BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zengin bir ailenin kızıydı Dilek...

Zengin bir ailenin kızıydı Dilek...

Dilek, çok zengin bir ailenin kızıydı. Kadir Sönmez yıllarca hurdacılık yaparak çalıştıktan sonra işlerini gün geçtikçe büyüterek demir ticaretine başlamış, zaman içinde inanılmaz bir servete kavuşmuştu.



Hakan yirmi dört yaşındaydı... Üniversitenin Kamu Yönetimi bölümünden mezun olduktan sonra askere gitmiş, askerden döndükten sonra da hemen bir şirkette işe girmişti. Dilek’le arkadaşlığı bir senedir devam ediyordu. Bir arkadaş grubunda tanışmıştı genç kızla. İlk gördüğü anda yıldırım çarpmış gibi âşık olmuştu. O günden beri aklında ve yüreğinde yer eden genç kızla bir arkadaşlığa başlamış, gözü ondan başka hiçbir şey görmez olmuştu. Dilek Sönmez çok zengin bir ailenin kızıydı. Uzun seneler önce Kayseri’den İstanbul’a gelen Kadir Sönmez yıllarca hurdacılık yaparak çalıştıktan sonra işlerini gün geçtikçe büyüterek demir ticaretine başlamış, zaman içinde inanılmaz bir servete kavuşmuştu. Parası çoğaldıkça çevresindeki insanlar arasında da farklı bir yer edinmiş, eskiden yaşadığı sıkıntılı günleri bir anda silip atarak içine yerleştiği sosyal dilimin bütün değerlerini benimsemiş, farklı konumlardaki insanlara tepeden bakar olmuştu. Onun için hayatın en büyük değeri kişinin sahip olduğu servetti. Bütün değerlendirmelerini buna göre yapıyordu. Karısı Leyla Hanımın da kocasından farklı bir düşüncesi yoktu. Eşinin servetiyle inanılmaz derecede abartılı bir hayat sürüyor, geçmişindeki yoksulluğuna ve muhtaç günlerine dönüp bakmıyordu bile. Tek evlatları olan Dilek’i de inanılmaz derecede şımartarak yetiştirmişlerdi. Dilek özel okullarda okumuş, Kadir Beyin okullara yaptığı yüklü bağışlar sayesinde hiç sıkıntı çekmeden mezun olmuştu. Onun da değer yargılarının ailesininkinden pek farkı yoktu. Her istediğinin anında yapılmasına alışmıştı. Bu yüzden kendisine sırılsıklam tutkun olan Hakan’la mutluydu. Çünkü genç adam onu kaybetmemek için genç kızın ağzından çıkan her şeye evet diyor, bir dediğini iki etmemek için âdeta çırpınıyordu. Dilek güzel bir kızdı. Son derece bakımlıydı. Üzerinde benim diyen insanın sahip olamayacağı kadar pahalı kıyafetler, altında her sene değişen son model arabalarla umursamaz bir hayat sürüyordu. Liseden sonra okumak istememiş, Kadir Bey ve Leyla Hanım da bu konuda kızlarına ısrar etmemişlerdi. Nasıl olsa onun hayatı garanti altındaydı. Kadir Bey olduğu müddetçe Dilek yaşadığı hayatı eksiksiz sürdürebilirdi. Böylece tahsil hayatına nokta konan Dilek görenleri hayrete düşürecek bir lüksün ve savrukluğun içinde yarınını hiç düşünmeden dilediğince yaşıyordu. Hakan ise sevdiği kızın hayat değerlerinin kendi yaşantısına ne kadar ters olduğunu göremeyecek durumdaydı. Ona yetişebilmek, onun arzularına cevap verebilmek için çabalıyordu. Dilek kaşlarını kaldırdı: - Sen beni istiyor musun yoksa istemiyor musun? Hakan telaşla atıldı: - Nasıl soru bu böyle? Tabii ki hayatta en çok istediğim şey seninle bir ömür yaşamak... - O zaman gerekeni yap... Hakan yutkundu: - Hemen canım... Hemen... - Beni oyalayıp duruyorsun bir senedir. - Asla... diyerek karşı çıktı Hakan. İçindeki korkuları yatıştırmaya çalışıyordu. - Seni asla oyalamıyorum. Ailemin durumunu biliyorsun, her şey dört dörtlük olsun istiyorum sadece... Sana yakışır bir şekilde. O nedenle biraz tereddüt ettim. Ama mademki artık bu konu seni tedirgin ediyor, hemen bugün açacağım aileme. Hiç merak etme canım, hiç merak etme... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT