BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İki özenti iddia, ‘Ermeni Soykırımı’ ve ‘Ermeni Diasporası’

İki özenti iddia, ‘Ermeni Soykırımı’ ve ‘Ermeni Diasporası’

Türkiye’ye ve Türklere karşı dünya çapında bir ‘iftira’ kampanyası yürüten odakların bu iftiralarında “Sürgün’, ‘Soykırım’ ve ‘Ermeni Diasporası’ gibi deyimleri, Nurenberg Mahkemesinin kararı ile hukuken sabit olmuş, ‘Yahudi Soykırımı’na özenerek ve fakat yersiz haksız olarak, kullandığını görüyoruz.



Türkiye’ye ve Türklere karşı dünya çapında bir ‘iftira’ kampanyası yürüten odakların bu iftiralarında “Sürgün’, ‘Soykırım’ ve ‘Ermeni Diasporası’ gibi deyimleri, Nurenberg Mahkemesinin kararı ile hukuken sabit olmuş, ‘Yahudi Soykırımı’na özenerek ve fakat yersiz haksız olarak, kullandığını görüyoruz. Gerçekten, Arapça asıllı ve ‘Hacera’ fiilinden türemiş bir kelime olan ‘Tehcir’ bir yerden başka bir yere hicret ettirmek ‘İmmigration’ anlamını taşıdığı ve esasen ‘Tehcir’ kanunu diye tanınan 27 Mayıs 1915 Kanunu Muvakkatı ‘Sevk ve İskan’dan söz ettiği halde, iftira kampanyasını yürütenler ve destekleyenler, ‘Tehcir’i arzu edilmeyen yabancıların bir ülkeden kovulması veya sürgün edilmesi yani ‘Deportation-Expulsion’ anlamında kullanmakta ısrar etmekte ve böylece, M.Ö. 586 yılında Babillilerin, Yahuda Krallığını ele geçirdikten sonra, Yahudileri tutsak alarak, Babil’e sürmesi ile 1915 Sevk ve İskan Kanununun uygulaması arasında bir benzerlik ve paralellik kurmağa çalışmaktadırlar. Diğer taraftan, Osmanlı-Türk tarihinde, soykırım ve asimilasyona rastlanmadığı, Osmanlının Avrupa, Afrika ve Orta Doğu’da 200-400 yıl arasında değişen yönetimi altında tuttuğu halkın, etnik, dini ve kültürel varlıklarına saygı gösterildiği için, Musevilerin, Macarların, Polonyalıların Osmanlı ülkesine ve 1915 sözde Ermeni Soykırımı iddiasına itibar etmeden 1930’lu yıllarda Nazi zulmünden kaçan Avrupalı Musevilerin ve Liberallerin Türkiye Cumhuriyetine sığınmalarına rağmen, “Türkiye’de 1915-1923, yılları arasında gerçekleştirilen soykırım kurbanları, 1.5 milyon Ermeni kökenli insan”dan bahsetmek, Osmanlı İmparatorluğuna ve Türkiye Cumhuriyetine karşı olduğu gibi, bu iki devletin kurucusu olan Türk milletine karşı da iğrenç bir iftira yöneltmektir. “Sözde Soykırım” iddialarını yıllardan beri gündemde tutarak, Türkiye’ye ve Türklere karşı sürekli iftira kampanyalarını yürüten ve bu yolda bugüne kadar birçok ülkenin parlamentolarını aldatarak, hiçbir hukukî değeri olmayan siyasi kararlar çıkartanların, yine ‘Yahudi Soykırımı’na özenerek kullandıkları uyduruk deyimlerden birisi de “Ermeni Diasporası” deyimidir. Bilindiği üzere ‘Diaspora’, Yunanca’da ‘Dağılma’ İbranice’de ‘Galut-Sürgün’ anlamına gelmekte ve bu terim Babil sürgününden sonra Yahudilerin çeşitli yabancı topraklara dağılması, Filistin ya da bugünkü İsrail toprakları dışında ‘Sürgünde’ yaşayan Yahudiler veya Yahudi cemaatleri için kullanılmakta ve Yahudiler İsrail ülkesi ile aralarında özel bir bağ olduğuna inandıkları ve sürgünlerin sonunda geri dönme umudunu besledikleri için ‘Diaspora’ deyimi dini bir anlam da ifade etmektedir. İşte “Sözde Soykırım” yalanını mahkemece sabit olmuş ‘Yahudi Soykırımı’ ile özdeşleştirenler ‘Yahudi Diasporası’ deyimini de, tarihi tahrif etmek pahasına, ‘Ermeni Diasporası’ deyimi ile kullanmağa yeltenmektedirler. Oysa, 2001 yılında dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Peres’in, Ermenilerin, Yahudilere yönelik soykırım ile 1915 olaylarını özdeşleştirmelerinin anlamsız olduğunu ve ‘Yahudi Soykırımı’ anlamında Nazilerin yaptığı katliam ‘The Holcaust’ ile Ermeni iddiaları arasında benzerlik kurulmasını İsrail’in reddettiğini bilmiyor muyuz? Bu nedenle, bugün tanımı ve kusurları hem 9 Aralık 1948 tarihli BM Soykırım Sözleşmesin de, hem de 1998 Roma Milletlerarası Ceza Mahkemesi statüsünün 6. maddesinde yer alan ‘Soykırım’ suçu mahkemece ve hukuken sabit olmadığı müddetçe, Türkiye ve Türklerin soykırımla suçlanması bütün dünyayı kandırmaktan, Türkiye’ye karşı ise çok büyük ve iğrenç iftiradan başka bir anlam ifade edemez. Not: Anadolu’da yüzbinlerce Türkü katleden Ermenilere seyirci kalan Alman Parlamentosunun, Hitler’in soykırımı suçuna ortak ararcasına, sözde Ermeni katliamının anılma kararı ve Ermeni yalanlarını benimseyen bir kısım Alman medyasının çirkin yayınlarına Almanya’daki binlerce Türkün karşı çıkması çok yerinde olmuştur. Ne var ki; bu olayları, Türkiye’nin, soykırım yalanına dünya kamuoyunu inandıracak şekilde anlatma zaruretini bir kere daha ortaya koymaktadır. İ.G.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT