BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Zor, iki gözüm

Zor, iki gözüm

Ankara’da 1988 yılının 1 Haziran günüydü. Sıcak mı sıcaktı...



Ankara’da 1988 yılının 1 Haziran günüydü. Sıcak mı sıcaktı... Büyük Ankara Oteli’nde patlayan serseri bir kurşun sesi, iki satırlık bir haber düşürür yıldırım gibi telekslere... Gazeteci dostum Metin Işık otele gider... Olay yerine vardığında birinin kanlar içinde sedye ile götürüldüğünü görür... Hızla içeri girer... Diğer gazeteci arkadaşları dostum Metin Işık’ı uzaklaştırır... Çünkü vurulan ve sedyede götürülen ağabeyi Mevlüt Işık’tır. Bu ne unutulmaz bir acıdır, bir kardeş için... Avukat Kürşat Özkan otelin lobisinde gazeteci Mevlüt Işık, İTO Başkanı Niyazi Adıgüzel ve iş adamı Davut Çelik’i vurduktan sonra silahı başına dayayıp intihar etti. Kimse neden olduğunu hâlâ bilmedi. Hepsi dosttular... Arkadaştılar... *** Adamın arka-sında, daş gibi durabilecek yüreği olanlara denir; Arkadaş... Lakin arkadaş bildikleriniz arkanızda, daş gibi değil, bir kurşuna denk getirir adamı... Kalleşce...yüreksizce. Güzel bir yürekti, Mevlüt ağabey. Sürekli; ‘Zor, iki gözüm’ derdi. Gazetemizin Ankara Temsilcisi ve köşe yazarıydı. O, benim bugünkü yaşımdaydı son nefesini verdiğinde... Ankara’ya her gittiğimde kendisine uğrardım. Çok soru sorardım, sordukça gözlerini dikip yüzüme bakar ve ; “Zor, iki gözüm” derdi... *** Küçük hesap ve kavgaların değil büyük davanın ve büyük hayallerin adamı olmamızı arzulardı. Ne acı ki, küçük bir hesap adamı ve kavgacısının namert bir kurşunu ile gitti, büyük davanın ve büyük hayallerin adamı. Zordu gerçekten bu acıya dayanmak... Üç ışık gibi evlat bıraktı ardında. *** Ayrılıkları sevdaya dahil eden şair, acaba ihanetleri neye dahil eder? İki insanı unutmadım Ankara’da... İki göz, iki sevdalı yürekti onlar... Biri Mevlüt Işık, diğeri gazetemizin başyazarı Dr. Yalçın Özer ağabeydi. Rahmetli Yalçın Ağabeyi de, üç yıl önce 7 Ocak soğuğunda kaybettik... Ankara bir yiğidi daha yedi! 7 Ocak’ta bu ocak bir yiğidini daha kaybetti. Bağlum’da kabri başında çok gözyaşı döktüm... Birkaç kez rüyada gördüm, gülümsüyordu yine eskiden olduğu gibi... İnanmak var ki ne yok, inanmak yok ki ne var, demişler ya! Buluşma günü umudu olmasa, çekilecek gibi değil bu rezil dünya... Gidesi bile gelmiyor insanın içinden onlarsız Ankara’ya. ‘Zor, iki gözüm’ sözünü hatırlattıkça Yalçın Ağabey gülümserdi bana; “Ne kolay ki? Hangi işimiz kolay oldu ki?” sorusunu sorardı ve susardım... İşte o günden beri susmaktayım...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT