BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üstad’ı kendinden öğrenin

Üstad’ı kendinden öğrenin

TGRT HABER TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Soysal’ın hazırlayıp sunduğu Baş Başa programına katılan Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in oğlu Mehmet Kısakürek; “Babam yaşasaydı, medyanın bu durumu karşısında ya kahrından ölürdü ya da savaş açar sonuna kadar mücadele eder, medyayı ya değiştirir veya bitirirdi” dedi.



TGRT HABER TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Soysal’ın hazırlayıp sunduğu Başbaşa programının bu haftaki konuğu mütefekkir şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek’in oğlu Mehmet Kısakürek oldu. Başbaşa’da; “Babam yaşasaydı bu medyaya savaş açardı sonuna kadar mücadele eder ve bitirirdi” diyen Mehmet Kısakürek TGRT HABER TV aracılığıyla gençlere seslenerek; “Üstad’ı Üstad’dan öğrenin” çağrısını yaptı. Canlı yayınlanan programda üstadın hayatını anlatan belgesele değinen Kısakürek; ‘Bir adam Yaratmak’ adlı tiyatro eserinin Şehir Tiyatroları’nda gösterimine neden karşı çıktığını ve Üstad’ın vefat ettiği gece yaşadıklarını Mehmet Soysal’a anlattı. ¥ Eğer üstad yaşasaydı günümüz medyasına tavrı nasıl olurdu? KISAKÜREK - Üstad bugün yaşasaydı medyanın bu durumu karşısında ya kahrından ruhunu teslim ederdi veya bu medya olmaz, külliyen değişmiş olurdu. İletşim dünyasında gelişmiş teknolojik imkanlarla üstadın sesinin her haneye ulaşacak olması, bu tepe taklak yaşayış biçimini tekrar ayaklarının üstüne oturtmak anlamı taşıyacaktı ki böylece insanda insana dair değerlerden azda olsa bir bakiye kalmış ise toplumumuzda çok şey değişmiş olurdu. Dolayısıyla Üstad günümüzde yaşıyor olsaydı bu medyaya savaş açar, açtığı savaş sonrasında sonuna kadar mücadele eder günümüz medyasını ya bitirirdi veya değiştirirdi. Yeter ki Üstad’ın elinde günümüz medyasının sahip olduğu imkânlardan biri olsundu. “Bize danışabilirler” ¥ Sizce Üstad’ı doğru anlamanın ve yaşatmanın yolu nedir? KISAKÜREK - Bilhassa bu sene itibariyle yemyeşil, kadife gibi yeşerdiğini hissettiğim bir gençlik görüyorum. Bu seneye kadar son derece karamsar olduğumu ifade etmeliyim. Ankaralı çok sevdiğim bir genç bazı insanları ‘Üstad’dan geçinenler’, ‘Üstadcı geçinenler’ ve ‘Üstad geçinenler’ şeklinde kategori ediyor. İşte kategoriye ayrılan bu insanlar Üstad ile gençler arasında adeta bir perde oluşturuyor. Ben bu kanaatteyim .Üstad, “Fikir Mütehassısı” adlı yazısında aracıları yani bunları konveks aynalara benzetiyor. İç bükey ve dış bükey aynalardan oluşan görüntüye baktığın zaman bu ben miyim diyorsunuz. Düşününce bir bakıma sensin, bir bakıma hiç alakası olamadığını görüyorsunuz. İşte böyle bir durum... Dolayısıyla gençler bu aracıları ortadan kaldırsınlar. Üstad’ı Üstad’dan öğrensinler. Gençler üstadı kendi şiirlerinden öğrenmeli ve aracıların kendilerini boşluğa düşürmelerine izin vermemeliler. Üstadı kavramak, anlamak ciddi bir mevzu ise Üstad’ın evladı olarak bu duruma bir cinayet gözüyle bakıyorum. Gençler Necip Fazıl’ı kendi eserlerinden öğrenirken takıldıkları noktaları gelip bize danışabilirler. ¥ Üstad’ın hayatını anlatan belgesel istediğiniz gibi oldu mu? KISAKÜREK - Üstad’ın belgeselini yapabilmek için onun hayatının içinden, kendi hacmi nisbetinde vakıf birinin bu işe girmesi gerekiyordu. Başka türlü bu işin içinden çıkılamayacağını fark ettim. Belgesel maddi anlamda kısıtlı imkanlarla yapıldı. 11 günde belgeselin çekimi tamamlanadı, 26 günde de yayına hazır hale getirildi. Bu belgeseli çekecek kişinin o hayatın içinden biri olması gerekiyordu. İş ortaya çıkmadan herkes potansiyel şair ve yönetmendir. Filmi veya belgeseli çektikten sonra başarılı olursanız yönetmen olduğunuz tescillenmiş olur. Bende bu belgeseli çektikten sonra yönetmen olduğumu anladım. Sonuç tam benim istediğim gibi oldu diyebilirim. Ama şimdi yapsam herhalde daha iyi olurdu. “Emrivâki yapıldı” ¥ ‘Bir Adam Yaratmak’ adlı tiyatro eserinin şehir tiyatrolarında gösterilmesine karşı tavrınız basın tarafından anlaşılamadı, peki sorun neydi? KISAKÜREK - Üstad’ın “Bir Adam Yaratmak” adlı tiyatro eseri, Türk tiyatrosunun batılı anlamda ilk ve büyük dram örneğidir. Dili sade ve anlaşılırdır. Bu eseri emrivaki bir şekilde aldılar sonra da sahnelediler. Bizim bu gelişmelerden hiç haberimiz olmadı. Halbuki biz bu iş için varız, bu iş için yaşıyoruz ve bizim tek istediğimiz istişare etmekti, eserin ruhundan zerre feda etmemek tek endişemizdi. Bu işin genel provasına davet edildiğim gün büyük bir hayal kırıklığına uğradığımı ifade etmeliyim. Eser, olduğu gibi kıyma makinesinden geçirilmişti ve orda münakaşa başladı. Tiyatro yönetmeninin görevi, eseri istediği gibi kesip biçmek değil, eserin kılına halel getirmeden muhtaç olduğu aksiyonu sahnede ona kazandırmaktır. Eseri tanınmaz hale getirenler en iyi yazar, ölü yazar dediler. Bunun üzerine müdahale ettim. Bir çok bölümün düzeltilmesinin ardından oyunun sadece bir sezon oynanması izin verdik. ¥ Celal Bayar’ın Üstad’a karşı tavrının değişme sebebi neydi? KISAKÜREK - Üstad’ın en önemli vasfı samimiyetti. Celal Bayar da Üstad’ın samimiyetinden emindi ve babamın fikri yönü ortaya çıkmadan önce Celal Bayar ile araları gayet iyiydi. Üstadın İş Bankası’na girişi ve burada yükselişi Celal Bayar sayesinde olmuştur. İyi ilişkiler Üstad’ın fikir kılıcını çekmesine kadar devam etti, işte o noktadan sonra Celal Bayar’la olan münâsebetleri farklı bir boyut kazandı. “Demek böyle ölünürmüş” Babasının vefatıyla ilgili ilk defa açıklama yapan Mehmet Kısakürek, Üstad’ın vefat ettiği geceyi şöyle anlattı: “Ömer isimli kardeşim o dönem babamın hizmetindeydi. Babama benden daha yakındı, ben daha rahattım. Bir gün sağlığı gayet iyi olmasına rağmen eserleriyle ilgili birtakım şeyler vasiyet etmeye başladı. Bunu duyunca dehşete kapıldım ve anneme babam bu gece öleceğini zannediyor dedim. Bunu ilk kez burada açıklıyorum. O gün odasında benden sigara istedi. Benim de bir tane yakıp içmemi söyledi. İlk defa babama karşı geldim içemedim sigarayı. Kendisine içmesi için sigarayı yakıp uzattım. Çok derin bir nefes aldıktan sonra camdan dışarıya bakarak dumanı üfledi. “Demek böyle ölünürmüş” dedi. 60 saniye sonra kardeşim Ömer nöbeti devraldı ve babamın ölümünü bildirircesine üstadın bastonuyla yere üç kere vurdu.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT