BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Çocuklarımız aynı acıyı çekmesin!..”

“Çocuklarımız aynı acıyı çekmesin!..”

İkisi de ağlıyordu... Elmas çok güç durumdaydı! Başından geçenleri kesik kesik konuşarak anlatmıştı. Ahmet, durmadan mırıldanıyordu: Demek Erol senin oğlun ha Elmas? Demek senin oğlun...”



Eski bir sevdanın kahramanları yıllar sonra birbirlerini bir araya getiren bir başka kara sevdanın ikinci plandaki kahramanları olarak karşı karşıya gelmişlerdi. İkisi de ağlıyordu. Elmas başından geçenleri kesik kesik konuşarak anlatmıştı. Ahmet, durmadan mırıldanıyordu: - Demek Erol senin oğlun ha Elmas? Demek senin oğlun... Elmas güçlükle konuşuyordu. Istırabı çok fazlaydı. Yatağında hareket edemiyor sadece başını oynatabiliyordu. - Biz bir araya gelemedik Ahmet. Babam yüzünden bir araya gelemedik ve bunun acısını yıllarca kalbime gömdüm ben. Şimdi çocuklarımızın aynı acıyı çekmelerine izin verme. Biz sizin kadar varlıklı değiliz ama benim oğlum insandır Ahmet. İyi çocuktur. Sorumluluklarını bilir, sevgisini bilir. Aynı şeyleri çocuklarımıza yaşatmayalım Ahmet. Ahmet darmadağınık olmuştu. Gözlerini kıstı: - Bilmiyordum Elmas... Kadere bak!... Elmas güçlükle konuştu: - Söz ver bana Ahmet, çocuklar birbirini istiyor, ben gözlerinde o sevgiyi gördüm. Birbirlerine bakışlarını gördüm Ahmet. İzin ver. Benim oğlum size layık bir damat olacaktır. Biz çok üzüldük, onlar üzülmesin. Ahmet başını salladı. Yanaklarından akıyordu gözyaşları: - Merak etme Elmas... Şimdi dinlen... Sen iyileşeceksin, göreceksin bak iyileşeceksin. Benim eşim de iyi huylu bir kadındır. Biz bundan sonra seni kardeş, dost bilip hep yanında olacağız. Elmas acı acı gülümsemekle yetindi. Ahmet bitkin bir şekilde ayrıldı hastane odasından. Arabasına bindiği zaman hâlâ ağlıyordu. *** Hülya şaşkınlık içinde dinliyordu kocasını. Ahmet fısıldayarak konuşuyordu adeta: - O Elmas’mış... Beynim allak bullak oldu Hülya... Öyle yaşlanmış, öyle çökmüş ki... Kaderi böyleymiş... Ölmek üzere Hülya... Elmas ölmek üzere. Doktoruyla konuştum, hiç ümit yokmuş. Sayılıymış günleri... Hülya çok üzüntülüydü: - Yazık, çok yazık... Babasının kurbanı olmuş kadıncağız... Biliyorum, babası öyle yapmasaydı ben seninle birlikte olamayacaktım ama o kadıncağızın çektikleri bana hep keşke dedirtiyor. Ahmet sevgiyle sarıldı karısına: - Biliyorum canım benim. O ayrı bir konu, bu ise ayrı bir konu. İkisini birbirinden ayırt edebiliyorum. Hülya meraklı bir tavırla baktı kocasına: - Şimdi ne yapacağız Ahmet? Ayırmayalım çocukları. Sen de makul düşün. Erol kötü bir çocuk değil. Ahmet düşünceliydi: - Benim de artık öyle bir düşüncem yok Hülya... Çocuklar mutlu olsunlar. Bize anne baba olarak onların arkasında kol kanat germekten başka yapacak bir şey kalmıyor demektir. Hülya sevinçle sarıldı kocasına: - Ben de senden bunu beklerdim canım.... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT