BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İran’ın seçimi

İran’ın seçimi

İran’da 9. defa yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Mahmud Ahmedî Necât, yüzde 61.7 oyla kazandı. Rakibi Haşim-i Rafsancânî yüzde 35.9’da kaldı. Haşim-i Rafsancânî gibi iki dönemde 8 yıl İran’ı yönetmiş tecrübeli, dirayetli ve dış politikaya vâkıf, ulemâdan gelen bir kişiyi 25.8 farkla geride bırakan Necât, 49 yaşında bir mühendistir, 2 yıldan bu yana Tahran belediye başkanlığı yapıyordu. Rafsancânî 70 yaşında idi.



İran’da 9. defa yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Mahmud Ahmedî Necât, yüzde 61.7 oyla kazandı. Rakibi Haşim-i Rafsancânî yüzde 35.9’da kaldı. Haşim-i Rafsancânî gibi iki dönemde 8 yıl İran’ı yönetmiş tecrübeli, dirayetli ve dış politikaya vâkıf, ulemâdan gelen bir kişiyi 25.8 farkla geride bırakan Necât, 49 yaşında bir mühendistir, 2 yıldan bu yana Tahran belediye başkanlığı yapıyordu. Rafsancânî 70 yaşında idi. İran’da yarı başkanlık sistemi vardır. Devleti başbakandan fazla, cumhurbaşkanı yönetir. Ama onun üzerinde bir de süper mega yargıç vardır. Alî Hamaney’dir. Devletin “Şîî şeriati”ne uygun yönetilip yönetilmediğini -hem de mutlak yetkiyle- kontrol eder. Yeni başkan Necât zaten seçilir seçilmez bu seçim demokrasi için değil, modern bir Müslüman toplum oluşturmak için yapıldı dedi. Cumhurbaşkanlığı seçiminin bu ikinci turunda iştirak yüzde 56’da kaldı. Necât’ın, liberel bir adayın yerine ikinci sayılıp ikinci tura bırakılması zaten seçimlerin güdümlü olacağı şüphesini doğurmuştu. Tony Blair, bu hususu vurgulamakta erken davrandı. Başkan Necât’ın, Türkiye ve Azerbaycan’dan hiç hoşlanmadığı, verilen bilgiler arasındadır. Bu husus İran milliyetçiliğine delâlet ediyor. Beyaz Saray ve Pentagon nasıl karşıladı? Tabiatiyle bayram ediyor. Artık İran üzerine yapacağı her türlü baskı, Avrupa’da daha ılımlı, hattâ platonik bir muhalefet görecektir. Zira çağımızda kimse radikalizmi savunmuyor. Dünyanın dikkati, seçimlerden öncesinin birkaç misli oranda İran konusunda yoğunlaşmıştır. Zira Rafsancânî’nin seçileceği üzerinde kanaat umumi idi. Hani İran liberalleşiyordu? Hani Suriye demokraside anlamlı adımlar atmaya başlamıştı? 2005 yılı yaz mevsiminin ilk haftasındayız. Kızgın bir yaz geçireceğimiz endişesinin ciddi belirtileri ortaya çıktı. Şaşkın ve kararsız Avrupa’yı, artık Amerikan düşmanlığından vazgeçtim büyük hata yaptığımı anladım, diyerek laubalilik eden süper zekâ ve yıllanmış diktatör Kaddafi’yi devirmek için Londra’da açık kongre düzenleyen İngiltere’yi, Türkiye’nin huzurunu bozmaya soyunan Ermenileri, PKK’cı Kürtleri, bütün bunlara ilâve ediniz. Böyle bir karmaşada dış politikada hata yapan devlet hapı yutar. -Başka bir konu öncelik almadığı takdirde- yarın, İran bahsine devam edeceğim.
Reklamı Geç
KAPAT