BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Karşınızdakinden ne beklersiniz?

Karşınızdakinden ne beklersiniz?

Bir aracın sürücüsü, yolda kendinden başka araç yokmuş gibi davranırsa, trafik kazası kaçınılmazdır. Bu, insan ilişkilerinde de böyledir. Eğer karşınızdaki kişileri yeteri kadar dinlemez ve ne istediğini anlamazsanız ‘iletişim kazası’ yaşarsınız.



KARŞINIZDAKİ kişiden öncelikle ne beklersiniz? Eminim böyle bir soru karşısında aklınıza ilk gelen cevaplar da doğal olarak güleryüz, tatlı dil gibi özellikler olmuştur. Peki ya anlaşılmak... Aslında öncelikle hepimiz anlaşılmak isteriz öyle değil mi? Okulda, sokakta, işyerlerinde, hatta aile içinde hepimizin derdidir anlaşılmak. Ama öyle anlıyormuş gibi değil gerçekten anlaşılmak. Çok zaman da anlaşılamadığımız, daha doğrusu yanlış anlaşıldığımız için de başımız derde girmiştir. Bu durumda ya kötü insan biz olmuşusuzdur ya da karşımızdaki derdimizi anlamadığı hatta bazen de bize öfkelendiği için, o kötü olmuştur. Yani karşımızdaki kişi ile iyi, etkin bir iletişim kuramamışızdır. Doğan Cüceloğlu bu durumu çok güzel bir kıyaslama ile anlatıyor. Şöyle ki; “Her gün karşılaşılan “trafik sorunları” aslında kişiler arasında ortaya çıkan “ilişki sorunları”nın tipik bir örneğidir. Trafik yasası, araç kullanan kişilerin ilişkilerini düzenleyen kuralları kapsar. Taşıt gibi somut bir nesne ile, sürücülük gibi açık seçik gözlemlenebilen bir davranışı içerdiği için, trafikte aksayan yönleri görmek daha kolaydır. İnsan ilişkilerinde aksayan yönleri gözlemleyebilmek trafikte olduğu kadar kolay değildir; daha üst düzeyde bir algılama becerisi gerektirir. Bazı kimselerin, konuştukları kişilerin sözlerini sürekli olarak kestiklerini gözlemlemişsinizdir. Bu kişiler sözlerini kestikleri kimselerden sosyal mevki, prestij ya da yaş yönünden, büyük bir ihtimalle, daha “büyük”türler. Sosyal itibar yönünden “büyük” olan bu kişiler, karşısındaki sanki konuşmuyormuş gibi, istedikleri anda söze başlar. Bu davranış biçimiyle, trafikte büyük araçların kendilerinden daha küçük olan araçların yolunu kesmeleri, sanki küçük olan araçlar yokmuş gibi davranmaları arasındaki benzerlik ne denli çarpıcı, değil mi? Bir aracın sürücüsü, yolda kendinden başka araç yokmuş gibi davranırsa, trafik kazası olur. Bir kişi konuşurken, karşısındakini nasıl etkilediğini düşünmeden, kendi bildiği yönde istediğini söylerse, aynı trafikte olduğu gibi, “iletişim kazaları” ortaya çıkar. İnsan ilişkileriyle ilgili bu kazaların sonucunda da “yaralananlar” ve “ölenler” vardır: Küsenler, ayrılanlar ve gücenenler “yaralıları”, kendi içine kapanıp yalnızlığa gömülenlerse “ölenleri” oluşturur. İletişim kazaları, trafik kazalarında olduğu gibi, kazalara yol açan nedenler bilindiği derecede azaltılabilir.” İletişim, ne kadar önemli bir kavram. Hayat başarısının en büyük anahtarı. Bu anahtarı iyi kullananlar için kapıları birer birer açmak ne kadar kolaysa, dinlemesini, anlatmasını bilmeyenler için iş o kadar zor. İletişimin birinci kuralı: Dinlemek İletişimin birinci kuralı iyi bir dinleyici olmaktır. Çok sık olarak iyi konuşmacılar, iyi bir dinleyici değildir. Dinlemede başarısızlık, “sen önemli değilsin, ama ben önemliyim” mesajını gönderir. Dinleme becerileri olmayan bir kişi, duygusal zekanın bir yönü olan, insanları anlama ve empati kurmada başarısız olur. İnsanlar ancak, hem birbirlerini, hem de duygularını anlamayı başardıklarında, mutlu olur, birbirlerinden keyif almaya başlarlar. Peki şimdi kendinize dönün bir bakın bakalım siz ne kadar iyi bir dinleyicisiniz? Kendinizi eleştirmeye açık mısınız? İşte bir çoğumuzun yaptığı yanlış dinleme tipleri: * Görünüşte dinleme: En yaygın dinleme türüdür. Kişi dış görünüşüyle dinliyormuş gibi görünür, ancak; iç dünyası bambaşka bir yerdedir. * Seçerek dinleme: Bu tür dinleyenler karşılarında konuşan kişinin söylediklerinden sadece kendilerini ilgilendiren kısımları duyarlar, diğer söylenenleri dinlemezler. * Savunucu dinleme: Bu kişiler her söyleneni kendilerine yönelmiş bir saldırı sayarlar. Hemen karşı saldırıya veya savunmaya geçerler. * Tuzak kurucu dinleme: Bu kişiler seslerini hiç çıkarmadan dinleme eğilimindedirler. Çünkü dinlediklerinden yararlanarak karşılarındakini zor duruma düşürecek fırsatı ararlar. * Yüzeysel dinleme: Bireyler kişinin kullandığı kelimelerin yüzeyinde kalırlar. Kelimelerin sözcük anlamlarında veya kendilerince olan anlamlarında gezinirler. İyi bir dinleyici nasıl davranır? Söylenenlere ilgi gösterir. Gerçek problemin ne olduğunu duyana kadar yargıda bulunmaz. Konuştuğu kişi ile göz teması kurar. Söylenenleri anlayıp anlamadığını kontrol eder. Sırasını bekler, anladığını düşündüğünün hemen üstüne atlamaz. İyi bir dinleyici olmamın bazı temel ilkeleri vardır; * Susun; İyi bir dinleyici olmanın temeli “susma”yı becerebilmeye dayanır. * Konuşanı rahatlatın; Karşınızdaki kişide konuşabileceği duygusunu uyandıran bir atmosfer oluşturun. * Dinlemek istediğinizi gösterin; İlgi duyduğunuzu gösterin. Karşı çıkmak yerine anlamak için dinleyin. * Empati gösterin; Kendinizi karşınızdakinin yerine koyun ve onun ne hissettiğini anlamaya çalışın. * Zaman tanıyın; Karşınızdakinin sözünü kesmeyin, kendisini ifade etmesine imkan verin. * Öfkenizi kontrol edin; Kızgın bir insan çoğunlukla karşısındakini yanlış anlar ve kendini güç durumda bırakacak tepkiler verir. Bu sebeple hemen karşılık vermeyin. * Soru sorun; Soru sormak konuşan kişiye ilgi duyduğunuzu gösterir ve onu cesaretlendirir. Okuyucu mektubu Motivasyonu yüksek tutun! Üniversite sınavına çok az bir zaman kaldı. Birçok genç arkadaşımızda heyecan dorukta. Mayıs, haziran ayları bu sınavın en çok konuşulduğu, hakkında bir çok yazının yazıldığı, taktiklerin verildiği bir dönemdir. Amaç; destek olmak, başarılarına küçük de olsa bir katkıda bulunmak. Ancak bazen sınavın zor olduğu, birçok insanın elendiği, rakiplerin fazlalığı gibi konularda bolca konuşulunca zaten gergin olan ÖSS adayları daha bir heyecanlanıyor. Bu arada kaygı seviyesi de artabiliyor. Okuyucumuz Nihan da bunlardan birisi. Etrafındaki kişilerin “bu sınava ne kadar hazırlandın, çok ümitlenme, yukarılarda uçma, işin çok da kolay değil” gibi sözlerinden etkilendiğini, üzüldüğünü belirtiyor. Sevgili Nihan, insanlar bazen iyiliğine konuşur, ancak sözlerinin nereye gittiğine çok dikkat etmezler. Sen olumsuz ifadelere kulaklarını tıka ve söylenenlerin alman gerektiği kadarıyla ilgilen. İç motivasyonunu yüksek tut. İç motivasyon kişinin kendi kendini motive etmesidir, düşünme ve eylemin tamamıdır. Çalıştın ve başaracaksın. Kendine güven. Olumsuz düşünceli insanları sakın duyma. Onların yüreğindeki umudu çalmalarına izin verme. Her zaman hedeflerinize ulaşamayacağınızı ya da hayallerinizi gerçekleştiremeyeceklerinizi söyleyen kişilere karşı sağır olun. Sağlıklı, başarılı günler geçirmen dileği ile... B.A.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT