BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yerin altında ne var ne yok hâlâ bilmiyoruz...

Yerin altında ne var ne yok hâlâ bilmiyoruz...

Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan “Madencilik Sektörünün Sorunları ve Madencilik Politikalarımız” adlı raporda, Türkiye’de rezervlerin tamamının tespit edilemediği, hepsinden önemlisi madenin işlenmeden ham olarak satıldığı için ihracından da hak edilen gelirin elde edilemediği vurgulandı.



> Mutlu Çölgeçen Yaklaşık 25 yıldan bu yana aramalara yeterince önem verilmediği vurgulanan maden raporunda, “Türkiye’nin yeraltı zenginliğinin bilinenden çok daha fazla olduğu söylenebilir” denildi. Raporda, Türkiye’nin acilen “Millî Maden Politikası” oluşturması gerektiğine dikkat çekildi. ANKARA-Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan “Madencilik Sektörünün Sorunları ve Madencilik Politikalarımız” adlı raporda, Türkiye’de rezervlerin tamamının tespit edilemediği ve madenin mamüle dönüştürülmeden ham olarak satıldığı için ihracından da hak edilen gelirin elde edilemediği vurgulandı. Madenciliğin geliştirilmesi için “Ulusal Doğal Kaynaklar Enstitüsü” kurulması tavsiye edilen raporda, hammadde şeklindeki dış satımın özendirilmesinden vazgeçilmesi çağrısı da yapılıyor. Türkiye’deki maden varlığının tamamının henüz tespit edilemediği ve tespit çalışmalarının yapılmadığı savunulan raporda, “Bor madenlerimize ilişkin bilgi, Eti maden işletmelerine ait 18 bin km2’lik ruhsat sahasının ancak yüzde 20’sinde yapılan aramaların sonucunu ifade etmektedir. 1980’den bu yana aramalara yeterince önem verilmediği dikkate alınırsa, maden potansiyelimizin bilinenden çok daha fazla olduğu söylenebilir” görüşleri yer alıyor. Üretimde ileri satışta geriyiz Türkiye’nin ürettiği madenle, satıştan elde ettiği gelir arasında gelir aleyhine uçurum bulunduğuna değinilerek, madencilik sektörünün problemleri ve çözüm tavsiyelerine ilişkin şu görüşlere yer veriliyor: “Türkiye, üretilen maden çeşitliliği açısından 152 ülke arasında 29’uncu maden türünde yapılan üretim baz alındığında ise 10. sırada yer alıyor ancak üretici ülkelerin dünya pazarı içi payları sıralamasında binde 16 oranı ile 52. sıra bulunuyor. 50 dolayında madensel kaynak üretimi yapılmakta ve bu üretimin olşturduğu katma değer özelliği 2-2.5 milyar dolara ulaşmaktadır. Bunun GSMH içindeki payı ise yüzde 1.5 dolayındadır.” Millî politika engelleniyor Raporda, 1980’lerden itibaren çoğunluğu mermercilik alanında olmak üzere 85 yabancı şirketin faaliyet gösterdiği ifade edilerek, “Hepsi çok uluslu şirketler. Hiçbiri ülkemiz içinde metal işleme endüstrisi kurma düşüncesine sahip değil. Güçlü sermaye yapıları var. Bu sebeple arama ve geliştirmeyi hızlı yapabiliyorlar. Ama yine de daha önce Maden Tetkik Arama (MTA) tarafından üretilmiş zengin bilgi dağarcığını kullanıyorlar. Bu firmalar hırslı bir politika izliyor, medyayı, kamuoyunu, kamu görevlilerini kendilerinden yana etkilemek için her yolu deniyorlar. Dünya Bankası ve öteki kuruluşların çabalarıyla, az gelişmiş ülkelere dayatılan hammadde deposu olma rolü bütün dünyada benzer baskılarla sonuçlanıyor. Ulusal madencilik politikasının oluşamamasının en önemli kaynağı, uluslararası tekellerin siyasal düzlemdeki güçlü etkileridir” şeklinde uyarılar yapılıyor. Kaynak enstitüsü kurulmalı Raporda, madencilikle ilgili bilimsel teknoloji bilgisinin üretilmesi, temel araştırmaların yapılması ve üst düzey stratejik hedeflerin belirlenmesi için bir “Ulusal Doğal Kaynaklar Enstitüsü” kurulması vurgulanıyor. Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü’nün yeniden yapılandırılarak söz konusu enstitüye dönüştürülebileceği anlatılan raporda ayrıca, madencilikle ilgili akademik ve bilimsel çalışmaların yapılacağı “Ulusal Doğal Kaynaklar Akademisi” kurulması da bulunuyor. Esas gelir işlenmiş mamulde Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan raporda, madenlerin hammadde olarak değil mamul olarak satılması gerektiği özellikle belirtilirken bu konudaki diğer tavsiyeler de şu şekilde sıralanıyor: “Madenlerin hammadde olarak dış satımının desteklenmesi ve özendirilmesi uygulamasından vazgeçilmeli. Buna karşın, maden ve endüstriyel hammaddelerin ülke içinde işlenmesi alabildiğine özendirilmeli. Maden aramaları her türlü araçla desteklenip özendirilmelidir. Maden ve endüstriyel hammadde yataklarının talan edilmeden, önemli bölümü yeraltında bir daha kazanılmayacak şekilde terk edilmeden işletilmesi için kayıt ve kurallar konulmalı, düzenli denetimler yapılmalıdır. Madencilik alanında çalışan kamu kurum ve kuruluşları yeniden yapılandırılmalı, ıslah edilmeli, bunlar üzerindeki siyasi etkiler engellenmeli, teknoloji yenilenmeli, yeni yatırımların önü açılmalıdır.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT