BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pompacı, çalıyor mu

Pompacı, çalıyor mu

Şöyle bir hayal ediniz, eşiniz ve çocuklarınızla birlikte Anadolu’nun ıssız yollarından birinde seyretmektesiniz. Çevrede tabiat dışında bir şey yoktur. İçinizde yapacağınız ziyaretin mutluluğunu hissetmektesiniz.



Şöyle bir hayal ediniz, eşiniz ve çocuklarınızla birlikte Anadolu’nun ıssız yollarından birinde seyretmektesiniz. Çevrede tabiat dışında bir şey yoktur. İçinizde yapacağınız ziyaretin mutluluğunu hissetmektesiniz. O mutluluğu yaşarken birden ürperten bir gerçekle yüz yüze gelmişsiniz. Arabanın benzin göstergesi kırmızı çizgidedir. Mutluluk, yerini tedirginliğe bırakır. Arabadakilere belli etmeseniz de huzursuzluk başlar. Zira etraf tenhadır. Gideceğiniz yol çoktur. Görünürde benzin istayonu yoktur. Kendi kendinize sorarsınız “acaba en yakın istasyon ne kadar mesafede?” Bunu önce içinizden sorar, sonra mırıldanır, sonra arabadakilerle paylaşırsınız. Şehirde 1 km gidince hemen girdiğiniz benzin istasyonları bu kadar önemlidir. Bu önemi değerli kılansa pompa hizmetleri. İnsan için su neyse araç için de yakıt o. Bunlar apaçık gerçekler. Fakat bir de madalyonun diğer yüzü var. Halk arasında yaygın bir kanaat vardır. “Pompacı çalıyor!” Bunu her pompacının, her istasyonun yaptığını söylemek yanlıştır. Fakat bu kanaat o merkezdeki bahsettiğimiz iddianın devamı da var. “Benzinciler, aslında kazanmıyor, pompadan çaldıklarıyla geçiniyorlar”. Böyle bir iddiaya katılmakta zorlanırız. Ama bazı durumlar olur ki onların şüyuu vukuundan/ söylenti haline gelmesi meydana gelmesinden beterdir. Aksine ne denirse densin böyle bir rivayet, halk arasında yaşamakta. Kabahat kimde, halkta mı? Hayır. Yüzdesi her ne olursa olsun bu suiistimali yapanlarda. Onları meslektaş olarak aralarında barındıranlarda. Ancak -yanlış anlaşılmasın- mevzubahis olan yalnızca depoya benzin dolduran, bir noktada emir kulu işçiler değil. Asıl onların başındakiler sorumlu. Tüketici koruma dernekleri “pompalı soygun” diye gündeme gelen bu meseleyi tartışmaya açtığında akaryakıt temsilcileri alakasız bir başka konuya atıfta bulunmaktalar. Mukabil bir tez olarak petrol kaçakçılığını dile getiriyorlar. Bu usul yanlıştır. Eğer öyle olursa problem tencere diyaloğuna döner. Madem petrol kaçakçılığından haberdarsınız öyleyse neden töhmet altında kalmadan evvel savcılıklara ihbarda bulunmadınız? Vatandaşta pompa hırsızlığına maruz kalma kanaati çok yüksek. Arabaya benzin dolarken sürücünün pompanın yanında dikilmesinin sebebi bundan. Zira itimat edip de kandırılmamış sürücü yok gibidir. Şüphe şudur, ya az benzin verilmekte veya hava basılmakta vs. Böylesine aldatılmışlık psikolojisindeki vatandaş, bakanın da açıklamasıyla şüphe bir kenara söylentiye daha da kesin şekilde inanacaktır. O halde ortada halli gereken çok ciddi iki dert vardır: Birincisi pompa denetimi. Pompanın mutlaka kontrol altına alınması, her türlü çalıp-çırpmanın, dolaylı hırsızlığın önlenmesi şart. Akaryakıt istasyonları her şeyleriyle yeniden ele alınmalı. Bu şartı yerine getirme borcu yalnızca bakanlığa değil mesleği icra eden esnafla, meslek kuruluşlarına da düşüyor. Diğer mesele ise petrol kaçakçılığı. Adli makamlar, canı sıkılan akaryakıtçıların dediğini ihbar kabul etmeli. Akaryakıtçılar, kamyonla, vapurla ve her yolla yurda kaçak mazot ve benzin sokulduğunu ilân etmekteler. Sonuçta toplumsal bir dramı görmekteyiz, hemen her alanda mesleki yozlaşma yaşıyoruz. Para ihtirası sebebiyle nice meslek ayağa düştü.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT