BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Adamın ‘adam’ sevmesi

Adamın ‘adam’ sevmesi

Adamların sadece ‘adam’ olduğu için sevildiği yıllardı. Sessizce akar giderdi dağların, derelerin ve ovaların arasından Fırat’ın suyu. O daha küçük bir çocuktu.



Adamların sadece ‘adam’ olduğu için sevildiği yıllardı. Sessizce akar giderdi dağların, derelerin ve ovaların arasından Fırat’ın suyu. O daha küçük bir çocuktu. Annesi her hafta sonu kasabanın küçük ve tek bakkalına gönderir; çay, şeker ve yağ aldırırdı... Küçük elleriyle elindeki fileyi eve getirir ve annesinden aldığı küçük bir harçlıkla koşarak bakkaldan rengarenk fasulyeli şeker alıp neşeyle nehrin bir yakasında sıra sıra dizilen söğüt ağaçları ile buluşurdu. Ağaçlardan birinin gövdesine sırtını dayayıp saatlerce gözlerinin önünden akıp giden Fırat’ın suyunu ve nehrin karşı yakasını seyrederdi... Seyrettikçe hayaller kurardı geleceğe dair... Uzaktan çoban Fettan’ın kavalı ile okuduğu yanık sesi duyulurdu; “Adamın adam sevmesi Geçti gayri zaman oldu!” Eve dönerken birden sebepsizce gülerdi...mırıldanırdı kendi kendine; -Terk etmek olmaz, ihanettir, derdi! *** Fırat’ın suyu zaman gibi hızla akıp gitti. Aylar sonra anne bir gün kendisini yine kasabanın küçük ve tek bakkalına gönderdi; çay, şeker ve yağ aldıracaktı. Küçük elleriyle fileyi kaptığı gibi koşarak bakkalın yolunu tuttu... Bakkal ile yüz yüze geldiğinde zorlukla aldığı nefeslenmenin arasında bir çırpıda çay, yağ ve şekeri söyledi... Bakkalın; -Kalmadı! sözüyle donup kaldı... Sonra başka bir adamın içeri girmesiyle bakkalın buzdolabının arka tarafından çay, şeker ve yağı karton bir kutuya koyup verdiğini gördü. Küçük yüreğindeki küçük denizinde yüzdürdüğü bütün gemiler bir anda alabora oldu. Çay, şeker ve yağ karaborsa olmuştu. O küçük bir çocuktu, haberi yoktu ve karaborsanın ne olduğunu bilmiyordu. Gördükleri ile nehrin bir yakasında sıra sıra dizilen söğüt ağaçlarına doğru koştu. Söğüt ağaçlarının dibindeki gölgelere sığındı... Ağladı... Adamların sadece ‘adam’ olduğu için sevildiği yıllar bir yalan oldu, küçük çocuğun küçük gözlerinde. Güneş battı ve nehrin karşı yakasındaki evlerin ışıkları yanmaya başladı, küçük çocuk gözyaşlarıyla eve doğru yolaldı ve mırıldandı kendi kendine; -Terk etmek olmalı, ihanet sayılmadan! *** Küçük bir çocuk adamların iki yüzünü küçük gözleriyle gördü...gördükçe hem kendi büyüdü hem de gözlerinde büyüdü bir gecede tek yüze sahip adamlar... Adamların sadece ‘adam’ olduğu için sevildiği günlere kavuşana dek, daha çok ‘adam’ aranacak mum ışığında... Azerbaycanlı şair Bahtiyar Vahapzade der ki: “Korkaram insan çoğala insanlık kaybola!”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT