BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gençlik nereye gidiyor?

Gençlik nereye gidiyor?

Çocukların suç işleme oranının her gün arttığını günlük haberlerde açıkça görüyoruz. Önceleri hırsızlık, gasp, cinayet, alkol, uyuşturucu kullanma suçları görülürken son zamanlarda çocuklarda fuhşun da yaygınlaşmaya başladığını basından takip ediyoruz.



Çocukların suç işleme oranının her gün arttığını günlük haberlerde açıkça görüyoruz. Önceleri hırsızlık, gasp, cinayet, alkol, uyuşturucu kullanma suçları görülürken son zamanlarda çocuklarda fuhşun da yaygınlaşmaya başladığını basından takip ediyoruz. Aileden yeterli terbiyeyi alamayan çocuklar, TV’lerden, internetten gördüklerini, öğrendiklerini dışarıda fırsat bulduğunda şuursuzca tatbike kalkışıyor. İşte size son haftada gazetelere yansıyan birkaç örnek: “15 yaşındaki çocuk ablasını öldürdü.”, “14 yaşındaki çocuk annesini öldürdü.”, “Bursa’da, ilköğretim 1 ve 8’inci sınıftaki, 12-14 yaşındaki erkek öğrenciler okul tuvaletinde sınıf arkadaşı kıza tecavüz etti. Videoya çekilen görüntüler CD halinde meraklılara satıyor...” Bu ve bunlara benzer daha nice olaylar... Bütün bu olup bitenlere karşı ne gibi tedbir alınıyor? Hiç! Tedbiri bırakın, teşvik bile ediliyor. Kadınları, cinsel bir meta olarak gören ve onu bir reklâm vasıtası olarak kullanan firmalar, şimdi de, çocuk yaştaki kızlara el attı... Geçenlerde, Ege Bölgesinde bir lisede “Miss Pearl Of The World Güzellik Yarışması”nın Türkiye elemesi yapıldı. Sponsor firma sahiplerinin “jüri” olduğu yarışmada 13 aday yarıştı. Mahalli idarecilerin gözleri önünde kızlar yarı çıplak podyuma çıkarılıp “güzel”lik yarışmasına sokuldu. Elemede, 17 yaşındaki lise öğrencisi bir kız birinci seçildi. Bu olayları görünce insan ister istemez, ne oluyor, nereye gidiyoruz, geleceğimizi emenet edeceğimiz gençler bunlar mı olacak? demekten kendini alamıyor. Sadece ben değil aklı selim sahibi pek çok kimse bu endişeyi taşıyor. Bunlardan biri de, Akşam Gazetesi’nden Zülfikar Doğan. Sayın Doğan bu endişesini bakınız nasıl dile gitiriyor: “Bir yandan sekiz yıllık temel eğitim dedik, diğer yandan bunun sosyal, eğitsel ve sistem alt yapısını tam kuramadık gibi geliyor. Okula yeni başlayan 7 yaşındaki kız, ya da oğlan çocuğuyla, ergenlik çağında 13-14-15 yaşında, cinselliğinin farkına varmış, kız-erkek aynı binada okuyor. Küçükler aciz korumasız. Sadece tecavüz değil, dayak, tehdit, korkutma, parasını, saatini alma gibi olaylar da yaşanıyor. Küçükler, abilere, ablalara ‘ses’ çıkartamıyor. Tehdit altındaki çocuk, korku ile kimseye bir şey de söyleyemiyor. Ortaya çıkan, polise, adliyeye intikal eden kimi olaylara bakarsanız, bazılarında tecavüz yıllarca sürüyor! Bir de yeni eğitim planlamasında, zorunlu eğitimin 11-12 yıla çıkartılması durumunda, 17-18 yaşındaki ‘lise’ çağında, genç kız ve delikanlılarla, 7-10-14 yaşındaki kızların, oğlanların aynı okul binasını, tuvaleti, yatılı okullarda yatakhaneyi paylaştığını düşünün. Sübyancılık, eşcinsellik, lezbiyenlik, çocuk tecavüzleri alıp başını gider mi?.. Ekonomide her şey iyiye gitse, pespembe olsa da giderek ruhları-bedenleri ‘tahrip olmuş’ çocukların, gençlerin sayısının arttığı, ‘kaybedecek bir şeyi olmayanların’ çoğaldığı bir toplumda siz o paraları harcayabilir misiniz? Refahın tadına varabilir misiniz?” ( Akşam, 3.6.2005) Anne babalar, “Çocuklar doğruyu eğriyi kendileri bulsun” aldatmacasına kanmadan çocuklarını adım adım takip edip, en azından en tehlikeli, en kritik devreleri olan “ergenlik” yaşını salimen atlatmasına yardımcı olmak zorundalar. Yoksa son pişmanlık işe yaramayacak!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT