BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Erdoğan’ı iyi şeyler bekliyor

Erdoğan’ı iyi şeyler bekliyor

ABD-Türkiye ilişkilerinde netameli bir dönem yaşandığını kaydeden başyazarımız Öztuna, “Ancak Özal ile baba Bush’un kurduğu dostluğu, şimdi Başbakanımızın temin edeceğine inanıyorum” dedi.



> Süleyman Demir ANKARA- Tarihçi yazar Yılmaz Öztuna, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yapacağı ABD gezisinin iki ülke arasındaki ilişkiler açısından çok önemli olduğunu vurguladı. TGRT HABER TV’de Genel Yayın Müdürümüz Fuat Bol’un hazırlayıp sunduğu “Çerçeve’den Yansımalar” programına konuk olan başyazarımız Yılmaz Öztuna, Başbakan Erdoğan’ın ABD gezisini değerlendirdi. Öztuna, “Washington’da Başbakanı ne bekliyor” sorusu üzerine şunları söyledi: AB’yi ikaz edecek “ABD ile netameli bir çizgideyiz. İki tarafın da hataları oldu. Ancak Başbakanı Washington’da iyi şeyler bekliyor. ABD özellikle AB’deki ‘hayır’ çıkan referandum sonuçlarından çok rahatsız. ABD bizim AB’ye girmemizi her zaman istedi. Vazgeçmiş de değil. Başbakanın ziyareti ABD’nin niyetini perçinleyecektir. ABD emir verecek değil ama Avrupa’yı ikaz edecektir. Bu önemli bir ikazdır. ‘Hata yaparsınız’ diyecektir. Buna karşılık bizden Orta Doğu projesine zorluk çıkarmamamız isteniyor. Özal ile baba Bush’un kurduğu dostluğu şimdi de Başbakanımızın kıvrak zekasıyla temin edeceğine inanıyorum.” Bush, Annan’ı arayacak İran’a müdahale sırasında ABD’nin Türkiye’den yardım isteyeceğini, aksi takdirde Ermenistan ve PKK terörünü önümüzde bulacağımızı kaydeden Öztuna, Türkiye’nin Suriye’ye yaptığı ziyaretlerin de ABD’de büyük bir infiale sebep olduğunu kaydetti. ABD’nin Orta Doğu politikasının petrol, terör ve İsrail’in güvenliği üçgeninde şekillendiğini kaydeden Öztuna, “İsrail ne zaman, ‘Ben tehdit edilmiyorum’ derse o zaman harekat durur” dedi. Öztuna, Erdoğan-Bush görüşmesinin sonunda varılacak mutabakata göre Kıbrıs’ta da yeni gelişmelerin olacağını, “Görüşmelerin sonunda Başkan Bush, Kofi Annan’ı telefonla arayacak” sözleriyle açıkladı. Tüm bu politik gelişmelerden Türkiye’nin nasıl etkilenebileceğinin cevabını arayan Öztuna, “Durumdan istifade edeceğiz. Milliyetçiliği, Ziya Gökalp milliyetçiliği olarak gören ve 21. yüzyıla uyarlayamayanlar, ABD’nin gözünün Türkiye’de olduğunu söylüyor. ABD, Türkiye’yi işgal edip ne yapacak. Başına bela mı alacak. Böyle bir tehlike mevzu bahis bile değil” dedi. Aynı çevrelerin Türkiye’nin AB’ye girmesini de istemediğini kaydeden Öztuna, “AB’ye girdiğimizde saygınlığımızın artacağını bilmeyenler, AB kozunu iyi kullanan AK Parti’yi yıpratmak istiyorlar. Kim bunlar; eski komünistler ve eski zaman milliyetçileri. Bundan ciddi maddi kârlar elde edenler bile var” şeklinde konuştu. Türkiye Avrupalıdır AB sürecinde, bazı aydınlar tarafından ileri sürülen “Türkiye, Asyalıdır” tezini tarihî vesikalarla reddeden tarihçi Öztuna, “1856 Paris Antlaşması ile Osmanlı’nın, Avrupa’nın yedi büyük devletinden birisi olduğu tescil edilmiştir. Uzun bir süre, bu yedi büyük devlet birbirine elçi tayin edebilmiştir. Osmanlı bu yedi Düvel-i Muazzama’dan biridir” dedi. Türkiye’nin Asyalı olmasının da önemli olmadığını kaydeden Öztuna, “Bazı mahfiller Türkiye’nin coğrafik olarak Asyalı olduğunu söyler. Fakat AB, coğrafik değil ekonomik ve siyasi bir birliktir. AB’nin coğrafik bir yapı olduğu söylenecekse, Kıbrıs’ın AB’de ne işi var. Kıbrıs Asya’dadır” dedi. Fransa ve Hollanda’da yapılan referandumlarda “hayır” oylarının yüksek çıkmasına açıklık getiren Öztuna, “Fransa’da komünizm ve sosyalizm kuvvetlidir. Özel teşebbüse dayalı ekonomi, endişe içindedir. Çalışanlar, 40 bin dolarlık gelirlerini kaybetme endişesi taşıyorlar. Çünkü genel olarak yüzde 10’luk bir işsizlik var. Ekonomik ve sosyal haklarından endişe ediyorlar” dedi. Bu gerekçelerle referandumlarda “hayır” dendiğini kaydeden Öztuna, “hayır” oylarının Türkiye’ye etkisini de şu sözlerle ifade etti: ‘Hayır’ halkın uyarısı “Referandumun Türkiye’ye etkisi sıfırdır demek mümkün değil. Ancak mübalağa etmek de doğru değil. Çeşitli sebepler var. En son sırada Türkiye’nin AB’nin dengesini bozacağı endişesi var. Bazı sosyal haklarını kaybetme korkusu içinde olanların, yöneticilerine verdiği bir ‘bunları düzeltin’ ihtarıdır.” Fransa’daki referandumun diğer ülkelere sirayet ettiğini belirten Öztuna, imtiyazlı ortaklık tekliflerini ise şöyle değerlendirdi: “Başbakan imtiyazlı ortaklığı istemediğini söyledi. Ne olduğu da belli değildir. Vaatlerin tutulacağı da belli değildir. Biz AB ile İngiltere’den daha evvel 1959 yılında münasebet kurduk. Çok kıdemliyiz. Türkiye imtiyazlı ortaklık teklifini kabul etmeyecektir. Müzakereleri tamamlayacaktır.” Ermeni konferansımünasebetsizliktir Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılması planlanan ‘İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri’ konulu konferansın ertelenmesine değinen Öztuna, “Konferansa katılan zevat mütehassıs Osmanlı tarihçisi değil” dedi. “Yazılarını yazdılar, fikirlerini zaten söylediler” diyen Öztuna şöyle konuştu: “Türkiye’yi katliamla itham ediyorlar. Bunlar Osmanlıca bilmezler eski kaynaklara inemezler. Batı kitaplarını okuyarak fikir ediniyorlar. Rakam bile verebiliyorlar. Bunlar Osmanlı’nın sancaklarını bile sayamaz.” Konferansın devlet üniversitesinde düzenlenmesine de tepki gösteren Öztuna, “Madem fikir hürriyetine açıklar, bunu özel bir üniversitede yapsınlar. Niçin devletin üniversitesinde yapıyorlar” dedi. Konferansın adeta özel bir tertip olduğunu ifade eden Öztuna, “Katılanlar arasında aykırı fikirli kimse yok, sadece birbirlerini tasdik edecekler. Bir reyting, tiraj meselesine döndü. İlmi ve siyasi bakımdan böyle bir toplantı tertip edilemez. Bu münasebetsizliktir. Ben, 100’e yakın kitabın müellifiyim. Kimseden korkmadan fikrimi söyledim. Biri çıkmış, Adalet Bakanı’nın sözlerinden korktuğunu söylüyor. Bu ilim adamına yakışan medeni cesaret değil. Bunların iyi niyetlerinden şüphe ederim” diye konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT