BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sosyal karantina

Sosyal karantina

Meclis’teki türban krizinin Türkiye’yi hangi noktaya getirdiğini takip ediyorsunuz, değil mi? Bağıra bağıra “geliyorum” dedi, buhran.



Meclis’teki türban krizinin Türkiye’yi hangi noktaya getirdiğini takip ediyorsunuz, değil mi? Bağıra bağıra “geliyorum” dedi, buhran. Âkil ve ehil olan bunu hasarsız atlatırdı. Yok, herkes tuzağa düştü ve Merve, Oklahoma hortumu gibi vurdu. Eğer bütün bu gelişmelerin ardında Erbakan varsa, o neler yapabileceğini kanıtlamış oldu. Yarın Türkiye’den çıkıp, Almanya’ya yerleşse gücünü düşünün!... Ne var ki, gelişmeler, 28 Şubatları haklı çıkartacak bir seyir kaydediyor. Küskünler Hareketi ile göbek bağından itibaren acaba bir daha Fazilet olmasın diye mi özellikle gayret ediliyor diye için için düşünmekten kendini alamıyor insan. Erbakan, % 21’lere tırmandırdığı hareketini, kendi mi yıkmaya ahdetti diye soruyorsunuz. Psikolojik bir tavırla, “madem benim siyasi geleceğim yok, partinin de olmasın” kafasında mı? Yoksa, insan aklına getirmek istemiyor ama iktidar metodu olarak sandık yerine sokağa doğru bir “makas değişimi” arifesinde mi? Ve Aydın Menderes, istifasında bu ihtimal etken oldu mu? Zira, herkesin beklentisinin aksine Menderes istifasından bir gün önce basın toplantısında türbana yumuşak yaklaştı, çözüm bulunmalıdır, dedi. Meseleyi soyut açıdan ele aldı. Kavramı kurtardı. Ardından beklenmedik istifası geldi. O da türbanın bu şekilde Meclise giremeyeceğini biliyordu. Türk konservatizminin kimyasında İslâm vardır. Kültürel bir unsur olarak. Aslında bütün partilerimizde Müslüman demokratlık vardır. Hâl böyle iken, son olaylar, dindarları yine hırpalamıştır, hırpalayacaktır. Türkiye’de Siyasal İslam kadar “Anti-İslamizm” de vardır ve birbirlerini beslemekte. Meclis’te türban, ister istemez sokaktaki türbana kadar yansıyacaktır. Postaneye giren başörtülüye bile “farklı” bakılacaktır. Maalesef, din düşmanlarına gün doğmuştur. Yüklenmek için fırsat kollayanlar, aradıkları malzemeyi gönülleri dolusunca bulmuşlardır. “Türkiye’de kimsenin ibadetine karışılıyor mu?” diyen Cumhurbaşkanı haklıdır. Ama, yeterli değildir. Dindarları adeta “sosyal karantina”ya alan, aleni olmasa bile bunu fevkalade gizli bir şekilde sürdüren bir önyargı sistemimiz de vardır ki, dindarların toplumsal hayatları iktisadından (maişetinden) eğitimine etkilenmektedir. - Eee, ne yapalım, o dindarlar da Erbakan’a prim vermeselerdi! Demek gerçeği de yansıtmamaktadır. Dindarlar, her iki tarafça da, Siyasal İslam’ın potansiyel lojistiği görüldüğü sürece...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT