BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ASİ EVLAT

ASİ EVLAT

Arkadaşımın kayınpederi, bir dizi kontrol, muayene ve film sonrası, böbrek yetmezliği yaşadığını öğrendiğinde, bunu metanetle karşılamıştı.



Arkadaşımın kayınpederi, bir dizi kontrol, muayene ve film sonrası, böbrek yetmezliği yaşadığını öğrendiğinde, bunu metanetle karşılamıştı. “Allah’ın verdiği bunca hayat için teşekkür ederim” demişti, “Her şey ondan.” Hatta, gençliğinde hafızasının cüzdanına yerleştirdiği bir beyti özenle çıkarıp okumuştu o akşam evine getirildiğinde: “Alan sensin veren sensin, kılan sen, Ne verdinse odur, dahi nemiz var?” Ama arkadaşımın kayınpederinin yakın çevresi aynı sabır ve olgunlukta değildi. Sanki teşhisle birlikte adamcağızı tabuta yatırıp o dakika ölüme göndereceklermiş gibi, huzurlu haneleri bir anda cenaze evine dönmüştü. *** Hastalığının teşhisinden bir süre sonra atmış yedi yaşındaki bu “muhacir” amcaya böbrek nakli gündeme geldi. İstanbul’a yakın bir ilçede oturuyordu. Arama taramalar sonuç vermedi; ondan daha genç ve daha uzun zamandır sıra bekleyenler sebebiyle pek umut da yoktu. *** Arkadaşımın kayınpederinin üç oğlu, bir kızı vardı; büyüğü oğul lise müdürü, üçüncü oğul ise ayakkabıcı... İkinciye paragraf açmak lazım: Evet, ikincisi ise kelimenin tam anlamıyla “boş gezenin boş kafasıydı.” İtibarlı babasının ya da okul müdürü ağabeyinin ricasıyla girdiği işlerde barınamamış, huysuzluğu ve kimsenin önünde eğilmeyen tavizsiz tavrı sebebiyle ya bir iki hafta içinde kapı önüne konmuş veya kendisi işten ayrılmıştı. Belediye otobüsü şoförlüğünden damper kaynakçılığına, matbaacılıktan tekne imalatına girip çıkmadığı iş yoktu bu iki numaralı asi evladın... Amcanın lise müdürü oğlu ile ayakkabıcı oğlu evli, asi evlat ise bekârdı. Büyük oğuldan bir kız torun vardı. *** Babasının hastalıkla boğuştuğu günlerde bütün aile baba evine taşınırken asi oğul yine ortalıkta yoktu. Ağabeyi ile küçük kardeşi onun şimdi bir arkadaş kamyonunda şehirle arası yolda, ya da bir bekar dağ evinde, belki harçlık çıkarmak için bir lokantada çalıştığını tahmin ediyor, endişe duymuyordu. Ama baba: - Ah oğlum, diyordu, ah oğlum. Böyle bir zamanda yanımda olmayacaksın da ne zaman olacaksın? Ortanca oğlunun ilgisizliğine hastalıktan çok üzülüyordu. *** Ve bir gün Bursa’da bir özel hastaneden davet aldı arkadaşımın kayınpederi. Bir böbrek bulunmuştu ve teste çağırıyorlardı. *** Test sonucu harikaydı; doktorlar, kan grubunun verici ile aynı olduğunu, dokuların birbirini tuttuğunu ve naklin mümkün olduğunu bildirdiler. Nakil hemen yapıldı. *** Ama arkadaşımın kayınpederi dört gün sonra öldü. Aile, babanın ölümünü oğlunun hasretine, doktorlar, organ vericisinin muhtemelen bir kemirgenden kaptığı virüs yoluyla bulaşmış olabileceği ihtimaline bağlamıştı. *** Dünya kurulalı beri devran böyleydi; ölenle ölünmüyordu. * Hayır, bu kez ölünüyordu; Bursa’dan gelen sürpriz böbrek ortanca oğula aitti ve babaya son görevini yaparken kendisi de babasıyla aynı gün bir başka hastanede ölüyordu. ------------------- Cuma günleri yayınlanır
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT