BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Doğru yoldan ayırma / Diyalog

Doğru yoldan ayırma / Diyalog

Kendini kaybetmiş insanların arasından sıyrılmam için bana yardımcı ol. Dünyaya at gözlüğüyle bakan kullardan etme beni. Geniş ufuklara yelken açabilmem için rüzgarını esirgeme benden. Ne yediğimi ne içtiğimi bileyim. Yanlışa kayan gözlerimi ölüme kadar kayık tut.



Kendini kaybetmiş insanların arasından sıyrılmam için bana yardımcı ol. Dünyaya at gözlüğüyle bakan kullardan etme beni. Geniş ufuklara yelken açabilmem için rüzgarını esirgeme benden. Ne yediğimi ne içtiğimi bileyim. Yanlışa kayan gözlerimi ölüme kadar kayık tut. Doğruyu görene kadar cezalandır beni. Akıl ver, hayra kullanmazsam noksan akıllılardan et beni. İçimdeki seni göremeyen insanlarla muhatap etme beni. Sağlık ver, ver ki sana koşan dizlerim yorulmasın, nefesim tükenmesin. Boşa geçen bir ömür yazma bana. Yalanlarla kimseyi kandırmayı nasip etme bana. Dürüst sağlam karakterler bırak arkamda. Tabutumu kaldıracak, kabrime yaklaştıkça gözleri dolan insanlarla dost et beni. Ateşinden korkarım! Kimseyi yargılatma bana, kimsenin günahını aldırma. Gıybet denilen ateşin odunuyla yakma beni. Boş konuşup, boş sözler söyleyen insanlardan olmayayım. Güzeli, doğruyu, helali anlatan dillerle haşır neşir et beni. Düşüncesiz insanlardan etme, karşımdakini incittirme. Yardıma muhtaç olan insanlarla karşılaştır beni. Elimizden geldiğince harcayayım senin yoluna. Sevap uğruna yapayım gönülleri. Sabah ezanını duyur, söyle meleklere atsınlar beni yataktan. Öğle sıcağında kavur beni, yanan yüreğim olsun. Beş çayını içen insanlara inat beni ikindi namazına hazırla. Akşamın yorgunluğu mani olmasın namazıma, farzı hemen kılmalıyım, ya kıyamet koparsa. Yatsıyı kılmadan yatarsam yarınımı helak et. Teheccüdün sakinliğini yaşat bana. Meleklerle dolaştır beni semâda. Yönüm hep cami istikametinde olsun, seccadeden kaldırma başımı. Allah’ım, cehennemin ateşini okudum kitabından. İçinden çıkılmaz bir yoldayım şimdi. Geriye dönüp bakamıyorum utancımdan... > Ali Sarımehmetoğlu İstanbul; ömrüm benim! Karşımda Boğaz, çift gerdanlı İstanbul, Hâyrandır ona cihân, onsuz hayat zûl, Çık, salın Beylerbeyi’nde huzuru bul, Bol susamlı simidinle seyre koyul. Gülle bezenir Çamlıca’da şarkılar, Beykoz’da, bereket fışkırırdı pınar, Tarihin nal sesleri Haliç’te çınlar, Kanlıca’da boy vermiş ey koca çınar. Şeref ve tarih Topkapı’da dikilir, Vakûrdur Kadıköy, tahtında oturur, Gülhane şiirdir, sümbüller yetirir, Adalardan gemiler selam getirir. Efil efildir, Hisar’dan esen rûzgâr, Salacak neşeli, dalgalı Üsküdar, Çemberli mağrur, Sirkeci’de umut var, Şiârım sevgi, yüreğim İstanbul kadar. > Fatih Aydın Dert ortağıma Söylesene anne yine akşam mı oldu? Yine çöktü mü karanlık bu çirkefin üstüne? Beklediğim yine gelmedi dimi? Yine sormadı halimi Söylemesi kolay ama anne birde bana sor Her unuttum deyişimde hatırlıyorum o zalimi Artık adını söylemesem de kalbimde gizli biri dolaşıyor Geriye dönse o vefasız yeniden sevesim geliyor Deniz mavisi yalancı gözlerine Salkım söğüt misali sarı saçlarına Ve de o aya benzeyen cemaline dalıp gidesim geliyor anne Dua et bana anne Yalnız ona beddua etme Ben etmiyorum işte edemiyorum anne Kahrolasın, yıkılasın, yere batasın diyemiyorum Diyemiyorum mezar taşında adın unutulsun diyemiyorum Gözleri geliyor aklıma susuyorum Aslında kıyamıyorum o endama Saçların geliyor aklıma kan kusuyorum Vuruluyorum sırtımdan sanki Hilâl kaşlarına taktığı ok gibi kirpikleriyle Ve siması geliyor aklıma yaralı bir kuş misali çırpınıyorum Gülüyor bana ve ben o an bitiyorum Anlıyorum ki ben onun her şeyini seviyorum Sevdam o kadar ağır mıydı ki anne o taşıyamadı Kahrım o kadar zor muydu ki anne o çekemedi Ve mizacım o kadar sert miydi ki beni hiç kimse güldüremedi Beni yaşatan bir ümit anne bir ümit Belki geri dönerde belki gerçekten sever diye Onu bekliyorum anne gelmeyeceğini bile bile İçimi kemiren bir sızı kulağımdaki ses İçimdeki ümitle günbegün ölüyorum anne Ve hâlâ onu bekliyorum anne gelmeyeceğini bile bile > İbrahim Demir / Mersin Biblo Bir gün geçerken dükkanın önünden Vitrinde gördüm seni Öyle narin duruyordun aldım elime Çok beğendim elbiseni Kalbin taştı ama ısıttı beni Elimle okşadım mavi gözlerini Avucumun içinde kayan vücudun Andırıyordu bana eski günleri Fiyat biçti sana verdim paranı Kırıldın elbet dayanamadın buna Artık benimsin canım unut acıyı Değer verdim senin taştan duyguna... > Gülhan Yıldırım Hayat nedir ki? Sapanımla fırlatırım yıldızları güneşe. Sanki ben küçük bir çocuğum. Açmazsa çiçek küserim, kaçar benden neşe. Kaybolmuş gibi mavi boncuğum. Soluk soluğa çağlayanlarla yarıştım. Oluk oluk aktım nehre. Aldım başımı gittim, kalabalıklara karıştım. Benliğimden nefes kattım dehre. Hayat nedir ki? Bazen iniş, bazen yokuş! Kimse, ama kimse zirvede kalamaz. Ömür ne ki? Can kafesinden uçan kuş! Ecel onu geri salamaz. Ufukları sarar her dem kutlu bir muştu. Ararım, olurum ona pervane. Dolaştığım yerler kah ova, kah yokuştu. Ölüm kuşu bulur konmaya bahane. > Necmi Ünsal / İstanbul Beyaz bayrak Son defâ doğar güneş, Gözyaşı ırmak olur. O gün, en vefâlı eş, Yakınken ırak olur. Çürür çoğunun eti, Tenleri toprak olur. Kabrin bütün ziyneti, Bir beyaz bayrak olur... > Mehmet Şensöz
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98631
    % 2.04
  • 5.7873
    % -2.43
  • 6.7061
    % -2.24
  • 7.6147
    % -1.16
  • 228.344
    % -0.72
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT