BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Dünya kulübü ve hocası!..

Dünya kulübü ve hocası!..

İş başa düştü, 48 saat bekledim. Anlı şanlı spor medyamızdan ne bir ses, ne bir nefes, ne de tek satır var. O halde yine biz yazalım.



İş başa düştü, 48 saat bekledim. Anlı şanlı spor medyamızdan ne bir ses, ne bir nefes, ne de tek satır var. O halde yine biz yazalım. Türkiye ile ABD ve Avrupa arasında spordaki gerilik uçurumu neredeyse yüzyıllık kadardı. Türkiye, bu büyük farkı kapatabilmek adına, özellikle Turgut Özal devrinden başlayarak ciddi atılımlar yapmış olmasına rağmen, olumlu bakışla söylersek, açığın henüz yarısını kapatabilmiş durumdadır. Basketbol milli takımının Avrupa ikinciliği, futbol milli takımının dünya üçüncülüğü, halterde kazanılan madalyalar, güreşte arada sırada milli marşımızı okutturmamız ve diğer sporların çok seyrek parlayışları yarınlardaki umutlarımızdır. Devletin spordan elini çekip, lokomotiflik görev ve sorumluluğunu özel sektörün, yani kulüplerin üstlenmesi de çağımızın olmazsa olmazı haline gelmiştir. Zaten, kuruluş sırası ile Beşiktaş, G.Saray ve F.Bahçe bu sorumluluğu Cumhuriyet’ten önce almış ve sürdürmektedirler. Bunların arasında F.Bahçe, yedi yıldır başkanlık koltuğunda oturan sayın Aziz Yıldırım’la yepyeni bir slogan atmıştır; dünya kulübü olmak... Güzel, hatta alkışlanacak bir strateji... Böyle bir hedefi önüne koymak, hiç kuşkusuz, ülke sporu adına ciddi bir atılımdır. Ancaaaaak, öne konan bu şık hedefe yönelinmişken, bu hedefi koyanların, futbol takımının teknik direktörüne,”Sistemi beğenmiyoruz, bunu değiştirin ki, Avrupa’da başarılı olup, hedefe kitlenelim” demesi tam anlamıyla bir şark tutumudur. Hatta hatta artık şarkta bile böylesi bir tasarrufa rastlanılmamaktadır. Ya teknik direktörün, “Ben de aynı görüşteyim” deyip, koca iki sezonu boşuna geçirdiği, onca futbolcunun istikbaliyle oynadığı, kulübün büyük harcamalarının karşılığını vermediği itirafına ne denebilir? Asıl üzerinde durulacak da bu teknik adamın meseleye bu felsefe ile açık ve net biçimde sadece ekonomik bakışıdır. Bu yüzden bu yabancı hocanın yaşadığı ülkenin milli marşını söylemesi de artık sadece bir şovdan öteye geçemeyecektir. Peki, hâl böyleyken, o teknik direktöre ne gerek kalmıştır artık? Öyle ya, futbol takımının sistemini beğenmeyen yönetim, teknik direktörün yerini alsa ne fark eder ki? Yönetim kendi tercihi olan sistemle takımı nöbetleşe yönetse, böylece de o teknik direktöre ödeyeceği 2,5 milyon euro’dan kurtulsa, daha iyi bir kulüpçülük ve yöneticilik yapmış olmaz mıydı? F.Bahçe’nin ikinci başkanı sayın Nihat Özdemir’in bir medya ordusu önünde ekranların da tesbitiyle bu açıklamayı yapması çok şaşırtıcı değil mi? Ama meselenin derinliğine inildiğinde, bunun, Daum’un kalmasını büyük tepki gösteren yüzde 90’lık çoğunluğa, “Bakın, hocayı zapt-ı rapt altına aldık. Artık değişik sistemle oynatacağı takımı beğeneceksiniz. Yani müdahale ettik. Bu yüzden bize kızmayın” mesajı verilmeye yönelik olduğunu da kolayca farkedebiliriz. Son bir iki cümle... Sormak gerekmez mi; yönetimin, Daum’un uygulamasını istediği sistem nedir, sistemlerin hangisidir? Peki, bu sistemi o odada tarif edebilecek, anlatabilecek birileri var mıdır? Kim bilir, belki de sistem, enine boyuna konuşulmuş da olabilir. Ama kamuoyunun bu trajikomik gelişmeden mutlaka, detaylı olmasa da, kabaca bilgi sahibi olması gerekmektedir. Birileri çıkıp sistemi anlatmalıdır. Belki de teknik direktör bunu yapmalıdır. Başta ben olmak üzere, futbola gönül vermiş, futboldan ekmek yiyen teknik direktör, antrenör, mentör, eğitimci, spor yazarı, futbolcu, özetle futbolla yatıp kalkan kim varsa bu “SİSTEM”den haberdar olmaları gerekmez mi? Bu, gerçekten gerekmektedir. Çünkü bırakın Türkiye coğrafyasının koca Anadolu parçasını, sporun başkenti İstanbul’da da çok teknik adam, çok yönetici tarafından kolayca giyotine yollanmaktadır. Böyle bir yolla sezon içi ayrılmalar, kopmalar da asgariye inecek, devamlılık esas olacaktır. Tabii böyle bir uyarıya, “Ben teknik direktörüm”diyerek meslek onurunu paraya tercih edenlerin dışında kalacaklarla... İşte dünya kulübü olma yolunda bir kulübün tasarrufu... Ve elindeki futbolcu topluluğunu bu teslimiyetçi tutumuyla dünya takımı yapacak dünya teknik direktörünün, yönetiminin istediği sistemi kabullenmesi... Nihat bey; zamanın neresinde duruyorsunuz?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91724
    % 2.21
  • 4.7897
    % -0.94
  • 5.5819
    % -1.38
  • 6.287
    % -1.99
  • 188.976
    % -2.28
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT