BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > AB’de her an her şey olabilir

AB’de her an her şey olabilir

Önce anayasasını yapamadı, şimdi de bütçesini çıkartamıyor. Anayasasını yapamayan “devlet” olamaz, hazırladığı bütçe kanunu meclisinde tasvip görmeyen hükümetler düşer.



Önce anayasasını yapamadı, şimdi de bütçesini çıkartamıyor. Anayasasını yapamayan “devlet” olamaz, hazırladığı bütçe kanunu meclisinde tasvip görmeyen hükümetler düşer. Avrupa Birliği bir ay gibi kısa zaman içinde bu iki olumsuzluğu birden yaşadı. Gerçi kuruluş, henüz bir devlet değil, bildiğimiz anlamda hükümeti de yok ama bunlardan tamamen uzak da değil. Parlamentosu icra organı vs. mevcut. AB, bir ekonomik topluluk olarak doğdu, birkaç adımdan sonra bugünkü birlik statüsüne kavuştu. Nihai hedefi ise konfederal diyebileceğimiz bir siyasi yapıydı. Şayet bu yapı hayat bulsaydı başta Türkiye olmak üzere gireceklerle birlikte 600 milyonluk bir nüfusa sahip olacak, Dublin’den Van’a kadar genişleyecekti. Böylesine bir modern imparatorluk geliyordu. Ona süper güç de denebilir. Peki bu süper güce izin verilir miydi? İşte bu AB bugün dağılma işaretleri veriyor. Yoksulluk, işsizlik vs. muhakkak ki etken. Fakat diğer etkenler daha ağır basmakta. Bir kere ABD neden durup dururken üstelik de kendi desteğiyle kendine rakip çıkartsın? Buna kim olsa müsaade etmez. Diğer taraftan AB içinde ana devletler arasında çekişmeler var. Buna liderlik çekişmesi denebilir. Bu devletler Fransa, İngiltere ve Almanya. Artık, Fransa Almanya’yı, Almanya Fransa ve Hollanda’yı, İtalya hepsini suçlamakta. İngiltere AB’de oldu fakat kenardan kenardan yürüdü. Onun için birinci öncelik AB değil, ABD. Parasını tedavülden kaldırmadı. Şu gelişmeler yaşanırken İtalya’da da tekrar lirete dönmek için mücadele başlatıldı. AB’nin hem kendisinin hem de kafasının karışmasındaki en ağırlıklı sebeplerden biri de Türkiye’nin üyeliği meselesi. Hatta esas sebep bu denebilir. Türkiye 40 yıldır “ha” “hı” metoduyla oyalanıyor, biraz üstlerine gidince “imtiyazlı ortaklık” teklifi masaya getirilip zaman kazanılıyordu. Ne zaman ki bugünkü hükümetle çok kararlı bir şekilde meselenin üzerine gidip tam üyelik için müzakere tarihi aldık, işte o zaman Avrupa halklarının en azından çoğunluğunun Türkiye ve Türklere bakışlarındaki fanatiklik ortaya çıktı. AB imparatorluk olmadan, kemale ermeden zeval yaşayacağa benziyor. Bugün manzara şöyle, merkezde tam üyeler var. Bunlar artık birbirlerine suçlamaktalar. Suçlamaların cereyan ettiği memleketlerde iktidarlar Türkiye aleyhtarlarıyla yer değiştirmekte. İkinci halkada üyeliği kesinleşmiş olanlar bulunuyor. Üçüncü halka müzakereye başlayacak olanlar. Geçimsizlik, liderlik kavgası, siyasi polemik, Hristiyan fanatizmi, açlık, işsizlik, nüfus gerilemesi gibi sürüyle dertle uğraşan AB ile her halükârda 3 Ekimde müzakereler başlayabilir. N e var ki yıllarca havanda su dövebiliriz. Bu tehlike göz ardı edilemez. Giderek kafalarda aynı soru yer etmeye başlıyor, “AB yaşayacak mı?” Bir zaman sonra kopmalar da başlarsa dönem başkanı bir sabah “AB sizlere ömür” diyebilir Kopmalar, ana devletlerden beklenmeli... Ankara, bütün ihtimallere göre hazırlanmalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT