BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Almanya acı vatan...

Almanya acı vatan...

Herkes 29 Mayıs Fransa referandumuna kilitlenmişken, Almanya’dan gelen seçim sonuçları Türkiye’nin moralini yer ile yeksan etti.



Herkes 29 Mayıs Fransa referandumuna kilitlenmişken, Almanya’dan gelen seçim sonuçları Türkiye’nin moralini yer ile yeksan etti. Başbakan Schröder’in partisi, kalesi olan eyalette, Hıristiyan demokrat birlik partilerine karşı seçim hezimeti yaşayınca, erken seçim talebinde bulundu. 2006’da yapılması gereken seçimlerin bir yıl öne alınması söz konusu... Peki Almanya’nın derdi, niye bizi gerdi? Çok basit. Schröder seçimde büyük ihtimalle iktidarı Hıristiyan birlik partilerine bırakacak ve yeni başbakan Angela Merkel olacak. İttifak’ın küçük partisinin lideri Stoiber de muhtemelen Dışişleri Bakanı olacak. Merkel ve Stoiber, Türkiye’nin AB üyeliğine alenen karşılar ve imtiyazlı ortaklık denen ucube formülü öneriyorlar. Yani iktidar değişirse Türkiye AB’nin en büyük ve güçlü ortağının desteğini arkasında hissedemeyecek. Üstelik erken seçimlerin sonbaharda, yani bizim müzakerelerin başlayacağı tarihte yapılacağı düşünülürse... AB’nin geleceği Almanya’daki muhtemel bir iktidar değişikliğini Türkiye dikkate almalı... Bizim üyeliğimize karşı çıkacak bir Almanya, işimizi bir hayli zorlaştırabilir. Lakin, AB’nin Türkiye’yi üyeliğe almak istemesinin, kendi geleceği ve stratejik hedefleri açısından gerekçeleri olduğunu düşünmemiz lazım. Yani Schröder veya Chirac Türkiye’nin üyeliğini, kara kaşımız kara gözümüz için istemiyor. Söz konusu olan 15-20 yıllık bir AB vizyonu. AB’nin ABD’nin dünya hegemonyasına karşı genişlemek, güçlenmek ve Orta Doğu coğrafyasına ağırlık koymak için ihtiyacı var bu ülkeye. Yaşlanan bir nüfus ile coğrafi olarak içine kapanan bir birlik haline gelmekten korkuyor Avrupa. Dolayısıyla, Almanya’da yakın bir tarihte gerçekleşeceği görülen Merkel-Stoiber iktidarının, siyasi söylemlerini, AB’nin devletler üstü vizyonu ile örtüştürme çabasına gireceklerini düşünüyorum. Ancak, son günlerde -ne hikmetse- birilerince gündeme sokuluveren ve “o kadar da kötü bir şey değil canım” diye cilalanmaya çalışılan “imtiyazlı ortaklık” konusundaki zamanlama ilginç ve dikkat çekici değil mi?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT