BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SÖZ’ün gelimi..

SÖZ’ün gelimi..

Özhan Canaydın Galatasaray’ın maddi açıdan zorda olmadığını açıkladı...



(Galatasaray’ın transfer bombaları...) * Özhan Canaydın Galatasaray’ın maddi açıdan zorda olmadığını açıkladı... “Taraftarımız rahat uyusunlar... Transfer için gerekli para bizde fazlasıyla var... Yeni bir matbaa daha kuruyoruz... Seneye kimi istersek satın alabiliriz” dedi... * Yeni teknik direktör Geretz Belçika’dan kara trenle yola çıktı... Gerets’in bir hafta içinde Türkiye’de olacağını söyleyen Canaydın, “Uçağa paramız çıkışmadı, ama birinci sınıf kompartıman bileti aldık” dedi. * Özhan Canaydın Brezilyalı Yumunba ile 50 bin dolara üç yıllık sözleşme imzaladı... Başkan “Yumunba’nın bu kadar ucuza mal olacağını rüyamda görsem inanmazdım” derken Brezilyalı balıkçı Yumunba en kısa zamanda balıkçılığı bırakıp futbol öğreneceğini açıkladı... * Galatasaray’ın üçüncülük primi açıklandı... Takımı üçüncü yapan futbolcular kulübe 100’er bin dolar bağış yapacaklar... * Galatasaraylı olup da maça gelmeyen seyirciye önlem alınıyor.. Yıl boyunca boş tribünlere oynayan Galatasaray yönetimi, bundan böyle maçlarda yoklama yapacak... Üç kere maça gelmeyen Galatasaraylı’nın Fenerbahçe’ye kaydı yapılabilecek... * Mondragon kendine takım arıyor, yönetim ise eldivenlerin peşinde... Sarı-kırmızılı yöneticiler, “O eldivenlere çok para verdik, eldivenlerini bıraksın öyle gitsin” dedi... * Çanakkale Dardanelspor’da forma giyen Batur Galatasaray’la anlaştı... Batur’un babasına 100 milyonluk vergi iadesi fişi veren yönetim “Çok kârlı bir iş yaptık, alan razı satan razı” dedi... * Galatasaray kamp için yer bakıyor... Haymana Ovası’nda kamp yeri arayan yönetim, sonunda Kamil Koç yol kenarı tesislerinde yeni sezona hazırlanacak... (Doğuş Bektaş’ın çuvaldızı...) kadınlar & erkekler... Yani benzetmenin bu türlüsüne “pes” deyip dayanacağım yazıyı... “Kuruyemiş tabağı teorisi” veya “Evlilik teorisi” diyebiliriz; Saadeddin Abi’nin yolladığı bu yazıya; ... Bir kuruyemiş tabağından sırasıyla önce şamfıstıklar, bademler, fındıklar, fıstıklar vs. gider... En son beyaz leblebiler ve ayçekirdekleri kalır... ... Benzer şekilde belli bir yaşa kadar evlenmemişseniz, kalan beyaz leblebiler, ya da ayçekirdekleri ile idare etmek zorunda kalırsınız... Ya da böyle, olur da bir fıstık bulurum umuduyla tabağı karıştırır karıştırır durursunuz... Ya da kimsenin kırmayı başaramadığı süper-sert şamfıstığına kalırsınız... temelin yeri Temel’le doktorun muayenehanesinden çıktıktan sonra hemen evine dönmüş ve acı gerçeği karısı Fadime’ye bildirmiş; “-Oniki saatlik ömrüm kalmış... Peşin söyleyeyim, kara kara düşüncelere dalmak istemiyorum... Haydi kalk, bir yerlere gidelim, yemek yiyelim, tüm gece eğlenelim...” Fadime’nin hiç hoşuna gitmemiş bu öneri: “-Tabii.. Sana göre hava hoş... Nasıl olsa yarın sabah erken uyanmak zorunda değilsin...” Hayata dair... Benimle ilgili her şey benim; Vücudum, ve onu oluşturan her şey; Zihnim ve onu oluşturan tüm düşünce ve fikirler; Gözlerim, ve onun ifade ettiği tüm görüntüler; Öfke, neşe, kaygı, sevgi, hayal kırıklıkları, heyecan; Ağzım, ve onlardan çıkan her sözcük... Nazik, yumuşak ya da kaba, doğru ya da yanlış; Sesim, yüksek ya da alçak, Ve tüm davranışlarım, başkalarına ya da kendime karşı. Kendi düşüncelerim, rüyalarım, umutlarım, korkularım. Tüm zafer ve başarılarım benim, tıpkı tüm hatalarım gibi. Çünkü beni oluşturan tüm parçalar benim. Ben kendimle tamamen yüzleşebilirim, Ve böyle yaparak beni oluşturan tüm parçaları sevip, Onlarla dost olup, dostça yaşayabilirim. Ve böylece benim için en önemli şeylere ulaşmak üzere, Bir bütün olarak amaçlarımı gerçekleştirebilirim. Kendi kendimi şaşırtan bazı yönlerim olduğunu biliyorum. Ve bilmediğim başka yönlerim de var. Fakat kendimle dost olduğum ve kendimi sevdiğim sürece, Beni şaşırtan bu yönlerin üzerine cesaret ve umutla gidip Kendimle ilgili daha pek çok şey bulabileceğimi biliyorum. İnsanlara nasıl görünürsem görüneyim, Ne söylersem, ne yaparsam yapayım, Herhangi bir anda ne düşünürsem, ne hissedersem hissedeyim, Hepsi de benim... Bu bana özgü... - Virginia Satir - sağdan - soldan... (İstanbul - Bakkal Camı - Uğur Yeşil...) “-SATICI, DİLENCİ VE HIRSIZ GİREMEZ... AKSİ TAKDİRDE HAKLARINDA KANUNİ İŞLEM YAPILACAKTIR...” (izmir - Araba Arkası - Melih Erkek...) “-DİKKAT LPG’Lİ ARAÇ... TEHLİKE ANINDA BENİ ÇIKARIN... 0 RH +...) (Ankara - Mağaza Camı - Mevlüt Polat...) “-ANNENİN SEVGİSİ, BABANIN MENFAATİ BÜYÜKTÜR... TAVUK ESİRGEMEYE GELMEZ...”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT