BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İrlandalılar’ın yeni cephesi!

İrlandalılar’ın yeni cephesi!

Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, Cola Turca ile yaptıkları forma reklamını açıklamak için düzenlediği toplantıda, “İçimizdeki İrlandalılar” gibi, Mustafa Denizli hocanın sahibi olduğu bir benzetmeyi patlattı.



İrlandalılar’ın yeni cephesi! Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, Cola Turca ile yaptıkları forma reklamını açıklamak için düzenlediği toplantıda, “İçimizdeki İrlandalılar” gibi, Mustafa Denizli hocanın sahibi olduğu bir benzetmeyi patlattı. Vay sen misin? Tepkiler bomba gibi patladı. Demirören, bu İrlandalılar’ın basında değil, içlerinde olduğunu öne sürüp, o anki tepkileri dindirmeye çalıştı. Ama bu işin burada kalmayacağı belli. Denizli hocanın İrlandalısı Hıncal Uluç ve biraz de bendim... Bakalım Demirören’in İrlandalılar’ı kimler? Vallahi merakla takipteyim... Kanal 7’deki Yassıada belgeseli! Kanal 7’de bir Yassıada belgeseli izledim. Tüylerim diken diken... İmralı’nın başgardiyanı kendi sesi ve görüntüsüyle dehşet verici anılarını dile getirdi. Hele hele, “Gözümle gördüm, Başbakan’ın bedeninin tamamında sigara söndürülmüştü... Yaraların bazıları hâlâ taze, bazıları ise kabuk tutmuştu” ifadesi karşısında o yıllardaki yıkımı bir daha yaşadım. Bugün işkenceden söz edenler, dün o sigara izlerinin neredeyse savunucusu idiler. Böylece 1960 İhtilali’nin bir kere daha Türkiye’yi 50 yıl geriye götürdüğü ortaya çıktı. Günümüzün adalet, eşitlik ve laiklik savunucuları acaba alyanslarla inşa edilen sitelerde otururken, hiç mi vicdan azabı çekmiyor? Kupanın devr-i alemi! F.Bahçe’nin, Türkiye Süper Ligi 2004-05 sezonu şampiyonluk kupası, il il dolaştırılıyor. Sanki ilk defa kazanılmış gibi... F.Bahçe’de böyle 15 kupa daha var. Bu lige ait olmayıp, her çeşit platformda kazanılmış onca değerleri kupası var ki F.Bahçe’nin ... Örneğin, G.Saray’ın UEFA’sından önce kazanılmış Balkan Kupası... General Harrington Kupası... Ve daha yüzlercesi... Yani bu görmemişliğe bir anlam veremiyorum. Ne yani, F.Bahçe ilk defa mı tarih yazıyor? Ne yani, F.Bahçe’nin 97 yılı bir kenara, bu kupası bir kenara mı? Dünyanın hangi ülkesinde, hangi takımın kupası böyle il il dolaştırılmıştır? Benim bildiğim F.Bahçe kültürü ve terbiyesinde, o kupa kulübün müzesinde durur, isteyen de gelir orada görür... Size nasıl bir soru sorsak! F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım, geçtiğimiz hafta bir lisede panele katıldı. Öğrencilere, “Bana, spekülasyon ortamı oluşturacak sorular sormayın. Sonra bunları kullanıyorlar” diye bir söz ettiğini öğrendim. Şayet böyle bir cümle kullanmadıysa, hemen özür dilerim. Ama kullanmışsa, sizce bu çıkış hangi anlayışın, felsefenin yansımasıdır? Murat Kuş vak’ası! Geçtiğimiz hafta, F.Bahçe Teknik Direktörü Daum’un tercümanlığını yapan Murat Kuş’un, bazı futbolcuların menajerliğini üstlenmeyi istediği, buna karşı gelenlerin, yani Serhat gibilerin de takımdan uzak tutulduğu şeklinde bir iddia yer aldı. Doğru mu, yanlış bilmem. Ama Erhan Albayrak da taaaa İspanya’dan bu tartışmaya katıldı. Ve iddiaların yanında yer aldı. Bir kelime var, onu burada kullanmak istemiyorum ama, F.Bahçe’nin son iki sezondaki transfer filmini geri alıp izleyin derim... Ordu - Eskişehir hikayesi! 18 Haziran’da, bu defa tamamının oynanmasını dilediğim Orduspor -Eskişehirspor maçı oynanacak. Bu maçın hikayesi, tam anlamıyla bir yılan hikayesidir. Oturulup kitap bile yazılır. Peki, ligi 31 Mayıs’ta tescil eden Futbol Federasyonu bu hikayenin neresinde olur? Tabii ki baş sayfasında... Yapma be Hakan Can! Hakan Can, genç kuşağın iyilerindendir. Geçenlerde Fanatik’te tam sayfa bir Ersun Yanal savunması yapmış... Olabilir. Her fikre saygımız vardır. Kim bilir, belki de Can’ın dediği gibi Ersun Yanal bir fenomen hocadır... Ama o yazıda bir satırcığa takıldım. Şuna: “Gürcistan maçında skor 1-0’ken Hakan Şükür’ün 2 metreden kaçırdığı golü hatırlamayacaklar...” Yapma be Hakan kardeş! Attığı tonla gole sayarsın, olur biter... Ersun hocana bir sor bakalım, Türkiye, 1996 ve 2000 Avrupa Şampiyonaları’na giderken, aslan payı kimindir? G.Saray UEFA Kupası’nı kazanırken, kimin sırtında yükselmiştir? 2002 Dünya Kupası’nda, üç Brezilyalı’yı savunmada tutarak, kafa kafaya oynamanı sağlayan kimdir? Sor bakalım, Türk futbolunda sadece resmi uluslararası maçlarda toplam 86 gol atabilecek başka oyuncu çıkacak mı? Hakan kardeş, sen sen ol, o kaçan golü kafana takma... O golün kaçırıcısı gibi dünyanın en büyük futbol firmalarına gol atacak bir oyuncu bulmaya bakın! Vay be, listeye bak! Başta spor gazeteleri olmak üzere, spor medyasının her tarafından öyle yabancı transfer haberleri fışkırıyor ki, hayretler içinde kalmamak mümkün değil... Hani sanırsınız ki, kulüplerimizin bodrumlarından petrol çıkmış ya da takımlarının idman sahalarında gömü bulunmuş... Adı geçenler de hani öyle sıradan isimler değil... Ama bu arada takımlarımızın yabancı kontenjanları da doludur. Olsun, biz yazalım, olursa demiştik, olmazsa zaten soran yok... Devam! Nasıl olsa vatandaş yemeye alıştı... O halde ye Memet ye! Havuzuna dikkat et Levent Bey! Dört büyük kulüp geçtiğimiz hafta Futbol Federasyonu Başkaın Bıçakçı’yı bir yemeğe davet etti. Bu yemekte, kulüpler havuzdan daha fazla gelir sağlayamazlarsa, havuzu dağıtabileceklerini ortaya koydu. Yani hafif yollu, aba altından sopa gösterme... Başkan da her zaman yaptığı gibi “Hallederiz” deyip sıyrılmaya çalıştı... Aman Levent Bey, havuzunu deldirme! Yoksa ilk oluktan zat-ı âlileriniz gidersiniz ya da taşan suda ilk siz boğulursunuz. Efes’in kaderi! Efes basketbol takımı bu defaki üst üste dördüncü olan toplamdaki 12. şampiyonluğunu kazandı. Maçın ertesi günü spor basını lütfederek iç sayfalarından birinde manşete taşıdı bu muhteşem başarıyı... Birkaç gün sonra da Efes, şampiyonluk pastası kesmiş... Haber ve fotoğraf yine bu defa daha da küçültülmüş olarak iç sayfalarda... Neden? Taraftarı az ya Efes’in... Yani, gerçek gazetecilik yerine para karşılığı olan tiraj veya reyting derdi... Bu şampiyonluğu F.Bahçe veya Beşiktaş kazansaydı ne olurdu? Sevgili arkadaşım ve dostum Tuncay Özilhan; Sakın tiksinme, sakın moralini bozma... Türk basketbolunu gelecek sezon da yine sen taşıyacaksın... Haydi Bıçakçı, ha gayret! Futbol Federasyonu Başkanı Levent Bıçakçı geçenlerde bir konuşmasında, AB üyesi ülkelerin futbolcularının da yabancıdan sayılmaması konusunda çalışmalarının sürdüğünü ifade buyurdular. Oh ne âlâ! Zaten takımlar sahaya yarıdan fazla sayıda yabancı ile çıkıyor. Oldu olacak, bu çalışmayı bir vatansever ya da Türk çocuğuna değer verecek biçimde sizi o makama oturtan kişilerin isteğine uygun tamamlarsınız da, sahaya onbir yabancıyla çıkarlar. O zaman her kademedeki milli takımları da, oturur bu kararı alanlar birlikte seçersiniz. Tabii oyuncu bulabilirseniz... Hasan Doğan Bey’in gündemi! Futbol Federasyonu’nun hükümetten göndermeli üyesi Sayın Hasan Doğan, “Gündemimizde Ersun Yanal yok” buyurmuşlar. Zaten olsaydı şaşardım. Siz, yönetiminiz ve başkanınız sürekli , “Duymadım, görmedim” diyerek halının altını bir daha kolay kolay temizleyemeyeceğimiz mesele ile doldurdunuz. Gündeminiz hayırlı olsun! Orhan Ayhan’a teşekkürler Orhan Ayhan yıllarca Tercüman’da birlikte çalıştığım bir ağabeyimdir. Önceki akşam TRT 3’te Beşiktaş’ın efsane kadrosunun kalecisi Ekrem Karpat’ı ağırlamıştı. O kadronun KBB uzmanı olan doktor sol beki Vedii Tosuncuk ağabey de telefonla anılara katıldı. Büyük keyif aldım. Bu tip spor programları ekranlara çok sık gelmeli ki, günümüz yönetici ve sporcuları nerede, hangi şartlarla önde olmalarına rağmen niye efsane olamayacaklarını anlamalı. Hıncal Uluç radarını yenilemeli Yine önceki akşam NTV’deki programında Hıncal Uluç ve ekibi şöyle 3-4 dakikalığına bir Orduspor - Eskişehirspor yorumu yapmaya çalıştı ve her zaman olduğu gibi Hıncal Uluç, “bizden başkası söylemiyor, konuşmuyor, nerede bu medya” diye resmen attı. Çünkü bendenizin konuk olarak katıldığı Habertürk’teki Şeref Tribünü’nde yarıda kalan maçın ertesi akşamı tarafların ikişer - üçer temsilcilerini de telefonla programa dahil ederek 1.5 saat bu konuyu konuştuk. Ayıp oluyor Hıncal Usta. Ya programların hepsini izle, ona göre konuş.... Ya da... Altan, Fevzi ve Lucescu! Üç konuyu iç içe yazacağım. Yoksa Mazlum, “Bu gazetenin sayfası sadece sana ait değil” diyecek... Altan Tanrıkulu, bir veda yazısı ile Sabah’ı bırakmış. Son cümlesinde demiş ki, “ Genç yaşta önemli görevlerde bulundum...” İşte yıpranmanın, yarı yolda kalmanın sebebi... Olmamış meyveleri erken koparıp, yemeyin sevgili yöneticiler, sevgili patronlar! Ümit Milli Takım’ın kalecisi Fevzi’nin, gelecekte Milli Takım’ın değişmez file bekçisi olacağına iddiaya girebilirim. Tabii takımında oynarsa... Ve Lucescu... Adam yine şampiyon... Hem de kasaba takımıyla... Bu takım tarihinde ikinci şampiyonluğu kazanmış... Lucescu’yu elinden kaçıranlara duyurulur... Duyduğunuzu ve kafanızı duvarlara vurduğunuzu zaten işitir ve görür gibiyim... Hele hele, Florya taraflarından ses daha yüksek geliyor...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT