BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Dünya tükeniyor!

Dünya tükeniyor!

Dünya Çevre Günü, 1972’de ilan edildi ancak o tarihten bu yana çevre problemleri gittikçe arttı. Türkiye, 1950-1997 yılları arasında orman alanlarının yüzde 56’sını kaybetti!



> Harun Yerebakan İSTANBUL - Bugün ‘Dünya Çevre Günü’ olması sebebiyle, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de kutlanıyor. Sanayileşme ve şehirlerdeki nüfus yoğunlukları, çevre problemlerini artırırken, dünyanın ortak problemi haline gelen çevre kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit edecek kadar ‘ciddi’ orana ulaştı. Ölümlere sebep olan solunum yolu hastalıklarının çoğu hava kirliliğinden oluşuyor. Balıklar bile, çevre kirlenmesinden en çok zarar gören canlıların başında geliyor. Sanayi atıkları, spreyler, yakıtlarla ortaya çıkan gazlar, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler ve çöpler çevre kirlenmesine sebep olan en önemli unsurlardan bazıları. Bilinçsizce sağa sola atılan plastik ürünlerin doğada 400 yıl kadar çürümeden kaldığını düşünmek, tehlikenin boyutunu daha iyi gösteriyor... Dünya’nın ‘su’yu çıkıyor Bütün dünyada aynı gün kutlanan Dünya Çevre Günü, özellikle BM açısından çevre konusuna dikkat çekmek ve bu konudaki politikaların belirlenmesi için en önemli etkinliklerden biri. Her yıl farklı bir temanın seçildiği toplantıların ana hedefi; çevresel konulara insani bir boyut kazandırmak, bireyleri sürdürülebilir ve adil kalkınma için birer sözcü haline getirerek çevre duyarlılığını toplumsal bir boyuta taşımak ve güvenli bir gelecek için ulusların iş birliği yapmalarını sağlamak. “Yeşil Şehir” hedefine ulaşmak için ise en başta su olmak üzere doğal kaynaklarımızın planlı kullanımı büyük önem taşıyor. 5 gün sürecek ve San Francisco’da yapılacak toplantılarda bu yıl şehirlerde yaşanan çevre problemlerine dikkat çekilecek. Toplantıda aynı zamanda 60 Belediye Başkanı tarafından ‘Kentsel Çevresel Mutabakatla Yeşil Şehirler’ anlaşması da imzalanacak. AB’ye uyum 41 milyar dolar Günümüzde çevre kirlenmesi probleminin önemi ekonomik büyüme ve teknolojik ilerleme sebebiyle, günden güne artıyor. Avrupa’da yıllık belediye katı atık miktarının 250 milyon tondan, sanayi kaynaklı katı atık miktarının ise 850 milyon tondan fazla olduğu hesaplanıyor. Yıllık sanayi atık üretiminde Batı Avrupa ülkelerinde 330 milyon tona, Orta ve Doğu Avrupa’da 520 milyon tona ulaşılmış ve sanayi atığı, artan miktarda tehlikeli atık niteliği kazanmaya başladı. Avrupa ülkelerinde atığın çoğunluğu depolanırken, Türkiye’de katı atıkların ancak yüzde 35’i depolanıyor. Türkiye AB’nin çevre ile ilgili uyumunun ancak yüzde 35’ini gerçekleştirebildiği belirtilirken, problemsiz ve AB müktesebatına tam uygun hale getirmenin bedelinin de 41 milyar dolar olduğu kaydediliyor. Türkiye’de 2004 yılında Çevre Yasası’na muhalefet sebebiyle 6 trilyon 305 milyar 331 milyon lira ceza kesildi. 968 milyar lira ile İstanbul en fazla ceza kesilen il olurken, İstanbul’u 621 milyar lira ile Kocaeli, 615 milyar lira ile de Ankara izledi. 17 ilde ise hiç ceza kesilmedi. Ormanlarımızı bitirdik 1937 yılından günümüze kadar 68 bin 214 adet orman yangınında bir milyon 533 bin 598 hektarlık orman alanı zarar görürken, Türkiye sadece 1950-1997 yılları arasında orman alanların yüzde 56’sını kaybetti. TEMA Vakfı, 25 ayrı ağaçlandırma projesinde; 10 yıl içerisinde yaklaşık 2 bin 350 hektar alanda bir milyon 860 bin fidan dikilmesini sağlarken, bugüne kadar da 640 milyon adet meşe tohumunu toprakla buluşturdu. ‘Kirlilik abideleri’ kaldırılıyor Şu sıralar Türkiye için sevindirici bir gelişme yaşanıyor. İstanbul’un muhtelif semtlerinde adeta ‘kirlilik’ abidesi olarak ‘atıl’ duran gemiler, nihayet kaldırılıyor. Oluşturulan komisyonla başlatılan mücadelenin ilk adımı, Kumkapı’daki Selin-S isimli geminin geçen hafta sökülmesi ile atıldı. Denizlerdeki kirliliğin acilen ortadan kaldırılması için harekete geçen Valilik, İl Çevre ve Orman Müdürü Mehmet Emin Birpınar’ın başkanlığında bir komisyon oluşturarak, İstanbul Boğazı ve çevresinde batık 33 geminin çıkarılması için harekete geçti. Ancak ilk etapta 7 geminin yerinden sökülmesi için millileştirilme izni verildi. Hemen çıkarılıp sökülecek gemiler şunlar: Malta bayraklı Virginia (Kilyos - 1991), Kamboçya bayraklı Eura Asia (Kilyos - 2003), Honduras bayraklı Agios Dimitrios-7 (Riva açıkları-2003), Bolivya bayraklı L-1 isimli (Kartal-2004) gemi, battığı anda ele alınarak çıkartılması yönünde çalışmaları devam eden Gürcistan bayraklı Svyatov Panteleymon isimli (İstanbul Boğazı Yon Burnu-2003) gemi ile Rusya Bayraklı Strontsıy isimli (Kilyos Aslanburnu-2004) gemi. Algılanmamış ‘gerçek afet’  Ülkemizin ormanlık alanı 20 milyon 700 bin hektar, ormanların da yüzde 93’ü doğal. 50 yıl ömürlü bir ağacın ekonomiye katkısı yaklaşık 197 bin dolar. Ülkemizde her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, yılda bir milyar 400 milyon ton verimli üst toprak, erozyonla kaybediliyor. Bu da herbiri yirmi tonluk yetmiş milyon kamyon toprak demek. Fırat Nehri yılda 108, Yeşilırmak 55 milyon ton toprak taşıyor. Her yıl Keban ve Karakaya Barajı’na 31 milyon ton toprak birikiyor. Tarım yapılabilmesi için gereken minimum 40 santim toprağın oluşması ise ortalama 20 bin yıl sürüyor. Toprağımızın sadece yüzde 15’i üstün verimli. Cumhuriyetin ilanından bu yana 44 milyon hektar mera alanımız, 12 milyon 300 bin hektara kadar geriledi. Üst yüzey toprak kaybı yavaş, sessiz, ancak tam olarak algılanmamış gerçek bir afettir. Ülkemizde 1876 bitki türü yok olma tehlikesi altındayken, 1960 yılında kişi başına düşen tahıl ekim alanı bir hektarken, 2000 yılında bu alan 0.35 hektara düştü. Dünyada kullanılabilecek tatlı su kaynakları, toplam su miktarının ancak yüzde 3.5’i kadar. 1 ton buğday elde edilmesi için 1000 ton, 1 porsiyon bonfilenin yenecek hale gelmesi için 9 bin 800 litre, 1 pilicin yenebilir hale gelmesi için bin 200 litre, 1 kilo ekmek için 400 bin 200 litre suya ihtiyaç duyuluyor. Dünyamızın son durumu  TEMA Vakfı tarafından her yıl yayınlanan ve uzmanlarca hazırlanan “Dünyanın Durumu-2005” kitabının bu yılki basımında belirtilen veriler dünyanın çevre konusundaki son durumunu gözler önüne seriyor. * Trafikte gecikme sebebiyle ABD’deki sürücüler, yılda 8 milyar dolar tutarında yakıt ve 3 milyar 500 milyon saat kaybediyor. * Uzmanlar, metanın atmosferdeki miktarının, iki yüzyıllık artışın ardından sabit kaldığını açıkladı. * Moda sektörünün kürke yeniden kucak açması sonucu, kaplan, leopar ve diğer tehlikedeki doğal yaşam türlerinin kürküne olan talebi birden artırdı. * Küresel ısının 2-6 derece artması halinde, 2050 yılında, dünyadaki canlı türlerinin yüzde 18-35’inin yok olacağı belirtiliyor. * Araştırmacılar, çiftlikte yetiştirilen som balığının, doğal ortamda yetişenlere oranla çok daha fazla zehirli kimyasal içerdiğini açıkladı. * BM, hemen hemen hiçbir canlının yaşayamayacağı kadar az oksijenin bulunduğu “ölü bölge”leri barındıran okyanus ve koy sayısının 1990’dan bu yana iki kat artarak 146’ya ulaştığını açıkladı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT