BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Rüküş hayat... Ohh ne rahat...

Rüküş hayat... Ohh ne rahat...

Milli Takım çevresinde hayat tarzımız son aylarda çok rüküştü. Yakışıksız adamların eli cebinde duruşları, kifayetsiz muhterislerin demode davranışlarıyla zaman kaybettik. Lüküs hayattan, rüküş hayata geliverdik... “Ohh ne rahat” devri bitti artık... “Yan gel de yat... Keyfine bak” dönemi Terim’le sona ermiştir.



Federasyon Başkanı Levent Bıçakçı aslında pek fazla sayıda yanlış yapmadı. Sadece çok fazla tali yanlışlara neden olacak çok önemli bir yanlış yaptı ve yanlış yapılmasının fahiş bedelleri olan yerlere, yanlış zamanda yanlış adamlar getirdi. Ersun’u kucağında bulduğu için onu ayıralım. Sadece zamanında müdahil olmadığı için eleştirebiliriz. Ama önüne reklam kampanyasını getireni, ‘Lütfen’e trilyon döktüreni, menajerini, genel sekreterini, yönetim kurulunun içinden seçilen Milli Takım Komitesi’ni, MHK Başkanı’nı ve onu değiştirmekte tıpkı milli hocayı değiştirmekte olduğu gibi geç kalışındaki karar refleksini, yanlış isimlere yanlış zamanlarda oynamasını, inisiyatiflerini geç kullanmasını eleştirebiliriz. Ersun’un iletişim biçimsizliklerini engelleyememesi de buna dahildir. Beni ırgalayan esas konu, Fatih Terim’in bir cümlesinde pusu kurmuş yatıyor. “Doğru anladıysam” ihtimali bile içime akşam üstü serinliği gibi düşüyor ve gölge serpiyor temmuz sıcağıma. Eller cepte olmayacak Yok artık... Bitti o dönem... Futbolun köşelerinde futboldan anlayanlar oturacak. Altında ve üstünde de öyle olacak. Mesela, futbol sorumlusu gibi görünen ve eli cebinde olanlardan biri olan Davut Dişli, milli bir maç öncesindeki son lig maçında, Şükrü Saracoğlu Stadı’nda Aziz Yıldırım’ın yanına kurulmuş otururken başkanın kulağına eğilip şöyle diyemeyecek: “İşlem tamam başkan. Operasyon yapıldı. Kazakistan maçında bu stada Hakan Şükür kaptan çıkartılamayacak. Kaptan Rüştü olmuştur.” Böyle diyemeyecek artık... Diyebilir ama en azından artık elleri iki yanında olacak, cebinde değil. Genel sekreter ve menajer de öyle olacak... Alt yapılar öyle bir çeki düzene girecek ki, geleceklere Hakan Şükür bile kendi rızasıyla yol açmak durumunda kalacak. Seçenekler ikiz Kulüp yazarlarından G.Saraylı olmayanlar, bazıları bilerek, bazıları farkında olmadan “önünü kesmek” felsefesine uyum gösterdi ve “kafadan karşı çıkmaya” başladı. Erman Toroğlu’nun “Sulu zırtlak” bir ifadesi diline düşerken aklından yola çıkmadığını, ağzından çıktığında hiç yol almamış gibi ham olduğunu gösterdi. Fikir armonisi var ama bilgi kıtlığından dolayı yavan kaldı. “Terim teknik adamlık kariyerinde inişli çıkışlı bir grafik çizdi” diyerek hoca daha başlamadan beline vurmaya başladı. Hem de karanlığa tuzak kurup ense köküne odun indirir gibi... Bir kere Terim iniş yaşadıysa bile bunu Milan’da yaşadı. Yani malûmların ancak bilet parası ödeyerek seyredebileceği Milan’da hoca olarak yaşadı. Ya da G.Saray’da yaşadı. Hani malûmun “hiç olmasa daha iyi olur” diye baktığı G.Saray’da. Kendisi hiç milli olamadan, 50 kez milliyi geçmiş, bunların 35’inde kaptan çıkmış bir adama karşı ne garezmiş bu? Terim gelince o da eli cebinde dolaşamayacaklar arasından, haddini bilenler arasına tekâmül edecek. Mesela İlker Sarıer pazar yazısında futbol sektörünü aşağılarken, içine Fatih Terim’i de katıp üç maçlık bir toleransı bile esirgemiş. Peki pazar günü “okunabilir” olmak için futbol sektörünü ve Terim’i niye seçmiş?.. Oysa toptan anladığını ben biliyorum. Oynamışlığımız da vardır... Eli cebinde olanların, yani rüküşlerin iki seçeneği var bundan böyle: “Ya ellerini yandan orta parmak pantolonun yan dikişine hizalanacak şekilde üst baldıra yapışık tutacaklar...” “Ya da kuytu köşelere tuzak kurup ense köküne odun vurmak için güneşin ortalıktan toz olmasını bekleyecekler..” Bülent’in sindirim sistemi Türk futbolunun en korkmaz adamı Bülent Korkmaz, yolun sonuna geldi. Galibası da yok, üstelik seçenek de yok, sadece yol bitti cengaver kaptan için. Milli Takım’da eski süreç devam edebilseydi, ona belki bir Ümit Milli Takım hocalığı söz verilmişti ve onunla kandırılmıştı efsane. Bu nedenle de arkadaşlarını satmış duruma düşmüştü... Ya da insanlığından ötürü “durumuna” düşürülmüştü. Oynamak istemesi geleceğini ipotek eder ve yaslanacak bir camiası kalmaz. Yapacağı en doğru şey vedayı basıp, bir yıl kaybolup, tek eksik tarafı olan İngilizce’yi edinip, futbolun akademik bilgisiyle donanıp, dönmek ve G.Saray ne veriyorsa onun başına geçmektir. Yoksa F.Bahçe’ye tezgâhlanmış bir Milli Takım olayının içinde yer almakla, doğup büyüdüğü camia da uzun vadede ondan uzaklaşır. Durumu içine sindirebilirse düşmanlarını da sindirir... Durum Bülent Korkmaz’ın “sindirme” sistemiyle ilgilidir... POST-İT “Ersun Yanal’a sahip çıkmak gerekirdi. Biz ondan memnunduk. Beni mi arıyormuş?.. Yok deyin..” (Nihat Özdemir) Akılda sıklet farkı Terim Ersun’u onore ederek başladı. Kendi öz insanlık kalitesinin ve kapasitesinin emrini uyguladı. Sonra da, eğer Hakan’ı oynatmayacaksa bunun nasıl yapılacağı konusunda ilk dersi vererek başladı.“Ya yanımızda, ya arkamızda olur” dedi. Şimdi isterse oynatmayabilir. Ama Ersun bunu bile becerememiş ve düşürmek istediği Hakan Şükür’ün altında kalmıştı. Hakan boylu boslu ve sıkı çocuktur. Nice stoperler telef etmişliği vardır. Ersun’un oyuncu kariyerindeki bilinmezliğe karşılık, Terim’in 14 yıllık savunma göbeğine verdiği emek ve tecrübe, bir santrforu nasıl durduracağı konusunda bir derstir... Aslında bir insanlık dersidir. S-ÖZ Gözünün tokluğunu karnının açlığına denk getirebilen insan, makbul insandır. (Ümit Aktan)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 89898
    % 0.37
  • 4.8232
    % -0.22
  • 5.6284
    % -0.33
  • 6.3815
    % -0.47
  • 192.903
    % -0.91
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT