BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dersimiz final

Dersimiz final

Kazakistan’a yarım dizine gol atan A Milli Takımımız, milletimizi 2006 Dünya Kupası için yeniden umutlandırdı. “Bekle Amanya, Türkiye geliyor!”



Kazakistan’a yarım dizine gol atan A Milli Takımımız, milletimizi 2006 Dünya Kupası için yeniden umutlandırdı. “Bekle Amanya, Türkiye geliyor!” Umutlanmak güzel şey ancak yol uzun ve çetin. Önümüzde 3 maç var; Danimarka, Ukrayna ve Arnavutluk!... İlk ikisi mutlak final maçı. Bu üç maçta 9 puan alamadığımız taktirde elimizde tuttuğumuzu sandığımız halat, pamuk ipliği kadar kırılgan oluverir. Ayrıca bir daha şey var; bizim Kazaklar’ı yendiğimiz gece Ukrayna, Yunanistan’ı 1-0 yenmemiş olsa, acaba 6-0’lık galibiyet teselliden başka anlam taşır mıydı? Evet, Ukrayna’nın zaferi A Milli Takımımız için büyük piyango gibi bir şey oldu. Ukraynalılar, Yunanlılar’ı yenerek Türkiye’deki bir çok tartışmayı bitirdi. Mesela; Yunanistan yenilgisi sonrası Ersun Yanal’a yönelik istifa çağrıları unutuldu. “Operasyon ne zaman?” diye federasyona yapılan baskılar kırıldı. Hakan Şükür - Fatih Tekke tartışmaları sona erdi. Yanal’ın değişim projesi için esirgenen kamuoyu desteği filizlenmeye başladı. Mustafa Denizli ve Fatih Terim ismi alternatif olarak ortaya konulsa da, söz konusu teknik adamlar bu saatten sonra Yanal’ın görevine soyunamaz. Çünkü onlar da biliyor ki, tıpkı Rinus Michels’in ellerinde büyüyen Hollanda gibi Türkiye de bir değişim süreci yaşıyor. Van Bastenler, Gullitler, Rijkaardlar... Özetle efsaneler gittiğinde Dick Advocaat yönetimindeki Hollanda nasıl tökezledi ve 2002 Dünya Kupası finallerine katılamadığı için değişim projesi başlattıysa, Türkiye de 2002 Dünya Kupası sonrası Letonya batağına saplanarak 2004 Avrupa Şampiyonası’na gidemediği için Yanal’la düğmeye bastı. Bugünkü tablo o değişimin sonucu! Soru şu, Ersun Yanal’ın tek başına yürüdüğü bu geçiş dönemi daha başarılı atlatılabilir miydi, elbette! Ama artık bugün bunu tartışmak yerine önümüzdeki final maçlarını nasıl kazanırız ona kafa yorma zamanı. Yani, ülke olarak güçlerimizi birleştirip, finaller için hazırlanma zamanı! Haydi Türkiye göreve! El ele finale! G.Saray ile F.Bahçe’nin farkı Bir iddiam var: “Hagi, F.Bahçe Teknik Direktörü olsaydı, Kayseri’deki nahoş telefon hadisesine rağmen gönderilmezdi!” Bu iddiayı kuvvetlendirecek bir başka iddiam daha var: “F:Bahçe yönetimi Daum’dan memnun olmasaydı, Kayseri’deki nahoş hadiseye rağmen Hagi’ye teknik direktörlük teklif ederdi.” Bunun aksini söyleyebilecek F.Bahçeli bir yönetici varsa buyursun söylesin. Diyeceksiniz ki, sizi bu kadar iddialı kılan şey ne, açıklayayım... İki kulüp arasındaki fark! G.Saray gelenekçi bir kulüp. Buna ters düşen, Maradona gibi ünlü bir futbolcu ya da Benitez gibi ünlü teknik adam da olsa karizmalarına bakmaksızın yollarını ayırır. Nitekim öyle de oldu. Örnekleri de ortada... F.Bahçe performans kulübüdür. Varsa, yoksa başarı esastır. O yüzden G.Saray’ın yollarını ayırdığı yıldızlara F.Bahçe kapılarını açar. Örnek mi, Alp Yalman’ın başkanlığı döneminde Avrupa Gol Kralı olan Tanju Çolak belinde tabancayla kulübe geldiği için G.Saray kralla yollarını ayırmıştır. G.Saray’ın sildiği krala ise F.Bahçe kuçak açtı. G.Saray’a tarihin en büyük başarılarını, yani tam 4 lig ve bir UEFA Kupası şampiyonluğu kazandıran Fatih Terim’e dönemin yönetiminin uygun gördüğü son, “Hoca başarısını ‘Ben’ merkezinden çıkarıp, ‘Biz’ noktasına taşıyamadı. Kimse G.Saray’dan büyük değildir” sözleriyle uzlaşma yollarını tıkamak olmuştur. İmparatora o dönemde ilk teklif götüren kulüp ise yine F.Bahçe olmuştur. Ama Terim, “Bu saatten sonra okyanusta kulaç atmalıyım” diyerek F.Bahçe yerine Fiorentina’ya seçmiştir. Bitmedi... Araya bir kaç futbolcu girdi... Kimi geri döndü, kimi kapıdan döndü... Son örnek Hagi!.. “Bitti... Tükendi... Bir kaç yıl daha kendine gelemez!” denilen G.Saray’ı küllerinden yeniden güçlü bir takım olarak ortaya çıkaran Hagi o nahoş telefon hadisesi ile kapıya konulmakdan beter edildi. Ama başkan Aziz Yıldırım’ın “Bu kapıdan içeri giremez” dediği Christoph Daum bu sözün üzerinden çok geçmeden F.Bahçe Teknik Direktörü oldu ve hâlâ da görev başında. Neden çünkü, sarı-lacivertli kulübe şampiyonluklar yaşattığı için. İşte iki külübü birbirinden ayıran temel fark burada. MIHLAMA Finaller, her şeyi dev gibi gösteren aynalarla süslü vitrine benzer, başarıları da kusurları da büyük olur.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT