metrekarelik 5 katlı bir köşk. Oyuncaklar tarih sıralamasına göre değil, temalarına göre ayrılmış; asker, polis, itfaiye, bebekler, uzay oyuncakları gibi 16 ayrı bölümden oluşuyor. Yer darlığından sadece 2 bin 500’ünü sergilenebildiği müzenin giriş katı Anadolu oyuncaklarına ayrılmış. Burada Müjdat Gezen’ın müzeye hediye ettiği bazı oyuncaklar, Karagöz-Hacivat tasvirleri, tarihi Eyüp oyuncakçılarına ayrılan bir bölüm dikkat çekiyor. Söz konusu oyuncakların özelliği elbette eski olmaları... Müzenin en eski oyuncağı 1817 yılında Fransa’da yapılan bir oyuncak keman, Amerika’da yapılan 1820 tarihli bir bebek ve yine aynı ülkeden 1860 yılına ait misketler, Almanya’da yapılan 100 yaşında teneke oyuncaklar ile porselen bebekler, 1900 yapımı Kapadokya, Damal ve Edirne bebekleri müzenin en eski eserleri arasında... Müzede ayrıca 70 kişilik gösteri salonu, ziyaretçilerin dinlenmesi için düşünülmüş bir kafe, onun alt katında ise tuvaletlere giden Denizaltı adı verilen bir bölüm yer alıyor. Mavi renkteki bu koridor denizaltı gibi dekore edilmiş. Bu küçük yuvarlak pencerelerden balıkları da seyretmek mümkün. Gerçek bir müzeci Çeşit çeşit otomobiller, uçaklar, bebekler, uzay araçları, yap-bozlar, kurşun askerler, motosikletler, tünellerden, köprülerden geçen kara trenler ve daha akla gelmeyen her türlü oyuncağın sergilendiği bu müze her geçen gün daha da büyüyor. Yer darlığı veya depoların hınca hınç dolmasının Sunay Akın için önemi değil, çünkü o toplamaktan büyük zevk alıyor, zira görüşmeye bile Amerika’dan yeni getirttiği henüz kutusunu açmaya zaman bulamadığı 1960’lı yıllara ait Pembe Panter’le geliyor. Şair ve yazar kimliğiyle tanıdığımız Akın, kendisini öncelikle bir koleksiyoner değil, bir müzeci olduğunu söylüyor. Bu müze için çok para harcadığını kaydeden Akın, “Ben hisse senetleri peşinde değilim, hayatta olmamın tek nedeninin ‘hissi senetler’ olduğunu düşünüyorum, işte bu yüzden bırakın fakirleşmeyi daha zenginleştiğime inanıyorum” diyor. (0 216 359 45 50) Büyükleri de bekliyor Müzeye her yaştan insanın büyük ilgi gösterdiğinin altını çizen Sunay Akın, “Hiçbir müzede insan kendi hayatından bu kadar çok parçayı bir arada bulamaz. Ben burada dakikalarca gözyaşı göküp ağlayanları, bir sandalye isteyip çocukluk oyuncaklarını seyredenleri de çok gördüm. Buraya gelen hemen herkes ince duygularla müzeyi terkediyor. Çocuklara has bir müze gibi görünse de aslında biz büyüklere hitap ediyor” diyor. Merak edenler için söyleyelim müzenin kafeteryası dışında bir döner sermayesi yok, 11 yıldan bu yana sadece cepten yiyor ama “ziyarete gelenlerin mutluluğu buna değer” diyor Akın. İçindeki büyümeyen çocuğu tekrar canlandırmak isteyenler için müze meraklılarını bekliyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT