BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ÖSS ve sonrası...

ÖSS ve sonrası...

ÖSS yani Öğrenci Seçme Sınavı bu sene de yapılmış oldu! Bazı kısaltmalar nedense bana pek sevimli gelmez. ÖSS kısaltması da bunlardan biridir. Bunun sebepleri benim açımdan çok ve çeşitli.



ÖSS yani Öğrenci Seçme Sınavı bu sene de yapılmış oldu! Bazı kısaltmalar nedense bana pek sevimli gelmez. ÖSS kısaltması da bunlardan biridir. Bunun sebepleri benim açımdan çok ve çeşitli. Ama bugün üzerinde durmayacağım. Üzerinde durmak istediğim husus, üniversiteye giriş için yapılan sınavların öncesi ve sonrası... Evet bu sene de malum sınavlar yapıldı ve tıpkı geçen sene ve önceki sene ve daha önceki sene olduğu gibi, geleceğini şekillendirmek için bu alanda şansını deneyen gençlerin her dört tanesinden üçü, maalesef elenecek!.. Bildirilen rakamlara göre 1 milyon 731 bin adaydan ancak 400 bini herhangi bir yüksek öğrenim programına yerleştirilebilecek. Demek ki, 1 milyon 331 bini ya şansını bir kere daha deneyecek, yahut yeter artık deyip başka tercihlerle hayata atılmaya çalışacak... Herhangi bir yüksek öğrenim programını kazanacak olan adayları bekleyen macera da başka bir mesele. Bunların kaçı normal dört yıllık öğrenim programlarına alınacak? Geçen seneki rakamlar 190 bin civarında idi. Bunların kaçı devlet üniversitelerine, kaçı özel üniversitelere alınacak? Özel üniversitelere gidecek olan öğrencilerin velileri ne kadar para ödeyecek? Ajans haberlerine bakılırsa, bu rakam 10 milyardan 27 milyar TL’ye kadar çıkıyor. Ve dikkat ediniz, bu sadece üniversiteye ödenecek meblağ... Peki açık öğretime yazılanların kaç tanesi eğitimini tamamlayabilecek? Üniversiteyi bitirenlerin kaç tanesi yaptığı eğitime uygun iş bulabilecek? Şimdiye kadar üniversite bitirmiş olup da işsiz durumda olan veya eğitimi ile ilgisiz alanda iş tutmak zorunda kalan kaç yüz bin genç var? Bu sorular, pazar günü yapılan sınav sorularından çok daha zor ve sıkıcı. Türkiye’de eğitim meselesi bütün olarak, yani okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yüksek öğretim kademelerinde baştan başa problemli. Problemsiz gibi görünen kısımları da, çağdaş dünya standartlarının hayli gerisinde. İlk ve orta öğretim yaşındaki öğrenci sayısı, Avrupa’nın orta büyüklükteki birçok ülkesinden daha kalabalık olan Türkiye, eğitim meselesine ciddi bir hal çaresi getirmedikçe, kalkınma ve ilerleme yolunda yalpalamaya devam edecektir. İnsanlarımız, çocuklarını istikbale iyi hazırlamak için her türlü fedakârlığa katlanıyor. Ama bu fedakârlığın karşılığını ne yazık ki alamıyor! Bakınız açıklanan rakamlara göre, dört yüz binden fazla öğrenci (Lise mezunu veya son sınıf öğrencisi) ÖSS hazırlığı için dershanelere gidiyor. Bu öğrencilerin velilerinin yaptığı masraf katrilyonla ölçülüyor. Her sene ÖSS’ye giren öğrencilerin önemli bir kısmı, ya daha önce başarılı olamamış, yahut kazandığı yeri beğenmeyip yeni bir programı kazanmak için çalışıyor. Bu şekilde devam eden yığılma büyüdükçe büyüyor. Her sene lise son sınıf öğrencileri, dershanelere devam edebilmek için sahte rapor alıyor. Bu sahte raporu hastahaneler bile bile veriyor ve okullar da bile bile kabul ediyor. Ve Milli Eğitim Bakanlığı da buna seyirci kalmaktan başka bir şey yapamıyor. Zaten yetersiz ve kalitesiz olan lise eğitimi, böylece en önemli bir yılını da tamamen beyhude geçiriyor! Üniversite kapılarındaki yığılmayı önleyecek ve on binlerce, belki yüz binlerce genci, orta öğretimden sonra hayata hazır hale getirebilecek meslek liseleri de, ideolojik ve siyasi sebeplerle bertaraf edildi. Şimdi herkesin okumak istediği ama okuyamadığı, okur gibi yapıp da gelişen dünya şartlarına ayak uyduramadığı, varını yoğunu harcayıp buna rağmen okuyacak yer bulamadığı ucube bir durumla karşı karşıyayız. Peki deve boynu misali bu sistemin neresini düzelteceksiniz? Bu sene de, geçen yıllarda olduğu gibi, gazete ve televizyonlar birkaç gün boyunca haber yapacak, belki bazı eğitimciler yorumlar yapacak; ama sonra bu haberler de kesilecek ve eski tas eski hamam gerçeği burnumuza değecek. Herkes mevcut durumu kabullenip en az zarar ve hasarla nasıl işin içinden çıkabilirim diye hesap yapacak. Eylül-Ekim aylarında kayıt parası, kitap parası vs. yine konuşulacak, ama sonuç kesinlikle değişmeyecek... Eğitimimizin perişan hali kısaca böyle. Bakalım bu hal daha ne kadar devam edecek?!.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT