BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eğitmenler

Eğitmenler

"Yürek, bir devrim hücresidir...” Bugünlerde vizyona giren Eğitmenler filmini seyrederken duyduğum bu söz, bir süredir içimde dolanıp duruyor. Doğrusu, yürek üzerinde böylesi hüküm cümlesi kurmak hiç aklıma gelmemişti. Düşündüm durdum. Acaba öyle mi?



"Yürek, bir devrim hücresidir...” Bugünlerde vizyona giren Eğitmenler filmini seyrederken duyduğum bu söz, bir süredir içimde dolanıp duruyor. Doğrusu, yürek üzerinde böylesi hüküm cümlesi kurmak hiç aklıma gelmemişti. Düşündüm durdum. Acaba öyle mi? *** 20. yüzyılın acılarıyla kavrulan insanoğlu, 21. yüzyıla barış, özgürlük, sosyal adalet umutlarıyla girdi. Ama çok uluslu şirketlerin hakim olduğu yeni dünya düzeni, umutları suya düşürdü. Sancılar, güçlünün zayıfı ezmesi, çıkar çatışmaları, sömürü, haksız savaşlar alabildiğine sürüp gidiyor. Açlık ve yoksulluk hızla artıyor. Dünyanın % 10 oranındaki varlıklı kesimi akıl almaz bir ihtişam içinde yaşıyor. Geri kalan %90’ı yoksul ve aç. İnsanın ihmal edildiği küreselleşme sadece sermaye boyutunda gerçekleşiyor. Vahşi kapitalizmin maddeci zihniyetine göre her şey para demek... Yürek böylesine gayriinsani bir gidişe dayanabilir mi? Tabii bir karşı duruş, eleştirel tavır olacak! *** Eğitmenler filminde iki idealist genç; Jan ve Peter bu karşı duruşun ve eleştirel yaklaşımın temsilcisi. Amaçları; yüksek duvarları, pahalı alarm sistemleri ve güvenlikleri için onca harcamalarına rağmen, kendilerinden başka kimseyi düşünmeyen varlıklı kesime güvende olmadıklarını hissettirmektir. Bunun için listelerinde yer alan zenginlerin evine planlı olarak gizlice girip eşyalarını zarar vermeden yeniden düzenlerler, evden çıkarlarken amaçlarının ifadesi olan: “Varlıklı günleriniz sayılı” notunu bırakırlar. Söylemleri 68 kuşağının söylemleriyle denk düşüyor ama yıl, 2005. Artık köşe başlarına kurulan 68’liler, bugünün muhafazakârları. Filmin yönetmeni Hans Weıngartner de 68’li. Filmle ilgili olarak şöyle diyor: “20’li yaşlarımda filmdeki gençler gibi ben de öfkeli, devrimci bir gençtim. Dünyayı değiştirelim diye haykırmak istiyordum. Bu dönemde, Berlin’de bir gecekonduda yaşıyordum. Bir gün yüzlerce polis aniden baskın yaptı. Tüm şahsi eşyalarımı camdan fırlattılar ve bize tam tehlikeli suçlular gibi davrandılar. Bu, sarsıcı bir deneyim oldu benim için. Bu olayı atlattığımda kendi kendime söz verdim ve politikayı bir filmimin içinde kullanacaktım.” *** Eğitmenler, günümüz dünyasının çarpıklıklarına ve adaletsizliklerine karşı derin hafızada gizli bir isyanın dışa vurumu. Devrimci yüreğin canlanışı... Ama artık devrimcilik de anlam ve mahiyet değiştirdi. Canlanan yürek, başkaları aç yatarken mışıl mışıl uyuyan vicdanları gaflet uykusundan uyaracak, bencilliklerin zincire vurduğu şefkat ve merhamet duygularını özgürlüğe kavuşturacak... İnsanlığın kurtuluşu için başka umut yok! Eğitmenler filmini seyredin hele. Bakalım siz ne diyeceksiniz?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT