BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Mahşerin Üç Atlısı...”

“Mahşerin Üç Atlısı...”

Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz’in, “Küreselleşme-Büyük Hayal Kırıklığı” kitabını okuyorum. Stiglitz, 1997 yılından sonra bir dönem IMF Başkan Yardımcılığı da yaptı.



Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz’in, “Küreselleşme-Büyük Hayal Kırıklığı” kitabını okuyorum. Stiglitz, 1997 yılından sonra bir dönem IMF Başkan Yardımcılığı da yaptı. Küreselleşme adı altında kılık değiştiren yeni sömürgeciliğin baş aktörleri olan Dünya Bankası, IMF ve Dünya Ticaret Örgütü ile ilgili doğrudan bilgi ve gözlemlere sahip. Stiglitz’in bilgi ve gözlemlerini sizinle paylaşmak istiyorum. Gerçi bu zatın ortaya koyduğu gerçekleri, çok daha önceleri anlatmaktan dilimizde tüy bitti. Ama bizim insanımızın önemli bir bölümü, ne yazık ki kendi içinden birinin söylediğine burun kıvırır. Ama söyleyen yabancı ise sonsuz itimat eder. Hal böyle olunca, bu kez silahımızı Stiglitz’in penceresinden ateşlemek istedim... Bakın, Stiglitz, “mahşerin bu üç atlısı” için neler diyor: * Dünya Bankası’nda, IMF’de ve Dünya Ticaret Örgütü’nde kararlar, çoğu zaman ideolojik ve politik nedenlerle alınır. * IMF’nin başkanı Avrupalı, Dünya Bankası’nın başkanı ABD’li olur. Kapalı kapılar ardında seçilirler. Başkanların kredi verdikleri gelişmekte olan ülkelerle ilgili herhangi bir tecrübe sahibi olması bir ön şart olarak görülmez. * IMF ve Dünya Bankası, G-7 ülkelerinin hazine ve maliye bakanları tarafından yönetilir. Alternatif stratejiler tartışmaya açılmaz. * G-7 ülkelerinin maliye bakanları ve merkez bankası yönetecileri IMF’de, ticaret bakanları ise Dünya Ticaret Örgütü’nde kararları alırlar. Bu bakanların hepsi, kendi ülkeleri içindeki belirli seçmenlere sıkı sıkıya bağlıdır. Ticaret bakanları, iş dünyasının yani hem piyasaların kendi ürünlerine açılmasını isteyen ihracatçıların, hem de yeni ithal ürünlerle rekabet edecek ürünlerin üreticilerinin kaygılarını yansıtır. Bu seçmenler, tabii ki mümkün olduğunca çok ticaret engelini ve Meclis’ten kopardıkları her tür sübvansiyonu korumak isterler. Maliye bakanları ve merkez bankası yöneticileri, finans dünyasına sıkı sıkıya bağlıdır. Örneğin dönemin Hazine Bakanı Robert Rubin en büyük yatırım bankası olan Goldman Sachs’tan geldi ve en büyük ticari banka olan Citibank’ı yöneten Citigroup firmasına döndü. Yine bu dönemde IMF’deki ikinci adam olan Stan Fischer ise IMF’den doğruca Citigroup’a geçti. Bu insanlar dünyayı, finans dünyasının penceresinden görürler. * IMF programları genellikle Washington’dan dikte edilir ve başkentlerdeki 5 yıldızlı otellerde keyif çattıkları kısa süre içinde şekillenir. Oysa, bir insan, kırlarına gitmeden bir ülkeyi tanıyamaz, sevemez. Modern ekonomi yönetimi, hayatını mahvettiği insanları tanısa, lüks otelinde oturup katı bir şekilde dayattığı politikalar üzerinde bir kez daha düşünür. *** SON SÖZ: Türkiye’nin bugünkü perişan halinin sorumluları, mahşerin bu üç atlısına elini verip kolunu kaptıran yönetimlerdir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT