BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Saklı hayatlar

Saklı hayatlar

Gece olduğunda şehir daha farklı görünüyor. Güneş ışığının o bütün hataları ortaya çıkartan aydınlığı kaybolup karanlık çöktüğünde, saklı hayatlar dile geliyor.



Gece olduğunda şehir daha farklı görünüyor. Güneş ışığının o bütün hataları ortaya çıkartan aydınlığı kaybolup karanlık çöktüğünde, saklı hayatlar dile geliyor. Kafamın işlerle dolu olmadığı ender gecelerde, şehrin ışıklarını seyrediyorum. Ve kendimce hikayeler uyduruyorum evler ve içindekiler hakkında. Bazı kıstaslarım var elbette. Özellikle evlerin ışıklandırmaları ipucu oluşturuyor benim için. Soğuk mavi floresan ışığından nefret ediyorum. Her şeyi olduğundan daha farklı ve çirkin gösteren bu ışık, çoğunlukla daha ucuz enerji tüketimi için tercih ediliyor. Ama insanları bile daha inestetik gösteren bu tatsız aydınlık tercih edilmeye değer mi tartışılır. Bazı evler düğün salonu gibi çok aydınlatılıyor. Genellikle bunların, kalabalık ve neşeli ailelere ait evler olduğunu düşünürüm. Hani, her kafadan ayrı ses çıkan, bazen izlenecek televizyon kanalı için bile kavga gürültü olan ama akşam yemeği vaktinde her zaman bir araya gelinilen kalabalık ve birbirine bağlı aileler... Bir de entellektüel yazar tipi evler var. Bunlar hep loş oluyor. Manzarayı gören bir açıya yerleştirilen iki berjer koltuk ve bunların tam ortasında yer alan fiskos masasının üzerinde bir abajur... Bu abajurdan daima hafif sarı ve loş bir aydınlık dağılır eve. Bu tip ortamların, asla ses yükseltilmeyen, her konunun mantık çerçevesinde, akıllı uslu tartışıldığı, kitap okunan, klasik müzik dinlenen yerler olduğunu hayal ederim. Evin sahipleri, bir karı koca olabilir mesela. Bu çift, yıllar önce üniversite öğrencisiyken tanışıp evlenmiştir. Uzun süren evliliklerinde çocukları olmamış ama derin sevgi ve saygı bağları onları ayrılmaktan uzak tutmuştur. Belki bu fikirlerimin gerçekle uzaktan yakından alakası yoktur. Ama dedim ya, aklımın karışık olmadığı zamanlarda gözlerim uzaklara daldığında, bilmediğim hayatlar hakkında hayaller kurmak gibi bir adetim var. Her gece evime dönerken önünden geçmek zorunda olduğum bir apartman var. Caddeyi kesen mahallelerden birinin ilk apartmanı. Mütevazı semtin mütevazı evlerinden biri. Dışı çiğ bir yeşile boyanmış. Hani boyanın içine çivit atarlar da, renk daha parlaklaşır ya... İşte onun gibi... Bu apartmandaki evlerden birinin balkonunda her zaman insanlar oturur, ışığı yakmadan. Evin bembeyaz tül perdelerini süsleyen kavuniçi biyeler dışarıdan görünür. Ve ailenin üyeleri balkonda geçirir gecenin büyük bir bölümünü. Neler konuşurlar, neler beklerler hayattan bilinmez. Her gece evlerinin önünden geçtiğimi ve onları düşündüğümü bilmezler.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT