BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Dervişe sorarsan Laleli Baba

Dervişe sorarsan Laleli Baba

Laleli Baba elini “boşveeer” gibilerinden sallar ve “denî dünyanın güzelliğinden n’olsun sultanım” der, “eğer rahatlıkla yiyor, def-i hacetini sıkıntısız yapıyorsan tamam. Başka bir şey arama!..”



Sultan Mustafa, halim, selim, hafif çekik gözlü ve kumral bir zattır. İtina ile taradığı sakalı çehresine çok yakışır. Tatlı dillidir, güler yüzlüdür, dindardır. Haksızlıktan çok korkar, bedeli ne olursa olsun adaleti yerine getirmeye çalışır. Biteviye okur, Batılı yayınları da dikkatle izler, mesela Astronomiye çok meraklıdır. Tıp ve mühendislik üzerine yazılan eserleri tercüme ettirir ve çoğaltıp dağıtır. “Cihângir” mahlasıyla nefis şiirler yazar ve hatırı sayılır bir hattattır. III. Mustafa Han her ne kadar düşmanlarla uğraşmaktan oturmaya fırsat bulamadıysa da sanayi, ticaret ve bayındırlık alanında fevkalade güzel projeler yapar. Daha o günlerden Süveyş Kanalını kazdırmayı düşünür, dahası İzmit Körfezini, (Sapanca Gölü ve Sakarya Nehri vasıtasıyla) Karadeniz’e açmayı planlar. Ancak Osmanlı çok sıkıntılı günler yaşar, Ruslar, Rumlar ve İranlılarla savaşmaktan nefes alamaz. Kaldı ki Yeniçeriler gemi azıya alır, başa bela olurlar. Sultan çaresiz kaldığı anlarda divitine sarılır ve derdini kâğıdına fısıldar: Yıkıluptur bu cihan sanma ki bizde düzele, Devleti Çarh-i deni verdi kamu mübtezele Şimdi ebvab-ı saadette gezen hep hazele İşimiz kaldı hemen merhamet-i lem-Yezel’e (Anladığım kadarıyla “dünyanın çivisi çıkmış” diyor, “tuttuğun elinde kalıyor, Allah akıbetimizi hayrede”) Olacak bu ya, Dersaadet 1766 zelzelesi ile büyük yara alır, Mustafa Han, Eyyub ve Fatih Camii’lerini, Kızkulesini, Kapalıçarşıyı, Baruthaneyi, Saraçhaneyi ve Tophaneyi adeta sıfırdan yaptırır. Hasar gören binlerce binayı ya onartır, ya da yıktırır. Sultan Mustafa çok cami yaptırır. Ama onun gözünde Laleli Camii’nin ayrı bir yeri vardır, bu muhteşem esere adını verecek, asırlarca anılacaktır. Muhteşem külliye (etrâfındaki sebil, imâret, türbe, muvakkithâne, han, hamam ve dükkanlarla birlikte) sadece 4 yılda tamamlanır. Mimar Mehmed Tâhir Ağa bu zarif eserle yeni bir tarz yakalar, adeta çığır açar. Rivayet olunur ki Laleli Camii’nin şekillendiği günlerde Padişah inşaatı görmeye gelir. Ona civarda yaşayan bir gönül ehlinden bahsederler, “haydi gidelim hayır duasını alalım” deyip, kapısını çalar. Deni dünya... Ancak milletin hikmetli sözlerini aktara geldiği pamuk sakallı ihtiyar, o gün derin bir sükut içindedir, sanki lisan-ı hal ile “bizim sustuğumuzdan anlamayan” der “konuştuğumuzdan ne anlar?” Sultan Mustafa kendince bir zarf atıp, feyzli bir sohbete maya çalmaya çalışır, “Efendi Hazretleri, bu dünyada en güzel şey nedir” diye sorar. Laleli Baba elini “boşveeer” gibilerinden sallar, “denî (alçak) dünyanın güzelliğinden n’olsun sultanım” der, “eğer rahatlıkla yiyor ve def-i hacetini sıkıntısız yapıyorsan tamam. Başka bir şey arama.” Yakıştıramaz ama... Sultan Mustafa derin mevzulara kapı aralamaya çalıştığından olsa gerek, bu sade ve kestirme cevaba bozulur, ancaaak... Ancak birkaç gün sonra nasıl bir kabızlığa yakalanır anlatılamaz. Hekimin biri gelir, biri gider, derdine çare bulamazlar. Kaşık kaşık yağlar içer, bin çeşmeden su getirtir, otlar kökler müshiller... Ma fi fayda... Utanmasa divan toplantısında ağlayacak, kafasını duvarlara vuracaktır ama... Neden sonra aklı başına gelir “galiba boşuna uğraşıyoruz” der, “korkarım bu derdin ilacı Laleli Baba’da!” Derhal yaşlı dervişin huzuruna koşar, önce affını ister sonra derdini arzetmeye bakar. Laleli Baba “o iş kolay” der, “ama ne vereceksin karşılığında?” - Ne istersen vereyim, hatta ben kalkayım, gel sen otur tahtıma. - Amaaan kalsın. Bir def-i hacete bile değmeyen saltanat neye yarar? Ya kabir azabı? - Karnımın ağrısı dayanılacak gibi değil hocam. - Demek şuncağız karın ağrısı koca Sultanı bile kıvrandırıyor. Kabir azabı nicedir acaba? - Yalvarırım bir şeyler yapın. - Pazarlığımız bitmedi ama? - Bu camiye adınızı vereyim. Müminler ibadet ettikçe sizi hatırlasın, asırlarca Fatiha okusunlar. - Bak bu hiç de fena bir teklif değil. Duaya çok ihtiyacım var ve olacak da... Laleli Baba o bereketli nefesiyle bir şeyler okuyup sırtını sıvazlar, Padişahın ağrısı sızısı kalmaz. Bakın şu işe ki Eyyûb, Fatih, Ayazma, Laleli gibi muhteşem camileri yaptıran III. Mustafa, hiçbirine ismini koyamaz. Cenazesi Lâleli Camii yanında bulunan türbeye defnedilir, Efendimizin (Sallallahü aleyhi ve sellem) kadem-i şerifini (mübarek ayak izini) bir çekmeceyle başucuna koyarlar. Mustafa Hanın hanımları (Âdilşah ve Aynülhayat Kadınefendiler), oğlu III. Selim Han ile kızları Hibetullah Mihrimah ve Mihrişah sultanlar da aynı kubbe altında yatmaktadırlar...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT