BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kosova’da son durum...

Kosova’da son durum...

NATO’nun Sırbistan’a karşı başlattığı hava harekatı, birçokları tarafından yeterli görülmese de mesafe alındığı ortadadır.



NATO’nun Sırbistan’a karşı başlattığı hava harekatı, birçokları tarafından yeterli görülmese de mesafe alındığı ortadadır. Yüzbinlerce masum insan yerlerinden, yurtlarından edilmiş, büyük acılar içerisine itilmiştir. Ancak her şeye rağmen hür dünyanın Kosova’ya ilgisi sevindiricidir. Başkan Clinton ve Blair’in gayretleri ile biraraya gelen G-8’lerin meseleyi sahiplenmeleri Kosova için bir umut olmuştur. Bonn’da toplanan G-8 ülkeleri dışişleri bakanları arasında Rusya’nın da bulunması çözümü daha da kolaylaştıracaktır. Kosova, Sırp saldırıları ile büyük yara almıştır. Maddi ve manevi kayıpların tamiri de mümkün değildir. Ancak Sırbistan da ortaya koyduğu zalim planın karşılığını görmüştür. Hepimizin kara harekatı beklediğimiz bu dönemde G-8’lerin işe müdahalesi ile, kansız ve acısız bir çözüm söz konusudur. Bölgede şiddet uygulamalarına son verilmesi ilk büyük başarı olacaktır. Ayrıca bölgenin silahsızlanması da sağlandığı takdirde geçici ve sınırlı bir rahatlama sağlanmış olacaktır. Birleşmiş Milletler kontrolünde ortak amaçlı sivil ve askeri gücün Kosova’da göreve başlaması çözümün ilk adımı olarak değerlendirilmektedir. Gerçi atılan bu olumlu adımlar halen Belgrad yönetimi tarafından kabul edilmemiştir. Ancak G-8’lerin içinde yer alan Rusya’nın bu şartları kabul etmesi Belgrad’ı da kabule zorlayacaktır. Bu arada NATO’nun hava harekatını sürdürmesi gereği ortadadır. Şayet NATO hava harekatını durdurma yoluna giderse, Sırp güçlerin katliamı artarak devam edecektir. NATO ve G-8’lerin hedeflerini açıkça ve kesin olarak belirlemesi gerekmektedir. Sırplar Balkanlardaki gerçek niyetlerini ortaya koymuş, Ortodoks Slav milliyetçiliğini bölgede tek güç yapmaya azmetmişlerdir. Dün Bosna’da, bugün Kosova’da yaşananlar yarın Sancak, Montenegro ve hatta Makedonya için de geçerlidir. Bu bakımdan ortaya konulacak çözümlerin adil olduğu kadar, kalıcı da olması gerekmektedir. Dört bir yana dağılan ve parçalanan ailelerin biraraya getirilmesi hiç kolay olmayacaktır. Hastaların, yaralıların ve yaşlıların bir defa daha aynı yolu katetmeleri mümkün değildir. Tito döneminden beri dışlanan ve geri bırakılan Kosova’nın, bu yıkımdan sonra tekrar ayağa kalkması çok zaman alacaktır. Etrafımızda yaşanan acılara baktıkça, bazen bizlerin içinde yaşadığımız nimetlerin kadrini bilmediğimiz düşüncesine kapılıyoruz. Rahat ve huzur içindeki bir Türkiye’de her şey yerli yerinde iken, suni krizlerle hayatı zehir ediyoruz. Bize düşen yangına benzin dökmek değil, yangını söndürmek olmalıdır. Çevremizdeki ateş çemberinin bilincinde olarak kenetlenmeli ve yirmibirinci yüzyıla hazırlıklı girmeliyiz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT