BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ekonomi düzeldikçe ‘kredimiz’ de artıyor

Ekonomi düzeldikçe ‘kredimiz’ de artıyor

Son 3 yılda Türkiye’nin dikkat çekici bir gelişme gösterdiğini söyleyen Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, oluşan güven ortamından dolayı ülkemize rekor seviyede kredi verdiklerini belirtti.



ANKARA- Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, Dünya Bankası’nın Türkiye’ye rekor düzeyde kredi verdiğini, bunun da Banka’nın Türkiye’ye verdiği önemi gösterdiğini söyledi. Türkiye’ye, kriz yaşanmadığı bir dönemde verilmiş rekor düzeyde kredi olduğuna işaret eden Vorkink, sadece Haziran 2004 ile Haziran 2005 döneminde, 1 milyar 800 milyon dolar kredi kullandırdıklarını vurguladı. Türkiye’nin aldığı kredilerin yüksekliğinin, gerçekleştirdiği “başarılı reformlar ile hızlı dönüşümün” bir sonucu olduğunun altını çizen Vorkink, “Türkiye, Hindistan’dan sonra Dünya Bankası’ndan en çok kredi alan ikinci ülkesi konumunda bulunuyor” dedi. “Bütün bunlar, Banka’nın Türkiye’ye verdiği önemin bir göstergesidir” diyen Vorkink, “Dünya Bankası, Türkiye’nin güçlü bir potansiyeli olduğuna inanıyor ve gelecek projelerini, programlarını finanse ediyor. Bundan sonraki yardımlarımız, Türkiye’nin AB’ye daha çok yakınlaşmasını sağlamak için olacak” dedi. ‘Her türlü yardımı hak ediyorsunuz’ Dünya Bankası’nın yeni başkanı Paul Wolfowitz’in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Washington’da görüştüğünü hatırlatan Vorkink, Wolfowitz’in “Türkiye’nin, stratejik ve ekonomik güce sahip bir ülke olarak, özellikle son üç yılda dikkat çekici bir gelişme gösterip, her türlü ekonomik ve teknik yardımı hakkettiği görüşünde” olduğunu söyledi. Eğitimde KDV inmeli Vorkink bu arada, son günlerde gündeme gelen, özellikle özel okulların faydalanacağı eğitimdeki Katma Değer Vergisi (KDV) oranının indirilmesinin, “gayet mantıklı bir hareket olacağını” söyledi. Türkiye’de okul sayısının çok yeterli olmadığını, devlet okullarına yönelik talebin de çok yüksek bulunduğunu belirten Vorkink, özel sektörün eğitim alanında daha çok rol almasının gerektiğini ifade etti. Eğitim sektörünün devletçe çeşitli şekillerde desteklenebileceğine dikkat çeken Vorkink, bu desteğin Türkiye’nin en büyük gücü olan genç nüfusun eğitilmesinde büyük öneme sahip olacağını vurguladı. Ayrıca Türkiye’nin, zaman zaman AB’ye tam üye olan Doğu ve Orta-Güney Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığını hatırlatan Vorkink, bu kıyaslamanın doğru bir kıyaslama olamayacağını, çünkü bu ülkelerin piyasa tecrübelerinin eski Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla başladığını, Türkiye’nin ise çok daha eski bir piyasa geçmişi ve tecrübesine sahip olduğunu kaydetti.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT