BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İmânsız gitmenin sebepleri

İmânsız gitmenin sebepleri

Son nefes çok önemlidir. Kimse sonundan emin değildir. Bundan herkes korkmuştur. Çünkü, insanın kalbi değişebilir. Ö



Son nefes çok önemlidir. Kimse sonundan emin değildir. Bundan herkes korkmuştur. Çünkü, insanın kalbi değişebilir. Ölüm zamanı müthiş bir zamandır. O vakitte kalbin neye karar kılacağı bilinemez. Hattâ âriflerden biri şöyle buyurmuştur: “Bir kimsenin elli sene îmân üzere olduğunu bilsem, yanımdan bir duvar arkasına gitmek kadar uzaklaşsa, îmân üzere olduğuna şâhidlik edemem. Çünkü kalb her an değişebilir.” Süfyân-ı Sevrî hazretleri ölüm zamanında ağlayınca dediler ki; “Allahü teâlânın affının senin günahından büyük olduğunu bilmez misin?” Bunlara şöyle cevap verdi: “Îmanla öleceğimi bilsem, dağlar kadar günahım olsa yine korkmam.” Îmânsız gitmeye sebep olan şeyler çok ise de bunun iki sebebi vardır: Bunlardan birincisi, ömrün, bozuk, bâtıl i’tikâd üzere geçmesidir. Böyle kimseler, yaptığı işin, i’tikâdının bozuk olduğunu bilmediği için, tövbe de edemez. Ve bu sapık hâli ile vefât eder. Bunun için, önce i’tikâdı düzeltmek, ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği gibi inanmak lâzımdır. Ehl-i sünnet i’tikâdı, Peygamber efendimiz ve eshâbının i’tikâdıdır. İkincisi, îmânın zayıf olması, dünya sevgisinin çok, Allah sevgisinin az olmasıdır. On şeyin, son nefeste îmansız gitmeye sebep olacağı bildirilmiştir: 1- Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını öğrenmemek, 2- Îmanını, Ehl-i sünnet îtikatına göre düzeltmemek, 3- Dünya malına, rütbesine, şöhretine düşkün olmak, 4- İnsanlara, hayvanlara, kendine zulüm, eziyyet etmek, 5- Allahü teâlâya ve iyilik gelmesine sebep olanlara şükretmemek, 6- Îmansız olmaktan korkmamak, 7- Beş vakit namazı vaktinde kılmamak, 8- Fâiz alıp vermek, 9- Dînine bağlı olan Müslümanları aşağı görmek, 10- Fuhuş, kötü, çirkin sözleri, yazıları ve resmleri söylemek, yazmak ve yapmak. Ölüm zamanı, dünya sevgisi ağır gelirse, îmânsız gitmesine sebep olur. Bunun için, dünya malına muhabbet etmemeli, şehîd olarak ölmeyi arzû etmelidir. Her namazdan sonra, şehîd olarak ölebilmek için duâ etmelidir. Çünkü, şehîdlik mertebesine kavuşan kimsenin kalbinden dünya sevgisi çıkar gönlü Allah sevgisi ile dolar. Îmânla giden kimselerin kalbinde, vefâtları yaklaşınca dünya sevgisi, tamahı kalmaz. Kalbi Allah sevgisi ile dolar. Çünkü Allah sevgisi ile dünya sevgisi bir arada bulunmaz. Birinin girdiği yerden diğeri çıkar. Allah sevgisinin artıp, dünya sevgisinin azalması, yok olması için, her zaman dinin hududunu gözetmeli, dinin bildirdiği sınırdan sınırını dışarı çıkmamalıdır. Dinin emirlerine, ihlâsla sarılan kimsenin kalbinde dünya sevgisi kalmaz, bunun yerine Allah sevgisi dolar. Kalbde böyle Allah sevgisi hâkim olunca, o kimse îmânla gider. Âyet-i kerîmede meâlen buyuruldu ki:”Ey habîbim, hicreti terk edenlere de ki, eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabîleniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesattan korka geldiğiniz bir ticâret ve hoşunuza gitmekte olan meskenler, size Allahtan O’nun Peygamberinden ve O’nun yolundaki bir cihâddan daha sevgili ise, artık Allahın emri gelinceye kadar bekleyin! Allahü teâlâ fâsıklar güruhunu hidâyete erdirmez.” İslâm büyükleri, son nefesle ilgili çok şeyler nakletmişlerdir. Son nefesi düşündükçe, o büyüklükleri ile çok üzülürlerdi. Hazret-i Ebû Bekir, “Keşke kuş olsaydım”, Ebû Zer hazretleri “Keşke bir ağaç olsaydım”, Hazret-i Ömer, “Keşke anası Ömer’i doğurmasaydı” buyururdu... ..... NOT: Değerli dostumuz, Doç. Dr. Ekrem Buğra Ekinci’nin “İslam Hukukunda Değişmenin Sınırı” adında yeni bir kitabı yayınlandı. İslam dinini değiştirmek, dinde reform yapmak isteyenlerin boy gösterdiği günümüzde mutlaka okunması gereken bir eser. (Arı Sanat Yayınevi: 0212 520 41 51)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT