BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Altıgen

Altıgen

Mevki; okyanus kıyılarında bir yer, mekan; China Town. Bir Alman (Tai film prodüktörü), bir Koreli (bilim kurgu yazarı), bir İsveçli (politika sosyoloğu), bir Singapurlu (dil psikoloğu), bir İsrailli (psikolog) ve bir ben (Miss Turkey). Altı kadın, bir Vietnam lokantasında yemek yiyor.



Mevki; okyanus kıyılarında bir yer, mekan; China Town. Bir Alman (Tai film prodüktörü), bir Koreli (bilim kurgu yazarı), bir İsveçli (politika sosyoloğu), bir Singapurlu (dil psikoloğu), bir İsrailli (psikolog) ve bir ben (Miss Turkey). Altı kadın, bir Vietnam lokantasında yemek yiyor. *** Capellanus’a göre aşk; “insanı aşkın emir ve yasaklarını birlikte yerine getirmeye zorlar.” *** Konu döndü dolaştı flörte geldi. İçlerinden biri; yaşa unut, daha amiyane tabirle kullan at tarzına, ilişkilerin de temeline çöreklenen fast food kültürüne itiraz etti. Diğerleri; onu, başlangıçta “Doğu konservatifliğiyle”, sonraları ise şu tatlı saki sohbetine kan doğramakla suçladı. - “Saçmalama” dedi. “Leo Buscalia’ya ne oldu? Sevgi dokunmaktır, unutmayalım.” - Olur, şu yan masadaki çifti ele alalım. Esas kız, on dört ya var ya yok ve buraya ulaşana dek ortalama en az iki yüz erkekle karşılaştı. Yani esas kız, iki yüz yabancı erkeğin bakışından kendini sakındı, esas oğlanın yani yarının yabancısının yanına oturduğunda ise, (Capellanus efendinin sözüne binaen) biteceği daha başından belli bir ilişkide yine çok kötü muameleye manruz kaldı. - Hah! Bu çok çirkin bir bakış açısı. Aşk bile bile lades demektir. Ayrıca bu, zihni hâlâ esir olanların tarzı. - Hayır; bu, teflon tarzı. Tıpkı bu kıza da olacağı gibi, her yaşadığın ilişki ruhunda bir acı bıraktı. Zamanla, deneyim dediklerini yaşadıkça sağlıklı hiçbir şeye mahal vermeyecek kadar zehirli olacak, hatta kendini bile zehirleyeceksin. Elektriklenen ortama, bir diğerinin mırıldanması katıldı. “Aslında haklı olabilir. Tüketim toplumu olmanın bir olmazsa olamazı belki de karşı cinsi en kısa sürede tüketmek. Belki de kendimizi tüketiyoruz.” *** “Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar da erkeklerin son aşkı olmak ister.” Oscar Wilde *** En köşedeki; “Saçmalamayın” diyerek elindeki çubukları masaya bıraktı. “Özgürce yaşamak gerek, denemek, öğrenmek gerek. Denemeden bilemezsin ki hangi kurbağa öpünce prens olacak.” “Kendini önemsemeye başladığında aynaya bak” diye cevapladı ilki. “Aynada, tabiatın gereği üzerine bir türlü oturmayan ‘özgür kadın’ imajını değil, prensi bulacağım diye çırpınan siğilli bir prenses görmen pek de zor olmayacak!” İtiraz gecikmedi: “Lunapark aynalarına değil, kendi içime bakıyorum ben, keyfime bakıyorum!” Uzun zamandır tanıdığı belli olan, dönüp ona sordu: “Onun için mi ‘ilişkiniz ilişiktedir’ veda mailleri ardından salya sümük evresi yaşıyor, sürekli iki kişilik sosyal projelerle hayatta kendine yeniden yer bulmak için çırpınıyorsun?” Ardından sesler yükseldi, garson tabakları değiştirdi, yeşil çay önerdi, kimse umursamadı, hatta cevap bile vermedi. Sesler bir iniyor, bir çıkıyor, altı kadın bağrışıyor, her birinin yüzüne cümlelerden tokatlar iniyordu. Fırtınayı, hıçkırıklarla karışık bir çığlık sona erdirdi: “Doğru söylüyor! O da, Oscar Wilde da. Bizim gönüllü teslimiyetle sunduğumuz ruhumuz, kalbimiz, hayallerimiz ve en sonunda bastırılmış acılarımızdan hayat enerjilerini alan kim bilir kaç eski sevgili, yeni yabancı sokaklarda dolaşıyor? Ha? Onlara bir ekstra deneyim, koleksiyonlarına yeni bir sayfa, dertleştiğimiz arkadaşlara ise kısa bir hikaye bıraktıktan sonra bize kalan ne? Şu an gülümseyebildiğin hafif bir katlanabilirlik ve bir sonraki için ‘bu hakikaten son olacak’ iştahı! Yalan mı?” *** Bir İngiliz, bir Fransız bir Türk tarzında başlayan yemeğin, tıpkı o fıkralar gibi bitmesini ben de isterdim. Lâkin geceden geriye kalan; gözyaşlarıyla masadan kalkan altı kadınla herkesin aşinalık ve yabancılık filtrelerini gözden geçirmesi dileğiydi... Ninem diyor ki: Harmanda dirgen yiyen sıpa, bir daha gelmez sapa. Profesör Mualla: Bahçede iğde midir, dalları yerde midir; her güzeli seversin, sendeki mide midir > Halime Gürbüz -------------- Gıdalardaki katkı maddelerine dikkat Uzmanlar özellikle alerjik hastalığı bulunanların hazır yiyecek ve içecek tüketmede dikkatli olmaları gerektiği konusunda uyarıyor! Hazır yiyecek ve içecekleri tüketmeden önce, ihtiva ettikleri katkı maddelerinin ne gibi yan etkilerinin olduğunun bilinmesi çok önemli. Mesela besinlerin bozulmasını önlemek ve daha uzun süre taze kalmalarını sağlamak için kullanılan sülfit; astım krizleri, kusma, ishal, karın ağrıları gibi alerjik reaksiyonlara sebep olabiliyor. * Aspartam Şeker yerine tatlandırıcı olarak pek çok yiyecek ve içecekte bulunan bir madde. Yüzde 40 aspartik asit, yüzde 50 fenilalanin ve yüzde 10 metanol karışımından oluşur. Aspartam, yan etkileri bakımından en çok suçlanan katkı maddesidir. Bunlar ise kaşıntı, döküntü, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, uyuşukluk, kas spazmları, yorgunluk, depresyon, solunum güçlüğü, çarpıntı ve çeşitli alerjik reaksiyonlardır. * Benzoik Asit Özellikle işlenmiş yiyeceklerde bulunan bir katkı maddesidir. Çikolata, çeşitli meyve suları, şekerlemeler, dondurma, kremalar ve sakızlarda bulunur. Benzoik asit, astım, deri döküntüleri gibi çeşitli alerjik reaksiyonlara neden olabilir. * BHA&BHT Sıvı ve katı yağların ve içinde yağ bulunan yiyeceklerin kokuşmalarını önlemek için kullanılan antioksidan maddelerdir. Bu maddelerin, karaciğer büyümesi, deri döküntüleri yapabildikleri gibi kanser riskini artırabilecekleri de ileri sürülmüştür. * Karmen kırmızısı Birçok yiyecek, içecek, ilaç ve kozmetiğe pembe, kırmızı, mor renk vermek için yüzlerce yıldan beri kullanılan bir maddedir. Karmen kırmızısı, sentetik bir boya olmayıp bir böcekten elde edildiği için doğal bir katkı maddesi olarak kabul edilir. Bu, derideki basit döküntü ve kaşıntılardan ölüme kadar gidebilen anaflaktik şoka neden olduğu bilinen bir maddedir. * Glutamat Uzakdoğu mutfağında çok kullanılan ve kendine özgü tadı olan bir çeşit baharattır. Glutamat, doğal olarak az miktarda et, balık, domates ve bazı sebzelerde bulunabilir. Glutamata bağlı reaksiyonlar “Çin Lokantası Sendromu” ismiyle bilinir. Glutamat aç karnına çok miktarda ya da sıvı şeklinde alındığında baş ağrısı, boynun arka tarafında, ön kolda ve göğüste yanma hissi, kol ve bacaklarda, yüzde veya başta sızlama ve karıncalanma, göğüs ağrısı veya göğüste sıkışma hissi, çarpıntı, bulantı, ishal, terleme gibi şikayetlere yol açabilir. Sinir sisteminin aşırı uyarımına bağlı olarak alerjik reaksiyonlar görülebilir ve hatta alzheimer ile parkinson gibi nörolojik hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. * Nitrat ve nitritler Kırmızı et, kümes hayvanları ve balık eti ile sosis, salam, pastırma gibi işlenmiş etlerin renk ve tadını artırıcı özellikleri de vardır. Bunlar, baş ağrısı ve deri döküntülerine yol açabilir. * Parabenler Parabenler, yiyecek, ilaç ve kozmetiklerde küflenmeyi önlemek için çok yaygın olarak kullanılan koruyucu katkı maddeleridir. Mayonez, salça, ketçap, salata sosları, hardal, jöle, reçel, alkolsüz içecekler, şekerlemeler başlıca kullanıldıkları yiyeceklerdir. Ayrıca, çeşitli dermatolojik kremlerde, göz, kulak, burun damlalarında, fitillerde, bandajlarda da bulunurlar. Parabenler, deride kızarma, kaşıntı şişme gibi reaksiyonlara ve duyarlı kişilerde anaflaktik şoka neden olabilirler. * Sülfitler Besinlerin bozulmasını önlemek ve daha uzun süre taze kalmalarını sağlamak için kullanılan koruyucu katkı maddeleridir. Toplumun yüzde 1’inde sülfit alerjisi vardır. Astım krizleri, kusma, ishal, karın ağrıları gibi alerjik reaksiyonalara neden olabilirler. * Tartrazin Yiyecek ve içeceklere sarı renk vermek için yararlanılan bir katkı maddesidir. Alkolsüz içecekler, dondurma, şekerlemeler, puding, spagetti, başlıca bulunduğu besinlerdir. Deri döküntüleri ve astım krizlerine yol açabilirler. Ani egzersizler bel fıtığı sebebi Uzmanlar, omurgaların arasında bulunan ve omurilikteki esnemeyi sağlayan yumurta akı kıvamındaki sıvının bulunduğu kesenin, ani zorlamalar nedeniyle yıprandığında, omuriliğe baskı yaparak bel fıtığına neden olduğunu kaydetti. Özellikle yaz aylarında sağlıklı kalmak için spor yapan birçok kişiyle karşılaşıldığını, ancak spora başlamadan önce vücut çeşitli hareketlerle mutlaka ısıtılması gerektiğine dikkat çekildi. Özellikle bel fıtığını önlemek için adale ve bağların 30 dakika boyunca ısıtılması gerektiği, tam olarak ısınma gerçekleşmediği zaman ise, bel fıtığının yanı sıra adale ve bağlarda yırtıklar olabildiği ifade edildi. Bel fıtığı olan hastaların yüzde 90’ının tedaviyle iyileştiği, 3-6 ay arasında süren yoğun tıbbi tedaviye cevap vermeyen hastaların ise ameliyat edildiği belirtildi. Pratik bilgiler Yemeğin tuzu fazla kaçtıysa... Pişirirken yemeğin tuzunu fazla kaçırdıysanız içine bir yada iki adet soyulmuş patates atın. Fazla tuzu çekecektir. Sütün taşmaması için... Kaynayan sütün taşmaması için gözünüzün sürekli üzerinde olması gerekir. Hele kaynama noktasına geldiğinde, dikkatinizi birkaç saniyelğine başka yere çevirseniz hemen taşıverir. Bunu önlemek için sükt tenceresinin içine metal bir kaşık koyabilirsiniz. Eti çabuk pişirmenin yolu... Yemek konusunda aceleniz var ve etleri çabuk pişirmek istiyorsanız etlerin üzerine birkaç damla sirke sürün. Çabuçak piştiğini göreceksiniz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT