BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu sanatlar ölmesin

Bu sanatlar ölmesin

Ayasofya Camii’nin yanıbaşında açılan ‘El Sanatları Festivali’, unutulmak üzere olan el sanatlarının ‘son’ ustalarını bir araya getiriyor. Festivale 42 ilden 102 el sanatı üreticisi ve sanatkârı katılıyor.



> Tolga Uslubaş Yapılan bir araştırmaya göre ülkemizde 260 sanat ve zanaat dalı unutulma noktasına geldi. Üstelik söz konusu sanat dalları, çok değil, bundan 50 yıl öncesine kadar yurdun muhtelif noktalarında yaşatılıyordu. Her ne gerekçeyle olursa olsun kaybolan geleneksel el sanatlarımız geçen hafta Kültür ve Turizm Banaklığı’nın girişimiyle yeniden hatırlandı. Ayasofya Camii’nin yanıbaşında açılışı yapılan ‘El Sanatları Festivali’yle 42 ilden 102 el sanatı üreticisi ve sanatkârı bir araya getirildi. Pek çoğu son temsilcileri olan sanatkârları ağırlayan festivalde keçecilikten, harik yapımına, kutnu dokumadan yemeni yapımına kadar adı sanı bilinmeyen pek çok sanat dalı tekrar gündeme geliyor. Hatay Harbiye’den festivale katılan Yılmaz Büyükaşık, eski tezgahıyla dikkat çekiyor. Yarım asırlık tezgahıyla ipek dokumacılığı yapan Yılmaz usta, babadan kalma mesleği devam ettiriyor. Babasının vaktiyle bir tezgahla 11 çocuk büyüttüğünü söyleyen Yılmaz usta, “Babamın zamanında 500 tezgah vardı bizim beldede. Bu mesleği babamdan sonra kardeşlerimle devam ettirdik, şimdi 10 tezgahımız var, işleri biraz büyüttük ama yeterince tanınmıyoruz” diyor. Fiyatlar düşük Şirin bir sokak içinde yer alan bu 50’yi aşkın küçük dükkanda akla hayale gelmeyen sanatlardan örnekler var. Fiyatlara gelince... Değerini ve kalitesini bilenler için sudan ucuz denilebilir. Görüştüğümüz sanatkârların büyük bir bölümü gerçekten icra ettikleri sanatın son temsilcileri. Kimisi imkânsızlıktan, kimisi bir dava uğruna çalışıyor, üretiyor. Bir şeylere sahip çıkmak için ellerini taşın altına koymaktan çekinmeyen bu sanatkârların çoğu ay sonunu getirmede pek de güçlük çekmiyor. “Önemli olan icra ettiğiniz sanatın hakkını vermek, rızk Allah’tan” diyorlar... Festivalde tanınmış simalar da göze çarpıyor. Hat ve ebru sanatçısı Fuat Başar ve Karagöz ustası Orhan Kurt da temsil ettikleri sanatı orada sergilemek üzere birer tezgah açmış. Her ikisi de bunu bir görev addettiklerini söylüyor. Onlara göre önemli olan tezgahlarda birkaç parça mal satmak değil, “biz de varız” diyebilmek... Merak edenler için hatırlatalım, festival için son üç gün ve yakın bir zamana kadar bu çapta bir festivali ve böyle seçkin ustaları bir arada görmek mümkün olmayacak... Sadece 4 usta... Şırnak’tan gelen Beşir Şat’ın tezgahı eski usül... Mazisi 500 yıla dayanan Şal-Şepik dokuma yapan Beşir usta, 35 yıldan bu yana unutulan bu işe 2 yıl önce başlamış. Şal-Şepik dokuma işini Türkiye’de bilen sadece dört kişi kaldığını söyleyen Beşir usta açılan kurslarda bir kaç öğrenci de yetiştirmiş. İstanbul’un bereketiyle şimdiden 12 sipariş aldıklarını söyleyen Beşir usta, “Millet artık uyanmaya başladı, yaptığımız işin kalitesi ortada, modern tezgâhlardan böyle kaliteli işler çıkmaz, tek sıkıntımız yeterince tanınmıyor oluşumuz, o kadar...” diyor. Sokakta keçe şov Sanatkârların el emeği göz nuru eserleriyle bezeli festivalde en çok dikkati, keçe ustaları Cemil ve oğlu Arif Can çekiyor. Festival havasına uygun olarak sokak ortasında yaptıkları gösteriyle karışık keçeler, ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. Arif usta keçeye yeni bir yüz kazandırmak adına desenleri hayli modern çizgilerden seçmiş, dediğine göre sosyetenin bu aralar keçeye olan merakı hat safhadaymış... Şimdileri adından pek söz edilmeyen kabak kemânî ustası İrfan Alkur da festivalde boy gösterenlerden... Bu aralar işler kesat olsa da zamanında bu işten çok para kazandığını söylüyor ve ekliyor, “Gelecekten pek de ümitsiz değilim.”Adını ilk defa duyduğumuz kutnu dokuma ustası Cevdet Eldemir ise bu işi bilen son ustalardan. 6 yaşından başladığı bu işe şimdi 30 tezgahıyla devam ediyor. Festival dolayısıyla işlerinin açıldığını söyleyen Cevdet ustanın tek derdi siparişleri yetiştirebilmek.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT