BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Sabır balıyla tatlanmak (Diyalog Köşesi)

Sabır balıyla tatlanmak (Diyalog Köşesi)

Bazen pespembe bulutlar bizi üzerinde uçurur bir kuş misali ayaklarımız yere basmaz. Bazen kapkaranlıktır, simsiyah gece misali. Dipsiz kuyular gibi içinden asla çıkamadığımız, hiçbir şey göremediğimiz bir ışık bir ses arayıp durduğumuz.



Bazen pespembe bulutlar bizi üzerinde uçurur bir kuş misali ayaklarımız yere basmaz. Bazen kapkaranlıktır, simsiyah gece misali. Dipsiz kuyular gibi içinden asla çıkamadığımız, hiçbir şey göremediğimiz bir ışık bir ses arayıp durduğumuz. Ama hayat bu, bir su misali akıp durur, zaman öyle ya da böyle geçer gider. Ne karanlıklar kalır, ne bir kuş misali uçup durdururuz pembe bulutların üzerinde. Sabır en büyük sığınağıdır kulun. Allahü teâlânın bize bahşettiği manevi güç. Gün gelir, devran döner sabır acı ama meyvesi tatlıdır ya işte öyle. Birden karanlıkların içinde, acılar çaresizlikler, sıkıntılar, yokluklar sarmışken etrafımızı, Hakka teslimiyetle bizi feraha çıkaracak ışığı sabırla bekler dururuz. Ve sabredenleri Allahü teâlâ şaşmaz bir şekilde menzillerine şüphesiz ulaştırır. Birden karanlıklar yavaş yavaş dağılmaya başlar. Gönlü burkan, inciten, acıtan, o rahmet bulutları ve samimiyetle dökülen gözyaşlarıdır ki kulu ışığa kavuşturur. Gözler ağlamasa gönüllerde bahar yaşanır mı ki? Rahmet yağmasa toprağın yeşillenmediği gibi... Hayat rengarenktir. Tıpkı tabiat gibi. Yemyeşil bir ağaç gibi salınır göklere, yücelerden yüce, masmavi bir deniz misali engin ve bir kuş cıvıltısı gibi coşkulu uçup duran ve bir gül kadar güzel Rabbimizin bize emanet ettiği. Ve her şey geçer gider ömrümüz müddetince, sabır balıyla ömürlerini tatlandıranlar, hayatlarını rengarenk cıvıl cıvıl coşkulu kılan ve taçlandıranlardır asıl yaşayanlar... > Tahire Mermer Kök ve yaprak Soğuklar kış boyunca üşütüp durdu dalı, Bir tomurcuk yaprağın üstüne serdi halı. Bahar gelince yaprak sıyrıldı tomurcuktan, Pek farkı yok gibiydi yeni doğmuş çocuktan. Kökler suyu, çamuru dönüştürüp besine, Yolladı karşılıksız yaprağa öylesine. Yorganı güneş oldu, döşeği ana toprak, Serpilip güzelleşti günler geçtikçe yaprak. Kibre döndü zamanla zarafeti, şıklığı Huyu oldu kendini övme alışıklığı. Caka satıp dururken gururun ateşinde, Kendi felaketini sürükledi peşinde. Beğenmedi kökünü çamurda, suda diye Yer altında köstebek gibi uykuda diye. Kök gücendi bu sitem karşısında, kırıldı, Ve bir gece kahrından çat diye ikiye yarıldı. Birkaç hafta içinde sararıp soldu yaprak, Rüzgar savurup attı mezarı oldu toprak. TARİHİNİ sevmeyen zavallı, sözüm sana: Yaprak için kök neyse TARİH de o insana. > Ömer Osman Erendoruk Bir film şeridi yalnızlıkmış... insanı hayattan koparan fırlatıp karanlığın en koyusuna ışığında gözlerinin dalgasını geçen... hoyratmış... acıymış gözlerimden akan yaşlar uzun soluklu yaz akşamlarında en tenha bucaklarda kalmış umudum. hoyratmış... çırpınmaya vakit mi var ki kaçalım kör kuyulu mayın tarlasından. koştukça yaklaştığımız umut değil tersine dönmüş yollar, yalanlar gerçekmiş, gerçeklerse yalan... yazıkmış... kaybedilen yılları toparlayıp azık yaptım çekilen çilelerse kutsallığımın işareti uçuşan yapraklar rüzgârın emaneti ne yapıldıysa boş artık ben aşktan koptum... zormuş... gülerken hayatın ince telinde sallanmak her saniye düşme korkusuyla yaşamak zormuş... kardelen olmaya çalışmak çirkefin içinde ve zormuş; yaşarken ölmek, yaşayanı öldürmek... > Gülhan Yıldırım Benim ülkem Bahara hasreti duymazsın burda; Dört mevsimde çiçek açar Türkiyem. Ağlamaz, gülmeyi görür sabırda Saadet, mutluluk saçar Türkiyem. Köyümde çiçekler bir başka açar Kentimin içinde bin bir ümit var Her gün bir güzeli peşine takar Güzellik hasadı biçer Türkiyem. Duymazsın burada kederi, gamı Gündüzler bambaşka, hele akşamı.. Açılır dünyaya görür dört yanı Yudum yudum huzur içer Türkiyem... Dalgası bir başka, denizi başka, Bir nefes koklasan düşersin aşka, Dağların ucundan buluta keşke, Uzansam diyerek geçer Türkiyem... Yaylaları çiğdem, çiçek bakışlı, Sularından ak köpükler akışlı, Güzellikler oylum oylum nakışlı, Dünyaya gülücük saçar Türkiyem, Gönüllerde çiçek açar Türkiye’m... > Mehmet Cebe Bizden baki kalan Hazan yaprakları gibi dökülüp, Bütün sevdiklerin ölecek bir bir. Kimisi bir fidan gibi sökülüp, Düşecek toprağa... Elden ne gelir? Saklanır gibi bir hazine ya sır, Tıpkı öyle beni de gömecekler! Geçecek aradan onlarca asır, Bırakmayacak hiç bir iz böcekler... > Mehmet Şensöz / Bursa Özlediğim şeyler... Eksilmez ensemden kışın soluğu, Yediveren yaprakları özledim. Söndüremez yüreğimi kar suyu, Yosun kokan ırmakları özledim. Nerede, oy, ırmaklarım nerede, Bulutlardan yağmur damıt yine de. Utanç bastı, boğuluyor ruhumuz, Eriyor beyinler, sızlıyor omuz, Ağlarken kızımız, susar oğlumuz, Kirlenmemiş duvakları özledim. Nerede, vay, duvaklarım nerede, Umutlarla bebek büyüt yine de. Bekle gülüm, bu yazgılar değişir, Dağlarımda ardıçlarım gelişir, Vurur davul, koç yiğitler güreşir, Er meydanı otlakları özledim. Nerede, hey, otlaklarım nerede, Sen dünyanın nabzını tut yine de. Gün gelir, gemiler dağları aşar, Söz biter, duygular taşta konuşur, Medeniyet mimarına kavuşur, Sultan doğan çocukları özledim. Nerede, bey, çocuklarım nerede, Adlarını “Fatih” koydurt yine de. > Hüseyin Özkaynakçı Kutsaldır baba sözü O ailenin direği Sırtındadır onun hayat. Huzur saçar yüreği Güçlükleri aşar kat kat! Teriyle sular toprağı Asla incitmez yaprağı Saçında titrer kırağı Güçlükleri aşar kat kat! Kimi maden ocağında Sevgi dolu kucağında Yurdun türlü bucağında Güçlükleri aşar kat kat! Özveriyle parlar gözü Güneş gibi güler yüzü Ne kutsaldır baba sözü Güçlükleri aşar kat kat! > Lâtif Karagöz / Çorlu
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91630
    % 2.1
  • 4.7866
    % -1.01
  • 5.5944
    % -1.16
  • 6.3074
    % -1.67
  • 189.176
    % -2.18
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT