BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Saydamlık iyidir...

Saydamlık iyidir...

Uçak kazalarından sonra, kazanın sebebini belirleyebilmek için bir ‘kara kutu’ arama telaşı başlıyor. Kötü bir durumu özetlediği ve aydınlattığı için, söz konusu cihaza ‘kara kutu’ deniyor.



Uçak kazalarından sonra, kazanın sebebini belirleyebilmek için bir ‘kara kutu’ arama telaşı başlıyor. Kötü bir durumu özetlediği ve aydınlattığı için, söz konusu cihaza ‘kara kutu’ deniyor. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, geçtiğimiz Perşembe, sosyal güvenlik açıklarından söz ederken aslında ekonominin kara kutularından birini deşifre ediyordu. Vaktiyle, iş bitirici ve vizyon sahibi iktidarlar tarafından oluşturulan istikrarsız ortam, bütçeleri bir “borç yönetimi” enstrümanına indirgedi. Kabul etmek gerekir ki, geçmiş yılların “Ahbap Çavuş Kapitalizmi” ve kaçınılmaz olarak gelen finansal krizler, mevcut Hükümet’e son derece kirli ve bol kara kutulu bir kamu kesimi devretti. 2000 yılından bu yana, IMF’ye verilen niyet mektuplarını okuyan dikkatli bir göz, ekonomiyi ilgilendiren kara kutuların nerelerde yoğunlaştığını hemen kavrayabilir. Mektuplarda, çok kritik iki kelime var: ‘Saydamlık’ ve ‘hesap verme sorumluluğu.’ Kamu kesimine (konsolide bütçe ve konsolide bütçe dışı kamu kesimi) yönelik düzenlemelerin, yapısal reformların ve özerk kurulların çerçevesini çizen bu iki kelimeyi, birer ‘dolgu’ ya da ‘katkı’ maddesi olarak algılamamak lazım. ‘Saydamlık’ ve ‘hesap verme sorumluluğu’nun teknik anlamda hangi standartlar esas alınmak suretiyle oluşturulacağı, niyet mektuplarında açık bir biçimde ortaya konmuş. Aman dikkat! 16 Nisan 1998’de IMF tarafından benimsenen “Mali Saydamlık İyi Uygulamalar Tüzüğü” (Code of Good Practices on Fiscal Transparency) üye ülkelere tanıtılmış. Tüzük, mali saydamlık için gerekli olan minimum standartları şöyle sıralamış: * Rollerin ve sorumlulukların netleşmesi * Bilginin kamuya açık olması * Bütçe hazırlama, uygulama ve raporlama süreçlerinin saydam olması * Ulusal denetim ve istatistik organlarının bağımsız olması Yukarıda yer alan standartlara uyum sağlayabilmek amacıyla, Hükümet, “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu”nu çıkardı. Seçim öncesi Koalisyon Hükümeti’ne borçlu olduğumuz “4749 sayılı “Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun” da aynı amaca hizmet eden önemli bir yasal düzenleme. Her iki yasal düzenleme, “saydamlık” ve “hesap verme sorumluluğu” diye bilinen iki önemli ilkenin ve bütçe disiplininin ihlâl edilmesini önlemek için formüle edildi. Harcama reformuna yönelik düzenlemeler, kamuoyunu maalesef çok fazla ilgilendirmiyor. Kamu harcama reformu, bütçenin hazırlanması, parlamentoda görüşülmesi, uygulanması ve denetlenmesi ile ilgili süreçlerde reform yapılması anlamına geliyor. Kamu mali yönetiminde, özellikle harcama süreçlerinde, “saydamlık” ve “hesap verme sorumluluğu” gibi kavramları geniş açıdan ele aldığımızda karşımıza, “hukuk devleti”, “kuvvetler ayrılığı ilkesi”, “bütçe-hakkı” ve “demokrasi” çıkıyor. Biraz daha ilerliyoruz; bizi zaman zaman sinirlendiren ve “ulusal gururumuzu!” inciten Maastricht ve Kopenhag Kriterleri’ne tosluyoruz. *** Nereden nereye değil mi? ‘Kara kutu’dan yola çıktık, Maastricht ve Kopenhag’a vardık. Ankara’dan kalkan tren, Kopenhag’da yaptı fren! Dileyelim, yasalar delinmesin ve yeni ‘kara kutu’lar üremesin.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT