BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yediklerine dikkat ederdi

Yediklerine dikkat ederdi

Hazreti Ebû Bekir Sıddîk’in bir kölesi vardı. Ömrünün sonlarında her akşam iftâr vaktinde yemek getirirdi. Âdet-i şerîfleri öyle idi ki, nereden ve nasıl aldığını, kimden satın aldığını, onun san’atı ve mesleği ne olduğunu o köleden sormayınca o yemekten bir lokma ağzına koymazdı.



Hazreti Ebû Bekir Sıddîk’in bir kölesi vardı. Ömrünün sonlarında her akşam iftâr vaktinde yemek getirirdi. Âdet-i şerîfleri öyle idi ki, nereden ve nasıl aldığını, kimden satın aldığını, onun san’atı ve mesleği ne olduğunu o köleden sormayınca o yemekten bir lokma ağzına koymazdı. Bu köle bir gece yine yemek getirdi. Ebû Bekir Sıddîk sual etmeden, mubârek elini uzatıp, bir lokma yemekten aldılar. Köle dedi ki: Ey Efendi! Ne oldu ki, bu akşam sormadan yemeğe el uzattınız. Ebû Bekir Sıddîk’ın mübârek gözleri yaş ile dolup, buyurdu: Açlık bana sıkıntı verip, sabırsızlandırdı. Böylece bu hâl başıma geldi. Şimdi bana haber ver ki, bu akşam yemeği nereden getirdin? Köle dedi ki: Câhiliye vaktinde, raks ve oyun oynardım. Bir gruba raks ettim. Onlara hoş geldi. Bana dediler ki, şimdi bir nesnemiz yoktur. Vaad etmişlerdi ki, elimize birşey geçince sana iyilik ederiz. Ben bugün gördüm ki, onların elleri doludur. Ben vaadlerini hatırlattım. Yiyeceği bana verdiler. Ebû Bekir Sıddîk bunu işitti. Çok üzüldü. Ağladı. Yemeği önünden attı. Parmağını boğazına o kadar soktu ki, kay’ etti. O lokma karnından dışarı geldi. Kendine eziyet verdi. Mübârek yüzü göğerdi ve karardı. Mubârek yüzünün şeklinin değişikliğini görenler, bir miktar su içmesini ve bu üzüntüden halâs olacağını söylediler. Sıcak su getirdiler. İçti, bir kere dahâ istifra etti. Rahâtsız oldu. İnceledi ki, karnında bir şey kalmadı. Dediler ki: Yâ Sıddîk, bu kadar kendinize sıkıntı ve zahmet, bir lokmadan dolayı mıdır? Buyurdu ki: Evet. Resûlullah Efendimizden işittim. Buyurdular ki: “Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri, yediği harâm olan kimselere Cennet’i harâm etmiştir.” Sonra başını yukarı kaldırıp, Yâ ilâhel âlemîn! Yediğim lokma için elimden geleni yaptım. O lokmaları içimden çıkarttım ettim. O lokmadan damarlarımda bir şey kaldı ise affet. Bu zayıf kulun, Cehennem azâbına dayanamam diye, dua buyurdu. Bu o Ebû Bekir’dir ki, Resûlullah Efendimiz, “Ebû Bekir benim gözüm ve kulağım gibidir” buyurdu. Hazret-i Ebu Bekir, peygamberlerden sonra insanların en üstünüdür. Ayet-i kerime ile övülmüştür. Kur’ân-ı kerimi kitap halinde ilk toplayan budur. Hicretten 13 sene sonra, 63 yaşında iken vefat etti. Resulullahın yanına defnedildi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT