BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > TRT 37 yıl önce TV’ye nasıl kavuştu?

TRT 37 yıl önce TV’ye nasıl kavuştu?

TRT’nin TV yayınlarına başladığı 31Ocak 1968 günü dolayısıyla, her yıl ‘31 Ocak’ günlerinde, TRT’de yayınlanan ‘Anma’ ve ‘Kutlama’ programlarında büyük ‘Cümbüş’ yaşandığını ve fakat bu arada TRT’nin neden ve nasıl TV’ye kavuştuğu sorusunun cevapsız kalarak, seyircide, TRT’deki TV yayınlarını adeta gökten indiği izleniminin uyandığını görüyor ve duyuyoruz.



TRT’nin TV yayınlarına başladığı 31Ocak 1968 günü dolayısıyla, her yıl ‘31 Ocak’ günlerinde, TRT’de yayınlanan ‘Anma’ ve ‘Kutlama’ programlarında büyük ‘Cümbüş’ yaşandığını ve fakat bu arada TRT’nin neden ve nasıl TV’ye kavuştuğu sorusunun cevapsız kalarak, seyircide, TRT’deki TV yayınlarını adeta gökten indiği izleniminin uyandığını görüyor ve duyuyoruz. İşte bu nedenle, o günlerin TRT Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptığım için, TRT’nin TV’ye nasıl kavuştuğunun öyküsünü kısaca özetlemek ve bu işte büyük hizmetleleri geçen ve fakat çoğu ebediyete intikal eden çalışma arkadaşlarımın isimlerini hatırlatmak istiyorum. Türkiye’yi TV’ye kavuşturma kararının hukuki temeli 1961 Anayasası ile atılmış, bu Anayasa, hem tek parti, hem de 1946’da girdiğimiz çok parti dönemi ile 1950’de Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra devam eden iktidar partilerinin keyfi radyo yayınlarını önlemek, hem de Türkiye’de TV’yi gerçekleştirmek için, 121. maddesi ile, Radyo-Televizyon Yayınlarının BBC benzeri özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliği ile yapılmasını öngörmüştü. İşte, Anayasanın bu gereği olarak, 24 Aralık 1963’te kabul edilen TRT Kanunu, 1 Mayıs 1964’te yürürlüğe girmiş, benim de aralarında yer aldığım dokuz kişilik ilk Yönetim Kurulu, TRT’nin kadrolarını ve bundan da önemlisi, memlekette özlemi çekilen ‘Tarafsız’ ve ‘Özerk’ bir yayıncılığın temellerini kurmağa koyulmuştur. 1964-68 yılları arasında Avrupa’nın ve Asya’nın çeşitli şehirlerinde katıldığım ‘Avrupa Yayın Birliği-EBU’ ve ‘Asya-Yayın Birliği-ABU’nun toplantılarında, TRT mensupları olarak, bizi en çok sıkıntıya sokan sorunun ‘TRT’nin kaç TV kanalı var?’ benzeri sorular olduğunu ve bunun için de TRT’yi bir an önce TV’ye kavuşturmak arzusu içinde kıvrandığımızı hatırlıyorum. Ne var ki, 1963-67 ilk beş yıllık kalkınma planını hazırlayanlar arasında bulunan bazı radikal solcular, sözde Türkiye’yi Amerikan kültür emperyalizminden korumak amacıyla, TV’yi Türk toplumu için ‘Lüks’ addetmiş ve bu nedenle TV için hiçbir ödenek konulmamıştı. Dönemin AP iktidarı, bu konuda destek sağlamak için, ilk Genel Müdür Adnan Öztrak TRT Program Müdür Yardımıcısı Turgut Özakman ve Haber Müdürü Doğan Kasaroğlu’nun, yayıncılıkta tarafsızlık ve özerklik geleneğini kurmak çabalarını yanlış yorumlayarak, değiştirilmelerini istemiş, başkanlığımdaki TRT Yönetimi Kurulu ise bu talebi reddederek, TRT’yi TV çağına sokmak için başka imkânlar kollamaya başlamıştır. Nitekim, Almanya’nın o zamanki başkenti Bonn’da bulunan Basın Ataşesi gazeteci Altemur Kılıç’ın TRT’ye, Almanya’nın teknik yardım idaresinde gelişme yolundaki ülkelerden birine vermeye hazır olduğu 5 milyon marklık bir TV vericisi bulunduğunu bildirmesi üzerine, toplanan TRT Yönetim Kurulu, benim başkanlığımda, kurul üyesi Ord. Prof. Bedri Karafakihoğlu ile Prof. Dr. Hıfzı Timur’dan oluşan üç kişilik bir heyeti görevlendirmiş ve bu heyet TV alıcısının TRT’ye verilmesini sağlayarak, bilindiği üzere, 31 Ocak 1968’den itibaren, Ankara’da deneme yayınlarının başlamasının yolunu açmıştır. TRT bünyesinde TV yayınının gerçekleşmesinde hizmeti geçen sayısız ‘İsimsiz kahramanlar’ arasında, özellikle dönemin TRT Genel Müdürü Adnan Öztrak Teknik Müdür Yardımcısı Doğan Erdem Teknik Yardım Dairesi Başkanı Fahrettin Işıkçı ile Gültekin Orkut, programcılık ve habercilik alanında ise Turgut Özakman ve Doğan Kasaroğlu’nun hizmetlerini anmak, bu anda isimlerini hatırlayamadığım, emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımdan ise özür dilemek benim için zorunlu ve fakat çok zevkli bir borçtur. Çoğu ebediyete intikal eden çalışma arakadaşlarıma rahmet, hayatta kalanlara ise sağlıklar diliyorum. ..... Not: Başı örtülü ana ve velilerin üniversitedeki diploma törenine alınmaması konusunda fikrimi soran okuyucumlarıma: Bence bu tavır o üniversitelerin işgüzarlığıdır. Zira yürürlükteki başörtüsü yasağı sadece üniversite personeli ile öğrencileri kapsar. Yoksa ziyaretçi ve velileri değil. İ.G.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT