BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İlişkilerde bundan sonrası önemli

İlişkilerde bundan sonrası önemli

TGRT HABER TV’de yayınlanan “Çerçeve’den Yansımalar” programında Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Fuat Bol ile yazarımız İsmail Kapan’ın konuğu olan Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Türkiye’nin ABD’den beklentilerini Washington’un iyi anlaması gerektiğini belirterek, “İki ülke ilişkilerinde bundan sonraki uygulamalar önem kazanıyor” diye konuştu.



> Hüseyin Türkoğlu İSTANBUL - Işık Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretiyle iki ülke arasındaki birtakım kırılganlıkların giderildiğini belirterek, “Asıl bundan sonraki uygulamalar önemli. Çünkü uygulamalar takip edilecek. Dolayısıyla şu andaki durum zor bir dönemdir” dedi. TGRT HABER TV’de canlı olarak yayınlanan “Çerçeve’den Yansımalar” programında Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Fuat Bol ile Yazarımız İsmail Kapan’ın bu haftaki konuğu, Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu oldu. Siyaset bilimci Prof. Kalaycıoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD gezisi ve Türkiye-ABD ilişkilerinin masaya yatırıldığı programda, Fuat Bol ile İsmail Kapan’ın sorularını cevaplandırdı. Stratejik ortaklık Prof. Kalaycıoğlu “ABD ile stratejik ortaklık” konusunda şunları söyledi: “ABD’nin stratejik ortakları olarak öncelikle İngiltere, İsrail, Avusturalya ve Kanada gibi ülkeler sayılabilir. Ama Türkiye için bunu tam anlamıyla söylemek bence mümkün değil. Bunun çeşitli sebepleri var. Türkiye geçtiğimiz yüzyılın başından beri demokratikleşme konusunda ilerliyor. Dolayısıyla soğuk savaş sonrası bölgede Türkiye’nin bu anlamda önemi büyük. Bölgede bir Türk modeli öneriliyordu. Bu açıdan Türkiye’nin jeostratejik önemi de çok büyük. Yani Türkiye her tarafı sorunlu olan bir bölgede bir tampon vazifesi görüyor. Yakın komşularındaki meseleleri emiyor ve diğer komşularına yansıtmıyor. Bu elbette tarihi mirasından da kaynaklanıyor.” Türkiye’nin etrafındaki ülkelerde Osmanlı’ya karşı bir milliyetçilik geliştiğini belirten Prof. Kalaycıoğlu, “Bu ülkeler tekrar eskisi gibi Osmanlı hakimiyetine gireceğini düşünüyorlar. Onun için belli ölçüde sınırlı kalıyorlar. İlişkilerin tamamen kesilmesini de istemiyorlar. O zaman da Türkiye tarihi mirasını unuttu diyorlar.” şeklinde konuştu. Türkiye kaçınılmazı yaptı Türkiye’nin Irak’a savaş açılmasını engellemek istediğini, ancak bunun mümkün olmadığını ifade eden Kalaycıoğlu, “Türkiye bunun sonucu olarak ABD ve diğer müttefikleri tarafından şüpheyle karşılanan bir konuma düştü. Bu durum Kafkaslar için de geçerli. Ama Türkiye, bu konuda kaçınılmazı yaptı. Yani hangi hükümet olursa olsun aynı şeyi yapardı. Çünkü bize hem yakınlık duyuyorlar, hem de yakınlaşınca şüpheleniyorlar. Bu durumda önemli olan şey, ticari ilişkileri geliştirmek” diye konuştu. Prof. Kalaycıoğlu, ABD ile Türkiye ilişkilerindeki güven konusunda da şunları söyledi: “İki ülke arasında bir istikrara doğru gidiliyor. İlişkiler çerçevesinde zaman zaman güvensizlik durumu kendini gösteriyor. Türkiye, her şey normal yürürken bir anda ani kararlar alabiliyor. Bu, AB ile ilişkiler çerçevesinde “zina tasarısı” ile de kendini göstermişti. Mesela, Türkiye’nin içerisinde artan bir savaş karşıtlığı ve bunun ABD karşıtlığına dönüşmesi izlenimi var. Bu konuda hükümetten bir soğukkanlılık beklentisi olduğu, ancak bunun görülmediği de izlenimi var. Ayrıca Türkiye’nin de ABD’nin bazı girişimlerinden şüphelenmesi durumu mevcut. Bu olay karşılıklı olarak zaman zaman görülebiliyor.” Erdoğan’ın ABD ziyareti Prof. Kalaycıoğlu, Başbakan Erdoğan’ın ABD ziyaretinde bir takım kırılganlıkların giderildiğini belirterek, “Asıl bundan sonrası önemlidir. AB ile ilişkilerde olduğu gibi ABD tarafından da bundan sonra yapılacak uygulamalar takip edilecek. Çünkü güvenin kaybolması kolaydır, ama sağlanması zordur. Dolayısıyla şu andaki durum zor bir dönemdir” dedi. Prof. Kalaycıoğlu, Türkiye’nin ABD’den beklentileri ve PKK ile mücadele gibi konularda ABD’nin Türkiye’nin mesajını doğru okuyup okuyamaması konusunda ise şunları söyledi: “1 Mart tezkeresine giden süreçte önemli müzakereler yapıldı ve kamuoyuna ‘taraflar anlaştı’ mesajı verildi. Kamuoyu da 1990’da yaşanan tecrübelerinden dolayı savaşa karşıydı ve bunun sonucu olarak tezkere konusunda tepki verdi. Ancak birinci tezkereyi kabul ederek ABD’nin İskenderun’a yığınak yapmasına imkan veren Türkiye, bu aşamadan sonra ikinci tezkereyi reddetti ve bunu da muhataplarına anlatamadı. Önce yüksek bir beklenti oluşturuldu, sonra bunun çok azı karşılanabilidi. Yani taktik hata yapıldı. Bunun sonucunda da Kuzey Irak’taki Kürt milisler ABD’nin en önemli müttefiki oldu. Bu gelişmelerin sonunda da ABD, PKK konusunu Türkiye’nin kendi içinde çözmesi gerektiğini söylemeye başladı.” Güvenilir müttefik Prof. Kalaycıoğlu, iki ülke ilişkilerinin bundan sonra ne olacağı konusunda ise şöyle konuştu: “İki ülkenin ilişkileri karşılıklıdır. Stratejik müttefiklik Türkiye için biraz abartılı gibi. Biz iyi ve güvenilir bir müttefik olmalıyız. Bu bizim için yeterlidir. Biz NATO içindeki gruplandırmada ABD ile daha yakın ilişki içinde olan ülkeler arasında mı olmalıyız, yoksa karşı tarafta mı? Buna daha henüz ne biz, ne de onlar karar verebilmiş değil. Bunu önümüzdeki yıllarda göreceğiz” dedi. “Türkiye’nin rolü ne olacak” Terörün Orta Doğu coğrafyasında bulunmasının adil paylaşımın ve demokrasinin olmamasından kaynaklandığına dikkat çeken Prof. Kalaycıoğlu şöyle konuştu; “ABD Filistin meselesinin çözümüne katkıda bulunabilirse en önemli konu sanıyorum aşılmış olur. Genişletilmiş Orta Doğu Projesi için NATO’dan bir karar çıkarılması kararı alındı. Eksik olan bu bölgenin nereye kadar olduğudur. Projenin sınırları henüz tam olarak belli değil. Türkiye bu coğrafyada ne kadar koşacak, bunlar henüz belli değil. Bu çerçevede Türkiye’nin rolü ne olacak, bize maliyeti ne olacak? Dışişleri Bakanımız İslam Konferansı Teşkilatı’nda yaptığı konuşmada bu ülkelere değişim çağrısı yaptı. Demokratik bir Suriye olacaksa, bir Filistin Devleti kurulacaksa, bundan herkes fayda görür. Fakat henüz belli olmayan konu Türkiye’nin bu noktadaki yeri ve görevi. Bu çerçevede komşulara verilecek mesaj da önemli; (Biz sizi değiştirmeye geliyoruz) şeklindeki bir yaklaşım her zaman tepkiyle karşılanır.” İran ve Suriye Prof. Kalaycıoğlu, ABD’nin İran’a karşı tavrı ve Türkiye’nin rolü konusunda, “Biz Türkiye olarak İran ile ilişkilerimizde istikrar istiyoruz. Çünkü Türkiye kimseye rejim ihraç etmek istemiyor. Nükleer silaha gelince, bu Türkiye için çok zor bir durum. Bu, nükleer tehdit altında bırakır ve o zaman Türkiye ya NATO’yu getirecek ya da başka çözüm üretecek. Tabi İran da Hindistan ve İsrail’deki nükleer güce karşı böyle bir caydırıcılık geliştiriyor. Bu anlamda ABD’nin İran’a karşı geliştireceği caydırıcılık çerçevesinde Türkiye’nin işi zor. Çünkü Türkiye, İran’la ilişkilerini düzenli sürdürmek istiyor. Sanıyorum ABD de bu çerçevede Türkiye’ye çok ihtiyaç duymayabilir” dedi. Fransa ve Hollanda’daki “AB Anayasası” referandumlarının Türkiye’ye çok büyük etkisinin olmayacağını belirten Prof. Kalaycıoğlu, “Çünkü AB genişlemek istiyor. Ama Fransa’nın bu iç meselesini aşması kolay değil. Bu herhalde 5-10 yılık bir süreç ister. Almanya’daki Türkiye karşıtları ise ABD yanlısı. Yani bu konuda da Türkiye-ABD ilişkileri önemli. Türkiye bu oyunu iyi oynarsa, Türkiye AB’ye üye olsa da olmazsa da fark etmez” diye konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT