BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gelelim Ankara’ya

Gelelim Ankara’ya

Üç büyüklerin gözdesi İstanbul mega-kent ise; Ankara da başkent. Başkente sahip olan diğer partilere bariz bir üstünlük sağlayacaktır.



Üç büyüklerin gözdesi İstanbul mega-kent ise; Ankara da başkent. Başkente sahip olan diğer partilere bariz bir üstünlük sağlayacaktır. Ankara, yeni sayılabilecek modern bir kent. Yoğun tarihi dokusu ve asırların biriken problemleri ile İstanbul zor bir şehir. Nisbeten kolay bir görünüm arzeden Ankara’nın Büyükşehir Belediye Başkanlığı, sadece protokol olarak değil, hizmet olarak da önem taşıyor. Küskünler hareketi sebebiyle genel seçimlere yeterince ağırlık veremeyen partiler, Ankara’yı bir ayrı önemsediler. Ankara Büyükşehir Belediyesi başkan adaylarını ince eleyip, sık dokuyarak belirleyen siyasi partiler; Ankara’yı alarak prestij kazanmak gayretindeler... CHP ve DSP, Ankara için en iyilerini cepheye sürerek stratejik hata yapmışlardır. Bu hata sebebiyle ortaya çıkacak sonuç çok kimseyi şaşırtabilecektir. Dört veya beş yılda bir yapılan seçimlerde uzlaşma sağlanabilmesi hayli zordur. Partilerin bütün güçlerini ortaya koyarak mücadele etmesi gayet tabiidir. Ancak ortaya çıkacak olan neticeyi de kabullenebilmek gerekir. Şimdi kıyasıya bir mücadele sonrasında ortaya çıkacak Başkan’ı, seçildikten sonra; % 20’lerin başkanı olarak tavsif etmek hiç yakışık almayacaktır. Şayet yüzde seksenlik bir mutabakat varsa, o takdirde seçime bunca güçlü adayı sürmenin bir manası yoktur. Demek ki seçim sonrasında elmalar ve armutlar toplanarak yapılacak hesap ve kitaplar da geçersiz olacaktır. Bu arada DYP ve FP anlaşarak İzmir ve İstanbul’u paylaştılar iddiası da geçersiz olmaktadır. DYP; Ankara’ya eski bir ANAP’lı Bakanı aday göstererek Melih Gökçek’i zora sokmuştur. Hatta aynı cenahın hizmet erleri olan Şıvgın ve Gökçek’in birbirlerine karşı yürüttükleri kampanya, vatandaş tarafından hiç tasvip görmemiştir. Hele Halil Şıvgın gibi devlet umûru görmüş biri için bu tür iddia ve ithamlar hoş olmamıştır. Gökçek’in Şıvgın gibi bir dostu varken düşmana hiç ihtiyacı olmayacaktır. Gelelim aslan (!) Sosyal Demokratlara... Öncelikle DSP Doğan Taşdelen gibi kendisiyle barışık olmayan bir adayı tercih etmekle DSP; peşinen mağlubiyeti kabullenmiştir. Taşdelen, kendisini bugünlere taşıyan CHP’ye ihanet etmiştir. İlk fırsatta da DSP’ye çizik atabilir. Sadece bu özelliği sebebiyle Taşdelen yarışın gerisinde kalmıştır. CHP de; Taşdelen’in partide açtığı gediği kapatabilmek için Karayalçan’ı fedâ etmiştir. Gerçi Karayalçın’ı belediye başkanlığı döneminden tanıyan Ankaralılar bu tercihten pek memnun olmadılar ancak CHP, onurunu kurtarmış oldu. Hal böyle olunca, beş yıldan bu yana Ankara’ya ciddi hizmetler veren genç ve dinamik kişiliği ile Gökçek; bu kupa maçının favorisi olmuştur. 18 Nisan seçimlerinde merkezi yönetimden ümidini kesen vatandaşların, mahalli yöneticiler konusunda çok hassas davranacağı ortadadır. Hele üç büyükler diye adlandırdığımız İstanbul, Ankara ve İzmir, sadece yaşayanlarını değil, bütün Türkiye’yi ilgilendirmektedir. Bu bakımdan tercihler konusunda hassasiyet gösterilmesi de normaldir. “İyiler kazansın denemez!” “Kazananların ve/veya kazanacakların peşinen iyi olduklarına inanıp kabullenmek gerekir!”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99326
    % -0.51
  • 5.564
    % -3.14
  • 6.3027
    % -2.78
  • 7.3659
    % -2.88
  • 236.892
    % -2.65
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT